Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

5. Ceza Dairesi

Dosya2021/2412 E. 2026/834 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2010/175 Esas, 2015/3 Karar

SUÇLAR : Zimmet (her iki sanık hakkında), denetim görevinin ihmali (sanık ... hakkında), kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği (sanık ... hakkında)

HÜKÜMLER : Mahkumiyet (sanık ... hakkında her iki suçtan), beraat (sanık ... hakkında denetim görevinin ihmali suçundan)

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine, bozma

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre sanık ...'ye yüklenen denetim görevinin ihmali suçundan doğrudan zarar görmeyen katılanlar ..., ... ve ...'in bu suçlar yönünden kamu davasına katılma ve temyiz haklarının olmadığı anlaşıldığından, vekillerinin belirtilen suçtan kurulan beraat hükmüne münhasır temyiz isteminin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereğince REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Tarım ve Orman Bakanlığının kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükmün vekili tarafından 7417 sayılı Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi ile usul hükümlerinin derhal uygulanacağı hususu karşısında, 3628 sayılı Kanun'un 7417 sayılı Kanun'un 40. maddesiyle değişik 18/2. madde ve fıkra hükmü uyarınca başvuru tarihinde anılan suç yönünden müdahil sıfatını kazandığına, adı geçen Bakanlığın denetim görevinin ihmali suçundan verilen hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu gözetilerek, incelemenin O yer Cumhuriyet savcısının ve katılan kooperatif vekilinin sanıklardan ..... hakkında denetim görevinin ihmali, ... vekilinin sanıklardan ...... hakkında denetim görevinin ihmali, .... hakkında ise zimmet suçundan kurulan hükümlere ve sanık ... müdafiinin müvekkili hakkındaki mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazları ile sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:

Sanık ... hakkında 03.03.2011 tarihli iddianame ile zimmet suçundan dava açıldığı halde bu suçtan hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, mahallinde her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

1)Sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve zimmet suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmünde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesi uyarınca, ayrıca, cezasının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması karar verilmesi gerekirken hak yoksunluğuna ilişkin sürenin hükmolunan cezanın yarısından az olacak şekilde belirlenmesi bu hüküm yönünden aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, her iki mahkumiyet hükmü yönünden Anayasa Mahkemesinin hükümlerden sonra yürürlüğe giren 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yer alan bazı ibarelerin iptaline ilişkin kararının infaz aşamasında nazara alınması mümkün görülmüş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık hakkında zimmet suçundan verilen mahkumiyet hükmü yönünden sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

5237 sayılı Kanun’un 53/1-a madde-fıkra ve bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle zimmet suçunu işleyen sanık hakkında, aynı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanması sırasında hak yoksunluğuna ilişkin sürenin hükmolunan cezanın yarısından az olamayacağının gözetilmemesi,

Kanuna aykırı, katılan ... vekili ile sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA ancak bu hususun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, mahkemenin takdir ve uygulaması da gözetilerek, (1) numaralı hüküm fıkrasının (f) bendinde yer alan "4 yıl süre ile" ibaresinin "4 yıl 8 ay 8 gün süre ile" şeklinde değiştirilmesi suretiyle sair yönleri eleştirilen husus dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK, delillerle iddia ve savunma yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanık hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçundan kurulan mahkumiyet hükmü eleştirilen hususlar dışında usul ve kanuna uygun olduğundan, yerinde görülmeyen sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle DOĞRUDAN ONANMASINA,

2)Sanık ... hakkında denetim görevinin ihmali suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;

Sanığa yüklenen denetim görevinin ihmali suçunun 5237 sayılı Kanun'un 251/2. maddesinde öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresine tabi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 11.01.2011 tarihli sorgu ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği, zamanaşımını kesen başkaca bir sebebin de bulunmadığı anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§