"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/852 Esas, 2020/842 Karar
SUÇ : Rüşvet alma
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince eylemin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğundan bahisle kurulan mahkumiyet hükmü kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi
Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/11. madde ve fıkrasında, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde, mahkemenin hükmü açıklayacağı belirtilmiştir. Öte yandan kararın kesinleşmesi yoklukta verilenlere yöntemince tebliğinden, huzurda verilenlere de usulünce tefhiminden itibaren yasada öngörülen sürede kanun yoluna başvurulmaması ya da başvurulup reddedilmesi durumunda mümkün olacaktır. Bu açıklamalar ışığında, açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması için öncelikle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleşmesi gerekmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmemiş ise denetim süresi başlamayacak ve sanığın denetim süresi içinde suç işlediğinden de bahsedilemeyecektir.
Sanık hakkında rüşvet alma suçundan açılan kamu davasında eylemin icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğunun kabulüyle Şırnak Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen 20.11.2012 tarihli ve 2010/787 Esas, 2012/289 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Kararın suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığına tebliğ edilmeksizin 20.02.2013 tarihinde kesinleştirilmesini müteakip sanığın denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlediğine ilişkin ihbarda bulunulmasının ardından 14.06.2019 tarihinde sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün açıklandığı, bu hükme karşı sanık müdafii ve katılan Hazine vekili tarafından yapılan istinaf başvuruları üzerine temyiz incelemesine konu kararın verildiği,
Rüşvet alma suçunun zarar göreni olan ve davaya katılma hakkı bulunan İçişleri Bakanlığının 5271 sayılı Kanun'un 231/12. madde ve fıkra hükmü uyarınca Şırnak Ağır Ceza Mahkemesince verilen 20.11.2012 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara itiraz hakkının bulunduğu ancak tebliğ edilmediğinden anılan kararın kesinleşmediği ve dava zamanaşımı süresinin durmadığı gözetilerek yapılan incelemede;
Rüşvet alma suçuna ilişkin olarak taraflar arasında işin yapılmasından önce veya yapılması sırasında rüşvet anlaşması yapıldığına dair dosya kapsamında yeterli delil bulunmadığı gibi suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) rüşveti tanımlayan 252/3. maddesinde “Rüşvet, bir kamu görevlisinin, görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapması veya yapmaması için kişiyle vardığı anlaşma çerçevesinde bir yarar sağlamasıdır.” denilerek sadece nitelikli rüşvete yer verildiği, kamu görevlisinin yapması gereken işi yapması ya da yapmaması gereken işi yapmaması için yarar sağlanmasının veya kişilerin bu şekildeki iş için kamu görevlisine çıkar temin etmelerinin rüşvet tanımından çıkarıldığı, bu eylemlerin aynı Kanun'un 257/3. maddesinde düzenlenen “görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu” oluşturduğu nazara alındığında, sanığa isnat olunan fiillerin sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un 257/3. madde ve fıkrasında düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçunu oluşturacağı, bu suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 26.12.2005 tarihi ile hüküm tarihi arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde beraat hükmü kurulduğu belirlenmiştir.
Açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün, 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddeleri uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Şırnak 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
31.03.2026 tarihinde karar verildi.