Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

5. Ceza Dairesi

Dosya2024/12176 E. 2026/4 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2023/767 Esas, 2024/2101 Karar

SUÇLAR : Zimmet, görevi kötüye kullanma

HÜKÜMLER : Zimmet suçu yönünden istinaf başvurusunun esastan reddi, görevi kötüye kullanma suçu yönünden ise hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ

A. İlk Derece

Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli ve 2021/203 Esas, 2022/515 sayılı Kararı ile sanık hakkında zimmet suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-a maddesi gereğince beraatine, görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-5. madde ve fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmolunmuştur.

B. İstinaf

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 27.06.2024 tarihli ve 2023/767 Esas, 2024/2101 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince zimmet suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün ise kaldırılarak sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223/2-c maddesi gereğince beraatine hükmolunmak suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Katılan Vekilinin Temyiz İstemi

Katılanın vekili olarak görevlendirilen sanığın görevinin gereklerine aykırı davrandığına, katılandan yazılı talimat almaksızın aleyhine işlem tesis ettiğine, eksik inceleme ve varsayım üzerine hükümler kurulduğuna, sanık hakkında gerekli tüm araştırmanın yapılarak mahkumiyet kararları verilmesi gerektiğine, hükmün bu nedenler ve resen nazara alınacak hususlar yönüyle bozulmasına ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2022 tarihli ve 2021/9-359 Esas, 2022/528 sayılı Kararında "Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin maddi olayın gerçekleşme biçimine ilişkin kabulünü değiştirmemesi, dosyaya yeni bir delil ikame etme yoluna gitmemesi, ilk derece mahkemesinin dosyada mevcut delilleri takdir etmek suretiyle ulaştığı sonucu isabetli bulmayarak aynı delilleri yeniden değerlendirip farklı bir sonuca ulaşması, 7035 sayılı Kanun'un gerekçesinde de belirtildiği üzere değişiklikle amaçlanan hususlardan birinin Bölge Adliye Mahkemelerinin daha etkin ve verimli bir şekilde çalışmalarının sağlanması olması hususları birlikte gözetildiğinde; Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açmaksızın dosya üzerinden yaptığı inceleme neticesinde ilk derece mahkemesince mahkûmiyetine hükmedilen ... sanık ve suça sürüklenen çocukların beraatlerine karar verebileceği"nin belirtildiği nazara alındığında, suç kastının bulunmadığı gerekçesiyle sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmüne ilişkin Tebliğname'deki, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadan yapılan yargılama neticesinde yazılı şekilde karar verilemeyeceği nedenine dayalı bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere; sanık ile katılan arasındaki vekalet ilişkisinde kamu otoritesi ve kamu gücünün kullanılmadığı, isnat konusunun sanığın avukat olmasının doğal sonucu değil katılan tarafından şahsına duyulan güven ilişkisi nedeniyle verilen ahzu kabz yetkisi kapsamında gerçekleştirildiği ve buna bağlı olarak da aralarındaki ilişkinin hizmet ilişkisi kapsamında kaldığı gözetildiğinde, sanığın, alacaklı katılan vekili sıfatıyla yürüttüğü icra takibi sırasında tahsil ettiği meblağı müvekkiline vermeyerek uhdesinde tuttuğu şeklindeki isnadın sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği nazara alınarak, bu suç yönünden değerlendirme yapılması gerekirken, zimmet suçu kapsamında değerlendirilmesi suretiyle sanığın beraatine karar verilmiş ise de hüküm sonucu itibarıyla doğru olduğundan ve son soruşturmanın açılmasına dair kararda sanığa yüklenen isnat, blokenin kaldırıldığı tarihte hesapta bulunan miktar ile mahkemenin kabulüne nazaran katılan vekilinin tedbirin kaldırıldığı döneme ait banka kayıtlarının dosyada bulunmadığı yönündeki temyiz itirazları da sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

Sanığın leh ve aleyhindeki toplanan tüm kanıtları inceleyip, irdeleyen ve iddianın reddine ilişkin sebepleri karar yerinde ayrı ayrı gösteren, savunmayı tercih nedenlerini açıklayan, aleyhteki kanıtları hükümlülük için yeterli görmeyen İlk Derece Mahkemesinin beliren takdir ve kanaati ile zimmet suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın, yine görevi kötüye kullanma suçu yönünden Bölge Adliye Mahkemesinin beliren takdir ve kanaatinin usul ve kanuna uygun olması karşısında katılan vekilinin temyiz itirazları ile hükümlerde dikkate alınan sair hususlar yönünden de hukuka aykırılık görülmemiştir.

III. KARAR

Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin Kararında, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği Tebliğname'ye kısmen uygun kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.01.2026 tarihinde karar verildi.

§