"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1018 E., 2022/1522 K.
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İTİRAZA KONU KARAR : Bozma
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Dairemizin 13.01.2026 tarihli ve 2023/15614 Esas, 2026/1280 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2026 tarihli ve KD- 4-2022/145297 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 07.03.2026 tarih ve 145297 sayı ile;
" İtiraza konu uyuşmazlık, atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Sanık ... hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26.02.2020 tarih ve 2020/8295 Esas sayılı iddianamesi ile Cumhurbaşkanına Hakaret suçundan 26.12.2014 tarihli paylaşımı ve 2017 yılındaki paylaşımları nedeniyle cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, İzmir 50. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.04.2021 tarih ve 2020/117 Esas, 2021/257 Karar sayılı kararı ile 26.12.2014 tarihli paylaşımı ve 2017 yılındaki paylaşımları nedeniyle cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulduğu, sanık müdafinin istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 18.10.2022 tarih ve 2021/1018 Esas, 2022/1522 Karar sayılı hükmü ile 26.12.2014 tarihindeki paylaşımı nedeniyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, 2017 yılındaki paylaşımları nedeniyle kurulan hükmün kaldırılarak, sanığın 26/11/2017 tarihli paylaşımı nedeniyle cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafinin temyiz istemi üzerine yapılan inceleme sonucu Yüksek Dairenizin itiraza konu 13.01.2026 tarih ve 2023/15614 Esas, 2026/1280 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyet hükümlerinin "suça konu paylaşımların katılanın şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, siyasi eleştiri niteliğinde olduğu, aksi düşüncenin, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebileceği dolayısıyla Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibari ile oluşmadığı" gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 299/1. maddesinde “(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./35.mad) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
Maddedeki suçun maddi unsuru, “hakaret” teşkil edecek herhangi bir harekettir. Söz konusu hareketler söz, yazı, resim, işaret veya benzeri vasıtalarla gerçekleştirebilir, ancak; hakaret ve sövme içeren bu eylemlerin Cumhurbaşkanına matufiyeti şarttır. Maddedeki hakaret terimleri 5237 sayılı TCY’nın 125. maddesine göre belirlenecektir.
Bu suçla Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi Cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir, bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez. (Erman S.Hakaret ve Sövme Suçları, S.80 vd.)
Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak, ... isimli sosyal paylaşım sitesinden, 26.12.2014 tarihinde Cumhurbaşkanı ile FETÖ/PDY terör örgütü elebaşının yer aldığı ve üzerinde “...’den....’a; Hırsızlığını itiraf ederse affederim” şeklinde ibareler bulunan fotoğrafı paylaşımı ile 26.11.2017 tarihinde “Ayakkabı kutusunda milyon Euro paralar" başlıklı ve içeriğinde “Ayakkabı kutusunda milyon Euro paralar, bakan beyler telefonda dönüyor makaralar, ona dublaj buna dublaj buna montaj bir yere kaçamazsın, mızrak çuvala sığmaz çok pis koktu buralar, sıfırla sıfırla sıfırla yavrum sıfırla, dillerinden çıkan hep yalan dolu vaadîer, kollarına taktıkları isviçreden saatler, yedikçe yiyorlar çelik kasalarından, millet bir dur demesse doymayacak ifritler, sıfırla sıfırla sıfırla yavrum sıfırla, sıfırla çocuğum sıfırla, sıfırla sıfırla bitmez paralar, ak demekle siiiıımezki karalar, devran döner millet seni paralar, paralel paralel terelelli, destan yazan polisim şimdi paralel oldu, kahraman savcıların ceza evine kondu, adaleti attın memleketi sattın, güzelim ülkeyi birbirine kattın, sıfırla sıfırla sıfırla yavrum sıfırla, millet simit yerken yüzüyor gemicikler, seçimlerde trofaya girer hep kedicikler, vatandaşın nasibine gaz bombası düşerken, iş yandaşa gelince bitmiyor gülücükler, sıfırla sıfırla sıfırla yavrum sıfırla, ilahidir diyerek tapan müridleri var, eleştiren herkese saldıran itleri var, aman hırsız demeyin saraya ellemeyin, mermileri bo olan cesur yiğitleri var, sıfırla sıfırla yavrum sıfırla, sıfırla çocuğum sıfırla, enişte bacanak kardeşleri var, satılmış medyada yandaşları var, makama kömüre kanmışları var, paralel paralel terelelli” şeklinde ifadelerin geçtiği video görüntüsünü paylaşımının, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturacağından, 26.12.2014 tarihli paylaşımı nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar ile 26.11.2017 tarihli paylaşımı nedeniyle kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin kararın onanmasına karar verilmesi yerine bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
II. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etmek veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.
Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır.
Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur.
Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.
Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır.
Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasa'nın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.
Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir.
Somut olaya gelince; suça konu paylaşımların katılanın şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, siyasi eleştiri niteliğinde olduğu, aksi düşüncenin, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekilde genişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiyle bağdaşmayan bir yorum anlamına gelebileceği dolayısıyla Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin 13.01.2026 tarihli ve 2023/15614 Esas, 2026/1280 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2026 tarihinde karar verildi.