Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

4. Ceza Dairesi

Dosya2023/8196 E. 2026/1545 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/183 E., 2022/1319 K.

SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret

HÜKÜM : Beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde, sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Kulu Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.

2.Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiiniın istinaf başvurularının kabulüyle, 5271 sayılı Kanun'un 280/1. maddesinin (g) bendi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Katılan vekilinin temyiz isteği, sanığın bir kısım paylaşımlarının Cumhurbaşkanına yönelik olmadığına ilişkin kabulün açıkça yasaya aykırılık teşkil ettiğine, 10.06.20 15... .04.2017 tarihli paylaşımlarının Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurlarını oluşturduğuna, emsal mahiyetteki Yargıtay kararlarına göre suçun oluştuğuna, sanığın açıklamalarının ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğine, beraat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

2.Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, Daire hükmünün gerekçesinde gösterilen ve sanığın sosyal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımlarından 17.12.2014 tarihli “hırsız” ve 15.05.2015 tarihli “diktatör” ifadelerinin yer aldığı paylaşımlarının içeriğinde isim veya fotoğraf bulunmaması nedeniyle katılana yönelik sarf edildiğinin belirlenememiş olması gerekçesiyle yazılı şekilde beraat verilmiş ise de; gerek suçlamaya konu paylaşımlarının içeriği ve gerekse diğer tüm paylaşım içerikleri bir bütün olarak dikkate alındığında hakaretin katılan Cumhurbaşkanına yönelik olduğunun rahatlıkla anlaşılabildiğine ve atılı suçun oluştuğuna ilişkindir.

III. GEREKÇE

Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç, takdir ve gerekçesi ile incelenen dosya içeriğine göre sanık hakkında beraat kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından katılan vekilinin ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.

IV. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında katılan vekili ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sair yönlerden yapılan inceleme neticesinde hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Kulu Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.01.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanık tarafından sosyal medya hesabından yapılan paylaşımların hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.

Hakaret suçu TCK'nın 125. maddesinde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.

Anayasa’nın Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi;

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...

Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir." hükmünü,

Anayasa’nın 13. maddesi ise;

"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmünü içermektedir.

Anılan düzenlemelere, öğreti ve yargısal uygulamalara göre ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu özgürlük, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesiyle olanaklıdır, demokrasinin işleyişi içinde yaşamsal önemdedir. Bu düzenlemelere nazaran Devletin düşünce açıklamasını yaptırıma tabi tutmama gibi negatif, etkili şekilde koruma gibi de pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu hak, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişimi için ana temeli oluşturmaktadır. İfade özgürlüğünü sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir.

Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için ise amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Ancak her hak gibi bu hak da sınırsız değildir. Bireylerin şeref ve itibarı, özel ve aile hayatı Anayasa'nın 17. maddesiyle korunan manevi varlık kapsamındadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek zorundadır. Yasalarımıza göre bu eylemler ceza hukukunda hakaret suçu olarak düzenlenmiş, özel hukukta ise tazminatı gerektiren haksız fiil sayılmıştır. Yasal düzenlemelere ve Ceza Genel Kurulunun karalarına göre, iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle cezai yaptırımlara bağlanmaktadır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanığın kendisine ait sosyal medya hesabından;

-15/07/2016 tarihinde "Uzuna başkanlık yolunu açmak için darbe girişimi mi yapıldı diyosun yani kanka." şeklinde yazı yazdığı,

-14/07/2017 tarihinde Cumhurbaşkanımızı aşağılayıcı karikatür paylaştığı, yine aynı tarihte Cumhurbaşkanımızın 15 Temmuz darbe girişimini kendisinin yaptırdığını ima eden fotoğraf paylaşıldığı,

-10/06/2015 tarihinde "... zaten meydanlarda. Bunun için genel genel dememiş miydi? Adamda ilke yok, omurga yok. Yapar mı yapar." şeklinde yazı yazdığı,

-15/10/2015 tarihinde "RTE bu ülkeyi bölmeye çalışıyor." şeklinde yazı yazdığı,

-17/12/2014 tarihinde @...'in "Ne yaparsan yap. 'HIRSIZ' denince seni destekleyenler de dahil tüm ülkenin aklına senin ismin geliyor. Hep böyle tanınacaksın." şeklinde tweetine cevaben "İstisnasız herkesin aklına geliyor.", şeklinde yazı yazdığı,

Sanık tarafından yapılan bu paylaşımlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde katılanın şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu ve hakaret suçunun oluştuğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun beraat hükmünün onanması yönündeki düşüncesine iştirak etmiyorum.

§