Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2023/3602 E. 2024/1839 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasında görülen alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın reddine karar verilmiştir.

Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin 25696 ada 1 parsal D blok 23 nolu daireyi yüklenici olan Bozoğlu şirketinden 16.12.2007 tarihli sözleşme ile satın aldığını, taşınmazınn 07.11.2008 tarihinde fiilen teslim edildiğini, teslimden sonra konutta çok sayıda açık ve gizli ayıbın ortaya çıktığını, alım öncesinde yapılan tanıtımların ve vaatlerinin yerine getirilmediğini, site yönetiminin ayıpları gidermeye çalışsa da başarılı olamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.102,36 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; davacının daireyi teslim aldıktan çok sonra bu davayı açtığını, inşaatı yapanın ... inşaat şirketi olduğunu, bu nedenle husumetin ona yöneltilmesi gerektiğini, davacının can güvenliği olmadığı yönündeki iddialarının abartılı olduğunu, gıyapta yaptırılan tespitin gerçeği yansıtmadığını, davacının diğer bir çok alıcı gibi seçimlik hakkını daha önceden ifa yönünde kullandığını, artık ondan dönülemeyeceğini, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI:

Mahkemenin 26.05.2015 tarihli ve 2012/123 E., 2015/513 K. sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, 11.451,00 TL alacağın, 1.000,00 TL'lik kısmına dava tarihinden, geri kalan kısmına ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle davalı taraftan tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

1. Mahkemenin 26.05.2015 tarihli kararına karşı, süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2 Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 17.05.2018 tarihli ve 2016/19235 E., 2018/5987 K. sayılı ilamıyla; davacının 16.12.2007 tarihinde satın aldığı dairenin 07.11.2008 tarihinde fiilen teslim edildiği, davacının satın aldığı bu taşınmazla ilgili ayıp ihbarını 05.03.2012 tarihli ihtarname ile davalıya bildirdiği ve sonrasında 11.04.2013 tarihinde açtığı eldeki dava ile de eksik ve ayıp iddiası ile satın aldığı taşınmazda meydana gelen ekonomik eksikliğin tazminini istediği, bilirkişi raporlarında söz konusu işlerin açık ayıp mı, gizli ayıp mı olduğu açıklanmadığı, gizli ayıpların fiili teslimden sonra ne zaman ortaya çıktığının değerlendirilmediği gibi gizli ayıplı işler için kanunun öngördüğü sürede derhal ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı hususlarının da tartışılıp değerlendirilmediği, mahkemece, içerisinde jeoloji mühendisi de bulunan konusunda uzman bilirkişi heyetinden açık ayıplı ve gizli ayıplı işler belirlenerek, açık ve gizli ayıplı işler konusunda ihbarın kanunun öngördüğü sürede yapılıp yapılmadığı hususunda ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları zaman dilimi ve bu ayıpları normal vasıflardaki bir tüketicinin fark edebileceği zaman dilimi gözetilip tarafların delilleri de dikkate alınarak denetime açık bilirkişi raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar

Mahkemenin 07.03.2019 tarihli ve 2018/443 E., 2019/116 K. sayılı kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda alınan ve hükme elverişli 06.02.2019 havale tarihli heyet raporunda nispi metoda göre yapılan hesaplama neticesinde bağımsız bölümde mevcut olan ayıplı işler nedeniyle meydana gelen değer kaybının 7.312,03 TL olduğu, davacının bu miktarı 27.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte talep edebileceği, ayrıca 102,36 TL ihtarname giderini de talep edebileceği, davacının davasının kısmen sabit olduğu, dava değerinin 10.102,36 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile dava konusu bağımsız bölümde mevcut olan ayıplı işler nedeniyle meydana gelen 7.312,03 TL değer kaybının 27.03.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile, 102,36 TL ihtarname masrafının ise dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı

1. Mahkemenin 07.03.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2 Dairenin 29.04.2021 tarihli ve 2020/5432 E., 2021/4921 K. sayılı ilamıyla; sair temyiz itirazları incelenmeksizin, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu konut ve ortak alanlardaki açık ve gizli ayıplar belirlenmiş, ancak bozma ilamında belirtildiği üzere tespit edilen gizli ayıpların fiili teslimden ne kadar zaman sonra ortaya çıktığı, buna göre davacının her bir gizli ayıp için süresinde ihbar külfetini yerine getirip getirmediği değerlendirmeden, site yönetiminin talebi üzerine ortak alanlarla ilgili yapılan tespit neticesinde alınan bilirkişi raporunun 05.02.2012 tarihli olağan kat malikleri toplantısında okunduğu, davacının ise 05.03.2012 tarihinde ihtarname göndererek süresinde ihbar külfetini yerine getirdiği değerlendirmesi yapıldığı, Mahkemece; uyulan bozma kararı doğrultusunda, açık ve gizli ayıplı işler konusunda ihbarın kanunun öngördüğü sürede yapılıp yapılmadığı hususunda ayıpların niteliği ve ortaya çıktıkları zaman dilimi ve bu ayıpları normal vasıflardaki bir tüketicinin fark edebileceği zaman dilimi gözetilip tarafların delilleri de dikkate alınarak denetime açık bilirkişi raporu alınıp, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar

Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamına uyularak, davacının satın aldığı dairenin 07.11.2008 tarihinde fiilen teslim edildiği, davacının ayıp ihbarını 05.03.2012 tarihli ihtarname ile davalıya bildirdiği ve taşınmazın ayıplı olduğu iddiasıyla alacak istemine ilişkin eldeki davayı 11.04.2012 tarihinde açtığı, Bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporları ile her bir iş yönünden ayrı ayrı açık ayıp gizli ayıp ayrımı yapılarak gizli ayıpların bir kısmının tüketici tarafından fark edilmesi mümkün olmayan ancak işinin ehli kişi tarafından tespit edilebileceği, bir kısmının ise fiili teslim tarihinden itibaren 1 ayda yahut 6 ayda ortaya çıkabileceğinin tespit edildiği, davacı tarafından açık ayıplar yönünden davalı satıcıya ayıp ihbarında bulunduğuna dair dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, gizli ayıplar yönünden ise bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporlarında tüketici tarafından fark edilmesi mümkün olmayan ancak işinin ehli kişi tarafından tespit edilebilecek ayıpların 05.02.2012 tarihinde öğrenildiği ve diğer gizli ayıpların fiili teslim tarihinden itibaren 1 ayda yahut 6 ayda ortaya çıkabileceği tespitleri göz önünde bulundurulduğunda, iş bu dava tarihi itibariyle teslimden itibaren dört yıla yakın bir süre geçtiği de dikkate alınarak davacının gizli ayıplar için kanunun öngördüğü sürede derhal ayıp ihbarı yükümlülüğünü yerine getirmediği, ayıp ihbar şartı yerine getirilmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; davacı ile aynı projeden bağımsız bölüm satın alan kişilerin aynı davalıya karşı aynı hukuki nedenle açılan başka davaların kabulüne karar verildiğini, bir kısmının Yargıtay denetiminden geçerek onandığını, davacının gizli ya da açık ayıptan 04.02.2012 tarihinde haberdar olduğunu, derhal ihtarname çekerek 30 gün içinde dava açtığını, ayıpların bilirkişi raporuyla tespit edilmeden anlaşılmasının mümkün olmadığını, davacının bu konuda uzman olmadığını, binanın temeline ilişkin Jet-Grout uygulamasının taahhüt edildiği halde yapılmadığını, raporda bu eksikliğe ilişkin değer kaybının tespit edilmediğini, itirazların dikkate alınmadığını, projedeki taahhütlerin yerine getirilmediğini, gizli ayıpların fark edilmesi konusunda bilirkişilerin tahminine göre karar verildiğini ve davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalıdan satın alınan taşınmazdaki ayıp ve eksik işler nedeniyle değer kaybının tazmini istemine ilişkindir

2. İlgili Hukuk

1. Yükürlük tarihi itibariyle uyuşmazlığa uygulanması gereken 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un "ayıplı mal" başlıklı 4 üncü maddesi.

2. 04.02.1959 tarihli ve 21/9 sayılı ve 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları.

3. Değerlendirme

1. Dosya kapsamından, davacı tarafından satın alınan dairenin 07.11.2008 tarihinde fiilen teslim edildiği, davacı tarafından dosyaya açık ayıplar yönünden ihbar yükümlülüğünün yerine getirildiğine dair bir delil sunulmadığı, bilirkişiler tarafından gizli ayıpların bir kısmının fiili teslim tarihinden itibaren 1 ayda yahut 6 ayda ortaya çıkabileceğinin tespit edildiği, işinin ehli kişi tarafından tespit edilebilecek ayıpların ise site yönetiminin yaptırdığı tespit raporunun okunduğu yönetim toplantısı tarihi olan 05.02.2012 tarihinde öğrenildiği, davacının ayıp ihbarını 05.03.2012 tarihli ihtarname ile davalıya bildirdiği, davacının gizli ayıplar için kanunun öngördüğü sürede derhal ayıp ihbarı yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmaktadır.

2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin taraflarca ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 439 uncu maddesi uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine,6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 05.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§