Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

4. Ceza Dairesi

Dosya2026/3659 E. 2026/5856 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/415 E., 2023/549 K.

SUÇLAR : Hakaret, Cumhurbaşkanına hakaret

SUÇ TARİHLERİ : 09.10.2020, 19.11.2020, 01.12.2020

İNCELEME KONUSU

KARARLAR : Mahkumiyet

İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İTİRAZA KONU KARAR : Bozma

İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Dairemizin 19.01.2026 tarihli ve 2023/14926 Esas, 2026/1693 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.02.2026 tarihli ve 4-2023/82757 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;

5271 sayılı Kanun'un 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 4 ... numaralı yazısıyla; ''İtiraza konu uyuşmazlık, atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Sanık ... hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 17/06/2021 tarih ve 2021/12962 esas sayılı iddianamesi ile Cumhurbaşkanına Hakaret ve Hakaret suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Antalya 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/12/2021 tarih ve 2021/4 43... /1134 Karar sayılı kararı ile cezalandırılmasına ilişkin hüküm kurulduğu, sanığın istinaf başvurusu üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 31/05/2023 tarih ve 2022/4 15... /549 Karar sayılı hükmü ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, sanığın temyiz istemi üzerine yapılan inceleme sonucu Yüksek Dairenizin itiraza konu 19/01/2026 tarih ve 2023/149 26... /1693 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyet hükmünün "sanığın 09.10.20 20... .12.2020 tarihli paylaşımlarının, muhatabının onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, 19.11.2020 tarihli paylaşımının ise nezaket dışı kaba söz niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret ve Cumhurbaşkanına hakaret suçlarının unsurları itibarıyla oluşmadığı" gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak; 5237 sayılı TCK’nın 299/1. maddesinde “(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./35.mad) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Maddedeki suçun maddi unsuru, “hakaret” teşkil edecek herhangi bir harekettir. Söz konusu hareketler söz, yazı, resim, işaret veya benzeri vasıtalarla gerçekleştirebilir, ancak; hakaret ve sövme içeren bu eylemlerin Cumhurbaşkanına matufiyeti şarttır. Maddedeki hakaret terimleri 5237 sayılı TCY’nın 125. maddesine göre belirlenecektir. Bu suçla Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi Cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir, bu itibarla basit bir saygısızlık hakaret ve sövme olarak nitelendirilemez. (Erman S.Hakaret ve Sövme Suçları, S.80 vd.) Türk Dil Kurumu sözlüğünde hırsız kelimesi "Başkasının malını çalan kimse; uğru" şeklinde tanımlanmıştır. Bu kelimeden türeyen hırsızlık ise, yazılı kanunlar ya da toplumsal meşruiyet düzeyinde mülkiyeti kendine ait olmayan bir taşınır malı, izinsizce alıkoyma, kullanma, nesneden menfaat temin etme işidir. Günlük konuşmalarda halk arasında bir kişinin diğerine hırsız şeklinde bir söz sarf etmesi hiç bir duraksamaya yol açmayacak şekilde hakaret olarak kabul edilmektedir. Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak, facebook isimli sosyal paylaşım sitesinden, 09/10/2020 tarihinde "Ne Mutlu Türküm Diyeceksin Onda Sonra Hırsıza Oy Vereceksin Yok Öyle Bir Dünya ... Ve Yandaşları", 01/12/2020 tarihinde "Oğluna Kaynağı Belli Olmaya Parayı Sıfırla Diyen Hırsız Baba İçin Paranı Renginin Önemi Var Mı? İyi Geceler Dostlar" şeklindeki paylaşımlarının katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup Cumhurbaşkanına hakaret suçunu oluşturacağından, ayrıca sanığın, katılan ...'ye yönelik olarak 19/11/2020 tarihinde "... eskiden bize havlıyordu, Şimdi kapımıza bağladık ...'ye havlıyor" yazılı bir tweet görüntüsünün üst kısmında .... ve ....'ın gülerken görüldükleri görseli paylaşımının, katılanın onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturacağından, kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın onanmasına karar verilmesi yerine bozulmasına karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. İtirazımızın KABULÜ ile,

2. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 19/01/2026 tarih ve 2023/149 26... /1693 Karar sayılı mahkumiyet hükümlerinin BOZULMASINA ilişkin kararının KALDIRILMASI,

3. Antalya 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 07/12/2021 tarih ve 2021/4 43... /1134 Karar sayılı mahkumiyet hükümlerine yönelik Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 31/05/2023 tarih ve 2022/4 15... /549 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının ONANMASI,

4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi'' biçimindeki talep ve gerekçeyle itirazda bulunulmuştur.

II. GEREKÇE

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etme veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır.

Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.

İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır.

Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur.

Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.

Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır.

Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz.

Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir.

AİHM'nin 15.06.2021 tarihli ... / Türkiye kararı (Başvuru no. 19165/19)nda bu durum ayrıntılı olarak incelenmiştir. .../Türkiye kararında; Başvurucu ...'un 18.12.2012 tarihinde Başbakanın bir törene katılmak için ODTÜ kampüsüne gelişini protesto etmek amacıyla yaptığı protesto esnasında ''Arkadaşlar! Bugün arkadaşlarımızın düzmece bir operasyonla alınışı zaferle sonuçlanmıştır ama bu geçici bir zaferdir. Bu kavga T... E.....’ın zapt edilecek bir kale olarak bellediği ODTÜ’de tokat yemesi ve bunun karşılığında intikam hırsıyla kudurmuş bir köpek gibi öğrencilere saldırmasına karşı atılmış ikinci bir tokattır.'' şeklinde yaptığı konuşmadan dolayı mahkum olması üzerine, AİHM'ne yapmış olduğu başvuru sonucunda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi; ''somut olayın koşullarında, ulusal makamların, başvuranın ifade özgürlüğü hakkı ile karşı tarafın özel hayatına saygı hakkı arasında içtihatlarıyla belirlenen kriterlere uygun ve yeterli bir denge gözetmedikleri sonucuna varmaktadır. Mahkeme, her hâlükârda, başvuranın ifade özgürlüğü hakkının kullanımına yapılan müdahale ile ilgili kişinin itibarının korunması meşru amacı arasında makul bir orantılılık ilgisi bulunmadığı kanaatindedir. Dolayısıyla, somut olayda Sözleşme’nin 10. maddesi ihlal edilmiştir." şeklinde belirterek Başbakan olan siyasetçiye karşı söylenen kudurmuş bir köpek gibi ibaresinin suç olarak kabul edilemiyeceğine karar vermiştir.

Açıklamalar ışığında, somut olayda; sanığın 09.10.20 20... .12.2020 tarihli paylaşımlarının, muhatabının onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, 19.11.2020 tarihli paylaşımının ise nezaket dışı kaba söz niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret ve Cumhurbaşkanına hakaret suçlarının unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşılmıştır.

III. KARAR

1.Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Dairemizin 19.01.2026 gün ve 2023/14926 Esas, 2026/1693 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülmediğinden REDDİNE,

2.6352 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesinin 3. fıkrası gereğince itirazı incelemek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,Oy birliğiyle 30.03.2026 tarihinde karar verildi.

§