Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2023/3985 E. 2024/2376 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/41 E., 2023/185 K.

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili Asliye Ticaret Mahkemesine açtığı davada; doğrudan temin yoluyla davalı hastanenin 2015 yılında 105 adet hasta için tıbbi malzeme satın aldığını, malzemeler ile birlikte düzenlenen 105 adet faturanın teslim edildiğini, davalının fatura karşılığı olan 198.718,61 TL borcunu ödenmesi talep edilmesine rağmen olumlu cevap verilmediğini ileri sürerek; söz konusu alacağın fatura tarihinden 30 gün sonrasından itibaren temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; tahakkukların saymanlığa geliş sırasına ve nakit durumuna göre yapıldığını, sıra gelmeden ödeme yapılamayacağını, bu hususun alacak davasına konu edilmesinde hukuki yararın bulunmadığını, avans faiz işletilemeyeceğini, 105 adet faturanın kayıtlarında yer aldığını, bedelinin 198.076,30 TL olduğunu, 102 faturanın bedelinin ödendiğini, 3 adet ödenmeyen fatura bedelinin 14.884,51 TL olduğunu beyan ederek; davanın kısmı kabul nedeniyle aleyhlerine yargılama giderine hükmedilmemesine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

1.Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.04.2016 tarihli ve 2016/329 E., 2016/204 K. sayılı kararıyla, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine dair verilen karar, tarafların temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 03.11.2016 tarihli ve 2016/25040 Esas 2016/20390 Karar sayılı kararı ile onanmıştır.

2. Mahkemece verilen 13.09.2018 tarihli ve 2017/58 E., 2018/501 K. sayılı kararla; bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 198.076,07 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairece verilen 30.09.2021 tarihli ve 2020/9825 E., 2021/9376 K. sayılı sayılı ilamla; "....Dosyanın incelenmesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği ve tarafların kabulünde olduğu üzere; davacı alacağına mahsup edilmek üzere davalı tarafça toplamda 184.813,92 TL'nin ödendiği, ödenmeyen 3 adet faturadan dolayı davacının 15.016,32 TL alacağının bulunduğu belirtilmiştir.

Bu itibarla; davalı tarafından dava tarihinden sonra ödeme yapıldığı nazara alınıp bu kısımlar yönünden davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Bozma sebebine göre, tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davanın açıldığı tarihten sonra davacı alacağına mahsup edilmek üzere 103 faturaya istinaden toplamda 184.813,92 TL ödeme yapıldığı, ilk karar tarihinden sonra ise temyiz aşamasında bakiye 3 adet fatura bedelinin ödendiği ve bu hususun her iki tarafın da kabulünde olduğu, asıl alacak tutarının tamamının ödendiği, dava konusuz kaldığı, davacı tarafın faiz alacağını yönünden usulüne uygun olarak ıslah dilekçesi sunmadığı, davacının davanın açıldığı tarihte haklı olduğu gerekçesiyle, dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafın işlemiş faiz yönünden hakkının saklı tutulmasına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili; dava konusu alacağın temerrüt tarihlerinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle birlikte tahsilinin talep edildiğini, dava açıldıktan sonra ana paranın ödendiğini, davanın sadece ana para yönünden konusuz kaldığını, ıslah dilekçesin gerek olmadığını, mahkemenin harçlandırma yapacağını, yargılama sırasında bilirkişi raporundaki işlemiş faizin hüküm altına alınması gerektiğini, 18.04.2022 tarihli dilekçede ifade edildiğini, davalının dava tarihi ile ödeme tarihi arasındaki faizden sorumlu olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili; tahakkukların geliş sırası ve nakit durumuna göre yapıldığını, sırası gelmeden ödeme yapılamayacağını, davacının durumu bildiğini, dava konusu yapılmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava açılmasına sebebiyet verilmediğini, yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık; tıbbi malzeme fatura bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. Bir Mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK).

2. Yargıtay Dairesince bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan Mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK).

3. Değerlendirme

1. Temyiz olunan kararın; uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, dava tarihinden sonra yapılan ödemeler nedeniyle davanın konusuz kaldığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. 6098 sayılı Kanun'un 117 nci maddesi; ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır.

'' şeklindedir.

3. Somut olay değerlendirildiğinde; söz konusu alacağın fatura tarihinden 30 gün sonrasından itibaren temerrüt faizi ile birlikte tahsilinin talep edildiği, doğrudan alım yoluyla temin yapıldığı için dava tarihi itibariyle davalının temerrüde düşürüldüğü anlaşılmakla, dava tarihinden ödeme tarihlerine kadar faiz işletilmesi gerekirken, işlemiş faiz yönünden hakkının saklı tutulmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesi uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI.KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı tarafın faize yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendi çıkartılarak yerine "1-Dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava tarihinden ödeme tarihlerine kadar temerrüt faizi uygulanmasına" bendinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,18.09.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

§