Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

5. Ceza Dairesi

Dosya2021/2638 E. 2026/133 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2012/579 Esas, 2014/208 Karar

SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık ve bu suça yardım etme, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik, icrai davranışla görevi kötüye kullanma, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma, denetim görevinin ihmali, şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'na (1163 sayılı Kanun) muhalefet

HÜKÜMLER : Sanıklardan ... hakkında basit zimmet ile ... hakkında zincirleme basit zimmet suçundan mahkumiyet, sanıklar ...,....’in üzerlerine atılı diğer suçlar ile anılan sanıklar dışındaki tüm sanıklar hakkında üzerlerine atılı suçlardan beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama, düşme, idari para cezası verilmesine yer olmadığına, bozma

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli ve 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılması gerektiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre sanıklara isnat olunan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, icrai davranışla görevi kötüye kullanma, ihmali davranışla görevi kötüye kullanma, denetim görevinin ihmali, şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi ve 1163 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından doğrudan zarar görmeyen kooperatif üyeleri katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile sanıklara isnat olunan tüm suçlardan doğrudan zarar görmeyen Hazinenin davaya katılma haklarının olmadığı, anılan suçlar yönünden ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'nun usulsüz olarak kamu davalarına katılmalarına karar verilmesinin de hükümleri temyiz hakkı vermeyeceği, diğer yandan katılan .... Konut Yapı Kooperatifi vekilinin 08.05.2014 tarihinde yüzüne karşı tefhim edilen hükmü bir haftalık yasal temyiz süresinden sonra sonra verdiği 16.05.2014 havale tarihli dilekçe ile temyiz ettiği anlaşıldığından, temyiz istemlerinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi uyarınca ayrı ayrı REDDİNE, incelemenin müdafiilerinin sanıklar ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., .... ..., ... ve ... vekillerinin özel belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve bu suça yardım etme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Hüküm fıkrasında sanıklardan ... (....)'un soyadının ..., ... (....)'ın adının ... olarak ve beraat kararı verilirken ...'ın isminin de .... olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hataları olarak kabul edilmiştir.

Sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açıldığı halde hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, bu hususta mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

1-Sanıklardan ..., ..., ... (....), ... (....) hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat, ... hakkında basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet ile nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneklerine göre, hükümden sonra sanıklardan ...'in 06.12.2021, ...'in 16.05.2022, ...'ın 07.11.2022 tarihlerinde öldüklerinin tespit edilmiş olması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.10.2024 tarihli ve 2021/228 Esas, 2024/281 sayılı Kararı da gözetilerek, adı geçen sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu ayrıca diğer sanıklara isnat olunan sahtecilik eylemlerinin sübutu halinde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturacağı, bu suçun suç tarihlerine göre lehe olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 339/1. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 102/3 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 10 yıllık asli ve 15 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, nitelikli dolandırıcılık suçunun ise suç tarihlerine göre lehe olan 765 sayılı Kanun'un 503. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 5 yıllık asli ve 7 yıl 6 aylık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihlerinin azami olarak sanıkların görev sürelerinin sona erdiği 10.02.20 02... .01.2003 olarak kabul edilmesi gerektiği, bu tarihler ile nitelikli dolandırıcılık suçu yönünden hüküm tarihi arasında, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçu yönünden ise inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5237 sayılı Kanun'un 7/2 ile 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddeleri de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1, 5237 sayılı Kanun'un 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanıklar ..., ... ve ... hakkındaki kamu davalarının ölüm, diğer sanıklar hakkındaki kamu davalarının ise zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,

2-Sanıklardan ..., ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından, ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılığa yardım etme suçundan kurulan beraat hükümleri ile ... hakkında basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise;

Suç tarihinde ....Konut Yapı Kooperatifi yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan aynı zamanda kooperatifin inşaatlarının yapıldığı arsanın sahibi ..... şirketinin ortağı olan sanık ...'in kooperatif üyeleri ..., ..., ... ve ...'dan tahsil ettiği 135.315,00 TL ile yine kooperatif üyesi ...'tan tahsil ettiği 70.000,00 TL'yi uhdesinde bulundurduğu kabul edilerek basit zimmet suçundan mahkumiyetine, sanıklar ..... ..... şirketinin ortağı ...... Konut Yapı Kooperatifi yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan ... ve .....'nin aynı suçu birlikte işleme irade ve kararlılığı ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek kooperatif üyelerinden topladıkları paraları kooperatif faaliyetlerine aktarmadıkları, sahte belgelerle yeni üye kaydı yaptıkları, aynı daireleri birden fazla kişiye ve üyelere ait daireleri kendi kişisel borçlarını öne sürerek icra yoluyla rayiç değerlerinin altında üçüncü kişilere sattıkları, üyelere vermeyi taahhüt ettikleri daireleri muvazaalı yollarla üçüncü kişilere devrettikleri, hile ve aldatmacayla kooperatife üye şikayetçileri iyi niyet ve saflıklarından faydalanarak kandırdıkları ve şikayetçilerin zararlarına yol açacak şekilde haksız menfaat elde etmek suretiyle özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işledikleri, .... ve ....'nın da nitelikli dolandırıcılık suçuna yardım ettikleri iddialarıyla açılan kamu davalarında sanıkların atılı suçlardan beraatlerine karar verilmiş ise de; hükme esas alınan bilirkişi raporunda sadece mahkemece zimmet suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulan eylemlerin irdelendiği, nitelikli dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık kapsamındaki sahtecilik suçuna ilişkin isnatlar yönünden inceleme yapılmadığı, bu haliyle söz konusu bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı ayrıca sanık ... hakkında Pendik Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2009 tarihli ve 2009/11635 Soruşturma, 2009/7331 Esas, ... numaralı İddianamesiyle ...'un kooperatife 25.12.2006 tarihinde üye olduğu, 70.000 TL üye aidatını peşin ödediği, kendisine kooperatifin A blok 18 nolu dairesinin taahhüt edildiği, daire tahsis belgesi ve protokol düzenlendiği ancak tapu kayıtlarına göre söz konusu dairenin 26.09.2001 tarihi itibarıyla ...'a satılmış olduğu, daha sonra 18.07.2003 tarihinde cebri satış ile dairenin mülkiyetinin .....'a geçtiği, suç tarihi itibarıyla kooperatife ait olmayan daireyi şikayetçiye satmak maksadıyla hile ile şikayetçiden 70.000 TL aldığı iddiasıyla dolandırıcılık suçundan Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı nazara alınarak; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkartılması açısından öncelikle hükmü temyiz eden katılanların kooperatife ne zaman üye oldukları, ne kadar ödeme yaptıkları, ödemelerin kooperatif kayıtlarına intikal ettirilip ettirilmediği, hangi dairenin kime, ne zaman, ne şekilde tahsis edildiği araştırılarak buna ilişkin bilgi ve belgelerin dosya arasına alınması, dairelerin tüm tapu kayıtlarının getirtilerek mülkiyetin hangi tarihte kimden kime nasıl intikal ettiği, sahte evraklarla mükerrer üye kaydı yapılıp yapılmadığı ve aynı dairenin birden fazla kişiye tahsis edilip edilmediğinin tespit edilmesi, Pendik 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/1244 Esas sayılı dosyasının akıbetinin araştırılması, kooperatif adına parasal işlerin fiilen kim ya da kimler tarafından yürütüldüğünün belirlenmesi sonrasında elde edilen tüm delilleri, iddia ve savunmaları incelemek suretiyle iddianamedeki kooperatif üyelerinden tahsil edilen paraların kooperatif kayıtlarına intikal ettirilmemesi ile hükmü temyiz eden katılanlara yönelik dolandırıcılık suçunu oluşturduğu iddia edilen eylemler yönünden her bir sanığın sorumluluğunu görev süreleri de gözetilerek ayrı ayrı irdeler, kontrolör ve bilirkişi raporlarını değerlendirir şekilde yeni bir bilirkişi heyetinden ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp hasıl olacak neticeye göre sanıkların hukuki durumlarının ve suç vasfının takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, diğer yandan Anayasa'nın 141, 5271 sayılı Kanun'un 34, 2 30... /1-g maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının sanığı, katılanı, Cumhuriyet savcısını ve herkesi tatmin edecek, temyiz denetimine olanak verecek biçimde olması ile Yargıtayın gerekçelerde tutarlılık denetimi yapması ve bu açılardan mantıksal ve hukuksal bütünlüğün sağlanması için kararın dayandığı tüm verilerin, bu veriler konusunda mahkemenin ulaştığı sonuçların, iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması ilkelerine de uyulmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hükümler kurulması,

Kabule göre de;

Sanık ... hakkında kooperatif üyelerinden tahsil ettiği paraları kooperatif kayıtlarına intikal ettirmediğinden bahisle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında eylemlerinin zimmet suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkumiyetine hükmedildiği halde ayrıca hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraat hükmü kurulması suretiyle hükümde çelişkiye neden olunması,

5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar, aynı Kanun'un 3/1. maddesindeki "Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur'' şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte ve isabetle değerlendirilip, suç kastındaki yoğunluk, suça konu miktar, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı gözetilerek sanık ... hakkında zimmet suçu ile ilgili kanun maddesindeki temel hapis cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi yerine yazılı şekilde uygulama yapılması,

5237 sayılı Kanun'un 53/1-d madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle zimmet suçunu işleyen sanık ... hakkında aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra işlemek üzere hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar 53/1-d maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, sanık ... müdafii ile katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ... ve ... vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin, sanık ... hakkında basit zimmet suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 3 21... /son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§