"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/684 Esas, 2023/835 Karar
SUÇLAR : Zimmet, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.05.2023 tarihli ve 2022/163 Esas, 2023/115 sayılı Kararı ile sanıklardan ...'ın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155/2, 62... . maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ve 2.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3. maddesi gereğince hak yoksunlukları uygulanmasına, ...'nın zimmet suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine hükmolunmuştur.
B. İstinaf
Sanık ... ile katılanlar vekilinin istinaf başvuruları üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 07.09.2023 tarihli ve 2023/684 Esas, 2023/835 sayılı Kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ...'ın Temyiz İstemi
Suçun oluşmadığına, yetersiz gerekçe ve soruşturmayla hüküm kurulduğuna ilişkindir.
Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi
Sanıklardan ...’nın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin sabit olduğuna, ... yönünden ise verilen cezanın yetersiz olduğuna ve üst sınırdan ceza verilmesi gerektiğine, her katılan için ayrı vekalet ücreti verilmesi gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, isnat konusunun sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, avukat olan sanığın, diğer sanık tarafından sunulan yetki belgesine istinaden alacaklı vekili sıfatıyla yürüttüğü icra takibi sırasında tahsil ettiği meblağı müvekkili ve mirasçılarına vermeyerek uhdesinde tuttuğu şeklindeki isnadın sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği nazara alınarak, bu suç yönünden değerlendirme yapılması gerekirken, isnadın zimmet suçu kapsamında değerlendirilmesi suretiyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de hüküm sonucu itibarıyla doğru olduğundan bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen İlk Derece Mahkemesinin beliren takdir ve kanaati ile beraat hükmüne karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve kanuna uygun olması karşısında katılanlar vekilinin temyiz itirazları ile hükümde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.
2.Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden
01.07.2018 olan suç tarihinin karar başlığında 17.05.2017-29.12.2017 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak değerlendirilmiştir.
28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi hükmüne aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesinin infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı bulunmuştur.
Sanığın adli sicil kaydında yer alan Adana 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/24 Esas sayılı dosyası kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın 14.02.2014 tarihinde kesinleştiği, incelemeye konu bu dosyadaki suçun denetim süresi içinde 01.07.2018 işlenmiş olduğu gözetilerek, 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi gereğince ele alınması için ilgili Mahkemeye ihbarda bulunulması yönünden mahallinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesinin (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, adli para cezasının tamamen infazından sonra işlemek üzere, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmemesi,
Hukuka aykırı bulunmuş ancak tespit edilen bu aykırılığın Dairemiz tarafından giderilmesi mümkün görülmüştür.
III. KARAR
1) Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararında, katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2) Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle sanık ... ile katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesine ait hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinden önce gelmek üzere "Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesinin (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işleyen sanığın aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlamak üzere 5237 sayılı Kanun'un 53/1. maddesinin (e) bendinde belirtilen hak ve yetkileri kullanmaktan 1 yıl 15 gün süreyle yasaklanmasına," ibaresinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE eleştirilen hususlar dışında sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.01.2026 tarihinde karar verildi.