Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

5. Ceza Dairesi

Dosya2022/4480 E. 2026/5396 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2020/970 Esas, 2021/879 Karar

SUÇ : Tefecilik

HÜKÜMLER : Kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine, mahkumiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Katılan ... vekilinin 12.11.2021 tarihinde yüzüne karşı tefhim edilen hükmün 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310/1. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra adı geçen katılan tarafından verilen 24.01.2022 havale tarihli dilekçeyle temyiz edildiği, diğer taraftan katılan ... vekilinin 15.11.2021 tarihli süre tutum dilekçesiyle temyize konu mahkeme kararının bozulmasını istediği ancak ...’in yalnızca kendisine yönelik tefecilik eylemlerinin zarar göreni olduğu, bu kapsamda mahkumiyet hükmüne esas alınan eylemler yönünden atılı suçun zarar göreni olmadığı ve vekilinin mahkumiyet hükmünü temyize hakkı bulunmadığı anlaşıldığından, katılan ...’ın temyiz istemi ile katılan ... vekilinin mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılanlar Hazine ve ... vekillerinin düşme hükmüne, sanık müdafinin ise mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Kararın gerekçe kısmında sanık hakkında daha önce aynı suçtan verilen ve Dairemizin 20.05.2019 tarihli ilamıyla düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşen Denizli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.07.2016 tarihli ve 2015/391 Esas, 2016/610 Karar sayılı mahkumiyet hükmüne konu kamu davasındaki iddianame ve suç tarihleri ile sanığın temyiz davasına konu eylemlerine ilişkin iddianame ve suç tarihleri değerlendirilerek ..., ... ve ...’na karşı gerçekleştirdiği iddia edilen tefecilik eylemlerinin isabetli biçimde kesinleşen dosyadaki iddianame tarihi öncesinde kaldığı ve zincirleme suç oluşturduğu, bu eylemler yönünden son suç tarihi ile hüküm tarihi arasında 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği kabul edilmesine karşın kısa kararda yalnızca ...’a yönelik eylemlere ilişkin 04.04.2012 tarihli iddianameyle açılan esas dosya bakımından düşme kararı verildiği, birleşen dosyada ... ve ...’na yönelik eylemlere ilişkin 21.01.2013 tarihli iddianame uyarınca ayrı sevk maddeleriyle açılan kamu davaları yönünden bir hüküm kurulmadığı anlaşıldığından bu hususta mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

1) Sanık hakkında verilen kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair hükme yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;

Bozmaya uyularak gereği yerine getirilmek ve gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair hüküm usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılanlar Hazine ve ... vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

2) Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.04.2016 tarihli, 2014/118 Esas ve 2016/208 sayılı Kararında da belirtildiği üzere tefecilik suçu ile korunan hukuki yarar ve bu bağlamda suçun topluma karşı suçlar bölümünde düzenlenmesi karşısında, bu suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğu, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerektiği, keza 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçunun, kazanç elde etmek amacıyla borç para verilmesiyle oluşacağı, değişik zamanlarda ve/veya farklı kişilere karşı tefecilik eylemini zincirleme olarak işleyen sanık hakkında aynı Kanun’un 43. maddesinin uygulanması gerektiği, zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günün suç tarihi olduğu, bu itibarla hukuki kesinti oluşturan iddianame tarihinden evvel sanık hakkında tüm eylemlerin teselsülün içerisinde değerlendirilmesi, iddianame tarihinden sonraki eylemlerin ise gerçek içtima hükümleri ve varsa kendi içinde teselsül hükümleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanması gerekeceği nazara alındığında; sanık hakkında 21.01.2013 tarihli iddianameyle ...’ya karşı da gerçekleştirdiği iddia edilen eylemin suç tarihinin adı geçen diğer şahıslara ve kesinleşen mahkumiyet hükmüne konu eylemlere dair hukuki kesinti oluşturan 18.03.2010 tarihli iddianame sonrasında kaldığı gözetilip sanığın ...’ya karşı gerçekleştirdiği eylem yönünden tek bir tefecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasına karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu 18.03.2010 tarihli iddianameye konu eylemlerin zinciri olduğu kabulüyle yazılı şekilde hüküm kurulmak ve kesinleşen mahkumiyet hükmündeki cezanın mahsubuna karar verilmek suretiyle eksik ceza tayin edilmiş ise de sanığın üzerine atılı tefecilik suçunun suç tarihine nazaran lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 241. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli, 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 17.08.2012 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından hükmün 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden sanık hakkında ...’ya yönelik eylem yönünden açılan kamu davasının aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince zamanaşımı sebebiyle DÜŞMESİNE 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§