"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/405 Esas, 2016/255 Karar
SUÇLAR : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, tefecilik, tehdit, resmi belgede sahtecilik, ihaleye fesat karıştırma, dolandırıcılık, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a (6136 sayılı Kanun) muhalefet
HÜKÜMLER : Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2012 tarihli iddianamesiyle açılan kamu davalarında;
1- Sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, sanıklardan ... hakkında 1, 6, 7, 16... . eylem, ... hakkında 1, 2, 3, 5, 6, 7, 8 ve 12. eylem, ... hakkında 2, 3 ve 7. eylem, ... hakkında 2, 5, 8, 9 ve 17. eylem, ... hakkında 1, 2, 3, 5, 8, 9, 13... . eylem, ... hakkında 2, 4, 5 ve 12. eylem, ... hakkında 2, 3, 5 ve 6. eylem, ... hakkında 2 ve 3. eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin tefecilik, ... ve ... hakkında 2. eylem olarak anlatılan isnada ilişkin dolandırıcılık, ..., ... ve ... hakkında da 7. eylem olarak anlatılan isnada ilişkin tehdit suçlarından beraat,
2- Sanıklardan ... hakkında 2, 3, 4 ve 5. eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin tehdit suçundan ayrı ayrı, 2, 3, 5, 8, 9, 11, 12, 13, 14... . eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin ayrı sevklerle tefecilik suçundan açılan kamu davalarında zincirleme tefecilik, ... hakkında 1. eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin tefecilik ile tehdit, ..., ..., ... ve ... hakkında da ihaleye fesat karıştırma suçlarından mahkumiyet,
3- Sanık ... hakkında 2, 3, 5, 8, 9, 11, 12, 13, 14... . eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin ayrı sevklerle tefecilik suçundan açılan kamu davalarında sanığın zincirleme tefecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmesi nedeniyle ayrıca ceza verilmesine yer olmadığına,
4- Sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, tefecilik, dolandırıcılık ve tehdit suçlarından açılan kamu davalarının ölüm nedeniyle düşürülmesine,
5- Sanıklardan ... hakkında ihaleye fesat karıştırma, ... ve ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet ile ... hakkında 14. eylem, ... hakkında da 3. eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin tefecilik suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılması,
6- Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 01.08.2012 tarihli iddianamesiyle açılan kamu davalarında; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan beraat,
7- Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 02.07.2014 tarihli iddianamesiyle açılan kamu davalarında; sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan beraat, sanık ... hakkında aynı suçtan mahkumiyet,
8- Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 22.11.2013 tarihli iddianamesiyle açılan kamu davasında; sanık ... hakkındaki müsadere talebinin reddi.
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, düzeltilerek onama, bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanıklardan ... hakkında ihaleye fesat karıştırma, ... ve ... hakkında 6136 sayılı Kanun'a muhalefet, ... ve ... hakkında ise tefecilik suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) geçici 6/2-b maddesi hükmü uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan 231/12. maddesine göre itiraza tabi olduğu ve temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi hükmü de gözetilerek ... vekilinin bu kararlara yönelik temyiz talebinin itiraz mahiyetinde kabul edilmesi gerektiği anlaşılmakla, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre ihaleye fesat karıştırma suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Sağlık Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. maddesi uyarınca Sağlık Bakanlığının başvuru tarihinde bu suç bakımından müdahil sıfatını kazandığı, diğer taraftan Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle Hazine ve Sağlık Bakanlığının suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, tehdit, dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından, keza Sağlık Bakanlığının değinilen suçların yanında tefecilik suçundan açılan kamu davalarında doğrudan zarar görmeleri söz konusu olmadığından katılma ve hükümleri temyiz haklarının bulunmadığı, mahkemece Hazine için usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği anlaşıldığından, Hazine ve ... vekillerinin suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, resmi belgede sahtecilik, tehdit ve dolandırıcılık, ... vekilinin ayrıca tefecilik suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, başvurularının kapsamına göre incelemenin sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılan Hazine vekilinin ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan beraat, tefecilik suçundan kurulan beraat ve ceza verilmesine yer olmadığı hükümleri ile sanık ... hakkındaki müsadere talebinin reddi kararına, katılan ... vekilinin ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan beraat ve mahkumiyet hükümlerine, sanık ... müdafiinin ise bu sanık hakkında atılı suçlardan kurulan beraat hükümlerine yönelik vekalet ücretine hasren temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2012 tarihli iddianamesinde 3. eylem olarak anlatılan isnatlara ilişkin sanıklar ... ve ... hakkında tefecilik, sanık ... hakkında ise tehdit suçlarından açılan kamu davalarına ilişkin mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüş, her ne kadar tebliğnamede sanık ... hakkında tefecilik ve 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara yönelik katılan Hazine vekili tarafından yapılan itirazın merciince incelenmesi gerektiği yönünde görüş belirtilmiş ise de Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde bu kararlara ilişkin bir isteminin bulunmadığı anlaşılmıştır.
1-Sanıklardan ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan mahkumiyet, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında ihaleye fesat karıştırma suçundan kurulan beraat, ... ve ... hakkında tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında tefecilik suçundan kurulan beraat, sanık ... hakkında tefecilik suçundan kurulan ceza verilmesine yer olmadığı, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet, ... (Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2012 tarihli iddianamesinde 3, 4 ve 5. eylem olarak anlatılan isnatlar yönünden) ve ... hakkında tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık ...'ün hükümden sonra 27.01.2024 tarihinde vefat ettiği Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin edilen güncel nüfus kaydından anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek bu hususta bir karar verilmesi lüzumu ile davaya konu ihale nedeniyle kamu zararı oluşmadığı nazara alındığında; sanıklara isnat edilen eylemlerin sübutu halinde suç tarihinden sonra yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 235/3-b maddesinde düzenlenen ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturacağı, bu suçun anılan maddede ayrıca sanıkların üzerine atılı tefecilik suçunun suç tarihlerine nazaran lehe olan 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi 5237 sayılı Kanun'un 241. maddesinde ve sanıklara yüklenen diğer suçlar olan resmi belgede sahtecilik ve tehdit suçlarının da aynı Kanun'un 204/1 ile 106/1. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresine tabi oldukları, mahkumiyetlere ilişkin zamanaşımını kesen son işlem olan 09.06.2016 tarihli mahkumiyet hükümleri ve beraatlere ilişkin 14.12.2012 tarihli son sorgular ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık ... hakkındaki kamu davasının ölüm, diğer sanıklar hakkındaki kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
2-Sanık ... hakkında verilen müsadere talebinin reddi kararına yönelik temyiz itirazları ile sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik vekalet ücretine hasren temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık ... hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davalarının temyiz incelemesi sonucu zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği ayrıca Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2012 tarihli iddianamesinde 3. eylem olarak anlatılan isnada ilişkin tehdit suçundan açılan kamu davasında da sanık hakkında hüküm kurulmadığı nazara alındığında, sanığın yüklenen tüm suçlardan beraat etmediği ve avukatlık hizmetinin bölünemeyeceği hususları göz önünde bulundurularak, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Genel Hükümlerinin 14/4. maddesi gereği sanık lehine vekalet ücreti takdirinin mümkün olmadığı kabul edilmiştir.
Delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle sanık ... hakkında verilen müsadere talebinin reddi kararı ile sanık ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan verilen beraaat hükmü usul ve kanuna uygun olduğundan yerinde görülmeyen katılan Hazine vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle kararın ve hükmün ONANMASINA,
3-Sanık ... hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 13.04.2012 tarihli iddianamesinde 2. eylem olarak anlatılan isnat yönünden tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2019 tarihli ve 2017/6-275 Esas, 2019/563 sayılı Kararında belirtildiği üzere; 5237 sayılı Kanun'da mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 308. maddesindeki “Kendiliğinden hak alma” suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmeyerek kanunda belirtilen bazı suçların bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılmasının öngörüldüğü, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddelerde bu yönde düzenlemelere yer verildiği,
5237 sayılı Kanun'un "Daha az cezayı gerektiren hal" başlıklı 150. maddesinde "(1) Kişinin bir hukukî ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması hâlinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır. (2) Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir." hükmü ile yağma suçunun daha az cezayı gerektiren hallerinin düzenlendiği, maddenin birinci fıkrasına göre bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla tehdit veya cebir kullanılması halinde eylemin daha az cezayı gerektiren yağma suçunu oluşturacağı ancak yaptırım olarak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüş olup maddede belirtilen "hukuki ilişkiye dayanan alacak" kavramının hukuki anlamda bir edimle yükümlü olan borçlunun şahsına karşı alacaklının kullandığı hakkı ifade ettiği, alacak hakkının mal varlığına ilişkin, geçici, şahsa bağlı ve nispi bir yararlanma hakkı olduğu, bu hakkın herkese karşı değil sadece borçluya karşı ileri sürülebildiği, sınırlı sayıda ve belirli kişiler arasında söz konusu olduğu için nispi bir hak niteliğinde olduğu, borç ilişkisinden doğan hakların sadece borçluya karşı ileri sürülebileceği dikkate alındığında, bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gerektiği, bu hukuki ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olmasının zorunlu olmayıp hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olmasının yeterli olduğu dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 150. maddesinin ancak mağdurun söz konusu hukuki ilişkiye taraf olan borçlu, failin ise alacaklı olması durumunda uygulanabileceği gözetildiğinde,
Katılan ...'ın sanık ...'den %20 faizle aldığı 16.000 TL karşılığında 19.000 TL değerinde senet vermesi şeklindeki eyleminin sübutu halinde tefecilik suçunu oluşturacağı, katılanın soruşturma aşamasındaki 17.10.2012 tarihli beyanına göre faiz karşılığı aldığı 16.000 TL'yi toplamda 27.000 TL olarak ödemesine rağmen sanığın kendisinde bulunan 19.000 TL'lik senedi iade etmediği gibi tehdit ve baskıyla 24.000 TL daha istediğini, bu parayı vermemesi halinde kendisi için iyi olmayacağını, silahların konuşacağını söylediğini bildirmesi karşısında, faiz anlaşması kapsamında ödünç verilen paraya karşılık alınan senette yazılı miktardan fazlasına ilişkin cebir ve tehditle aşkın talepte bulunan sanık ...'in ...'a yönelik eyleminin, aşkın tahsilat nedeniyle yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaşma hükümleri yeniden düzenlenmiş ve sanıklara isnat edilen 5237 sayılı Kanun'un 106/1. maddesi kapsamındaki tehdit suçunun uzlaştırma kapsamında bulunduğu anlaşılmakla aynı Kanun'un 7/2. maddesine göre uzlaştırma işlemi uygulanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca hükmün BOZULMASINA 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.