"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Zimmet, nitelikli dolandırıcılık, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, icrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet (sanıklardan ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği ve nitelikli dolandırıcılık (11 kez) suçlarından, ..., ... ve ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçuna yardım etmeden), beraat (sanık ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan), hükmün açıklanmasının geri bırakılması (sanıklardan ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan (9 kez), ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin zincirleme resmi belgede sahteciliği suçuna yardım etmeden)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Sanıklardan ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, ..., ... ve ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçuna yardım etmeden verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/12. maddesinin karar tarihinde yürürlükte olan haline göre itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanun'un 264. maddesi de gözetilerek katılan Kooperatif vekilinin anılan kararlara ilişkin temyiz isteminin itiraz mahiyetinde kabulü gerektiği, vaki itirazın merci Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.06.2016 tarihli ve 2016/421 Değişik iş sayılı Kararı ile incelenerek bu hususta gerekli kararın verildiği anlaşılmakla, dosyanın bu yönden incelenmeksizin mahalline İADESİNE, 5271 sayılı Kanun'un 225/1. maddesinde yer alan "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenleme gereğince hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olması gerektiği, açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının yasaya aykırı olacağı gözetildiğinde, suç tarihinde ... Tarım Kooperatifi müdürü olarak görev yapan sanık ...'ün bazı Kooperatif üyelerine kredi senedi imzalatarak ilgili şahıslar üzerinden alınan kredileri kendisinin kullandığı iddia ve kabul edilen somut olayda, sanığın ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a yönelik eylemlerine iddianamede yer verilmediği dolayısıyla bu eylemler yönünden usulüne uygun açılmış kamu davası olmadığı ve bu eylemlere ilişkin hüküm de kurulmadığı anlaşılmakla adı geçenlerin sanık hakkında açılan kamu davalarına katılmaları mümkün olmayıp verilen hükümleri temyiz etme yetkilerinin bulunmadığı, usulsüz olarak kamu davalarına katılmalarına karar verilmesinin de hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği nazara alınarak adı geçenler vekilinin temyiz istemi ile tayin olunan cezanın miktarına nazaran yasal koşulları bulunmadığından sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. ve 318. maddeleri gereği ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Tarım ve Orman Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 3628 sayılı Kanun’un 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde bu suç yönünden müdahil sıfatını kazandığına keza adı geçen Bakanlığın kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçlarından verilen hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu nazara alınarak; başvurularının kapsamına göre incelemenin katılanlardan Kooperatif vekilinin sanıklardan ... hakkında kurulan beraat hükmü ile ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, Bakanlık vekilinin sanık ... hakkında kurulan beraat hükmüne, sanıklar müdafiilerinin ise müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında katılan ...'ya yönelik nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı halde hüküm kurulmadığı anlaşıldığından bu hususta mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1. Sanıklardan ... hakkında zimmet, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, nitelikli dolandırıcılık suçlarından, ... hakkında zimmet suçuna yardım etmeden, ... hakkında katılan ...'e yönelik eylemi nedeniyle zimmet suçuna yardım etmeden kurulan mahkumiyet hükümleri ile ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık ...'ün hükümlerden sonra 05.06.2025 tarihinde vefat ettiği UYAP ortamından temin edilen nüfus kaydından anlaşılmakla, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, bu hususta bir karar verilmesi lüzumu ile sanık ...'ın babası ... yerine imza atıp kredi çektiği, sanığın babası ...'ın ise oğluna yetki verdiğini kabul ettiği ancak bilgisi dışında fazla borçlanma yapıldığını ifade ettiği keza sanık ...'in kardeşi ...'in de kardeşine yetki verdiğini ancak iki adet borç senedinin bilgisi dışında imzalandığını beyan ettiği anlaşılmakla, sanıklar ... ve ...'in söz konusu eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekeceği, bu suç ile sanık ...'e yüklenen icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçunun 5237 sayılı Kanun'un 155/1 ve 257/1. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihleri olan 2010 yılı ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklardan ... hakkındaki kamu davalarının ölüm, sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki kamu davalarının ise zamanaşımı sebebiyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
2.Sanıklardan ...'nın şikayetçi ...'e, ...'in mağdurlar ... ve ...'e yönelik eylemleri nedeniyle haklarında zimmet suçuna yardım etmeden kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelemesinde ise;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
5237 sayılı Kanun'un 247. maddesinde düzenlenen zimmet suçunun oluşması için "Kamu görevlisinin veya özel mevzuatları gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılabilen kişilerin görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının yararına zimmetine geçirmesi"nin gerektiği, suç tarihinde Kooperatif üyesi olan sanıkların başkaları adına düzenlenen borç senetlerini imzalamak ve Kooperatiften kredi çekerek hileli ve yasal olmayan yollarla haksız olarak menfaat sağlamalarının zincirleme biçimde nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeler sonucu eylemlerinin zimmet suçuna yardım etme olarak kabulüyle yazılı biçimde mahkumiyet hükümleri kurulması,
Kabule göre de;
5237 sayılı Kanun'un 3 ve 61. maddeleri de gözetilerek, ilgili kanun maddesinde öngörülen temel cezanın tayini ve zincirleme suç nedeniyle yapılacak artırımda alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılması suretiyle sonuç cezanın saptanması gerektiği gözetilmeden, sanıklar hakkında zincirleme suç hükümleri nedeniyle cezada 1/2 oranında artırım yapılmak suretiyle fazla cezalar tayini,
Sanıklar hakkında hükmolunan sonuç cezaların "4 yıl 8 ay 7 gün" hapis cezası yerine hesap hatası sonucu "3 yıl 20... gün" hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle eksik cezalar tayini,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiilerinin ve katılanlar vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA
15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.