Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

4. Hukuk Dairesi

Dosya2024/502 E. 2026/119 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi (İlk Derece)

SAYISI : 2023/1 E., 2023/1 K.

Davacılar vekili tarafından adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir.

Adli yardımdan yararlanabilmenin şartlarını düzenleyen 6100 sayılı HMK'nın 334/1. maddesinde "Kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin, gereken yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimseler" denilmek suretiyle adli yardımdan yararlanabilecek kişilerle ilgili genel çerçeve çizilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan davacıların, temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi (ilk derece) kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; 12.05.2005-20.04.2007 tarihleri arasında dava dışı Sağlık Bakanlığı ile imzalanan yemek tedariki işiyle ilgili sözleşme çerçevesinde taahhüt ettiği işleri tamamladığını, ancak kuruma ait hastane ile sözleşme yapan diğer firmaların temizlik, güvenlik, otomasyon, yemek, hasta yönlendirmede çalışan personellerine ilişkin yemek bedellerinin yazılmayıp rasyolara dahil edilmediğini tespit ettiklerini, bu ücretlerin tahsiline yönelik olarak yaptıkları yazışmalardan sonuç alamadıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 150.000,00 TL'nin reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istemi ile açılan davada İzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosyayı bilirkişi kuruluna tevdi ettiğini, bilirkişinin uzmanlık alanında olmamasına rağmen görevi kabul ettiğini, rüşvet talebinin kendisince reddedildiğini, bilirkişi kurulunun İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavir (SMMM) ...'in 5 yıl ceza aldığından 22.11.2018 tarihli, 2016/1 15... /641 karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiğini, kararın istinaf ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğinden ... Devlet Hastanesi çalıştırılacak personellerin şartname ve sözleşmeler gereği yemek ücretlerinin üstlenilip üstlenilmediğinin tespitini, zararın belirlenerek ilgili sorumlulardan rücu edilmek üzere zararın belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik 15.000,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; bilirkişilerden ...’in yargılandığı İzmir 23.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/6 20... /147 Karar Nolu dosyasında, bilirkişi kurulunun diğer üyesi olan ...'nın beyanında ...’in mali müşavir olduğu, hesaplama yaptığı, diğer bilirkişi ... ile birlikte hizmet alım sözleşmeleri üzerinde yapılan incelemede ...’in düzenlemiş olduğu raporun hizmet alım sözleşmeleri içeriğine uygun olmaması nedeniyle yeni bir rapor düzenleyip mahkemeye sunulduğu, ...’in uzmanlık alanı farklı olduğu için hizmet alım sözleşmelerinin detayları hakkında bilgi sahibi olmayabileceği ve raporun hazırlanmasında Mustafa’nın bir katkısının olmadığının bildirildiğini, bilirkişi beyanlarına göre hizmet alım sözleşmeleri gereği davacının alacağı olmadığı hususun belirlendiğini ve mahkemece bu şekilde karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davacının alacağı olmadığının mahkeme kararı ile sabit olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ (İLK DERECE)

Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı HMK'nun 285. maddesi gereğince Devlete yani Maliye Hazinesine dava açılması gerekirken Adalet Bakanlığı'na karşı açılmış olması doğru değilse de bu husus temsilcide yanılma hali kabul edilerek davalı vekilinin husumet itirazının reddine, kalemce davalının ..., davalı vekilinin de Hazine vekili olarak UYAP sisteminde düzeltilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından Sağlık Bakanlığı aleyhine açılan davada Mahkemece dosyanın üç kişilik bilirkişi kuruluna tevdine karar verildiği, çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkiler uzmanı emekli başmüfettiş ..., mali müşavir bilirkişi ... ve başmüfettiş ...'in ortak imza ile sundukları 04.05.2018 tarihli raporda "Davacı tarafından İdarece düzenlenen hakedişlere usulüne uygun itiraz edilmediğini, yapılan ödemelere de itiraz edilmediğini, ödemelerin ihtirazı kayıtsız olarak kabul edildiğini, hakedişin kapsamının kesinleştiğini, ispat yükü kendisine düşen davacının iddiasını kayıt ve belgelere dayandırmadığından " bahisle hesaplama yapılmadığı, bilirkişi kurulunun 21.09.2018 tarihli ek raporunda görüş ve düşüncede değişiklik olmadığını mütalaa ettiği, raporun gerçeğe aykırı düzenlendiği hususunda delil bulunmadığı gibi, ceza dosyasının dayanağının da gerçeğe aykırı bilirkişi raporu düzenlenmesi olmayıp bilirkişi heyetinden ...'in kendi bilgisayarından hazırladığı 3 sayfadan oluşan ve sonuç kısmında "2005-2006-2007 yıllarında kuruma bağlı hastanede çalıştırılan işçilere ücretsiz olarak verilen yemek bedellerinin rasyoya dahil edilmemesi nedeniyle davacı ... İnş.Taah.Ltd.Şti firmasının, davalı kurumdan 665.161,28 TL alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır." cümlesini taşıyan raporun bilirkişi kurulu taslak rapor olduğundan bahisle davacı şirket temsilcisine vererek lehe rapor düzenleyeceği konusunda para vermeye icbar etmeye dayalı olduğu, davacıların bilirkişi kurulu kök ve ve ek raporlarla çelişkili, husumetli bilirkişilerce bilirkişi kurulu raporu düzenlendiği, İzmir Bilirkişilik Bölge Kurulunca bilirkişinin görevinden çıkarıldığı, İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/620 Esas sayılı dosyasında bilirkişinin yargılandığı hususlarına dair itirazlarını hem yargılama hem de kanun yolu aşamalarında dile getirdikleri, bu bağlamda hukuki sürecin işlediği ve davacılar tarafından da yargısal yollara başvurulduğu, ancak itirazlar yerinde görülmeyerek dava dosyasının Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleştiği, 6100 sayılı Kanun’un 285. maddesi uyarınca bilirkişilerin sorumluluğuna gidilebilmesi için öncelikle kasten veya ağır ihmal sonucu gerçeğe aykırı bir rapor hazırlamış olmaları ve bu raporun hükme esas alınması gerekmekte olduğu, davaya konu olayda bu husus sübuta ermediği, sorumluğa dayanak yapılan olgular gözetildiğinde hükme esas alınan raporun kasten veya ağır ihmal suretiyle davacıların zararına sebebiyet verecek biçimde düzenlenmiş olduğunun söylenemeyeceği, davacı şirketin hükme esas alınan bilirkişi raporunun gerçeğe aykırı olduğunu ve bu nedenle zarara uğradığını ispat edemediği, davacı asılın manevi tazminat talebi yönünden, kural olarak bir davada, dava dilekçesinde dava konusu edilmeyen ve saklı tutulmayan bir hak için davalı tarafın açık muvafakati ve davacının ıslahı olsa bile bu talep hakkında karar verilmesinin 6100 sayılı HMK'nın 26. maddesinde sözü edilen taleple bağlılık kuralına aykırılık teşkil edeceği, dava dilekçesinde olmayan bir talebin artırılmasının söz konusu olmayacağı gibi yeni taleplerde bulunulamayacağına göre somut olayda dava dilekçesinde maddi tazminat talep edildiğinden şirket temsilcisinin manevi tazminat istemi bulunmadığı gerekçesiyle davacı şirket temsilcisinin manevi tazminat istemi yönünden usulünce açılmış bir dava bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davacı şirketin maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, müvekkillinin zararlarının tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, 6100 sayılı HMK'nun 285. maddesi gereğince; bilirkişinin hukuki sorumluluğuna dayalı Devlet aleyhine açılmış maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, yapılan tespitlerin uygun olmasına göre karar usul ve kanuna uygun olup bir usulsüzlük bulunmadığından davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacıların adli yardım talebi kabul edilmiş ise de; HMK 339. maddesi gereğince temyizde haksız çıktığından aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine (İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla) gönderilmesine,

06.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§