Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2026/2892 E. 2026/2770 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/1386 E., 2023/1003 K.

Mahkeme kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın bozulmasına dair verilen kararın davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1. Asıl davada davacı vekili; dava dışı ... Belediye Başkanlığının 25.06.1992 tarihli ve 190 sayılı Belediye Meclis Kararı ile dava konusu taşınmazın müvekkili tarafından 26.10.1992 tarihinde 30 yıllığına kiralandığını ve kiralanana amatör kulüpler ve spor tesisleri kurulduğunu, daha sonra sırasıyla Maliye Bakanlığı Milli Emlak Müdürlüğü ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun (5393 sayılı Kanun) 79. maddesi uyarınca davalı tasarrufuna bırakılan taşınmaza ilişkin talep edilen ecrimisil bedellerinin tamamının ödendiğini, Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/38 D.İş sayılı dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda, 26.02.2008 tarihi itibariyle taşınmaza yapılan tesis, tesislerdeki malzeme ve demirbaşların toplam değerinin 2.886.273,00 TL olduğunun belirlendiğini, 2011 yılında diğer davalıları temsilen davalı ... ile 21.02.2011 tarihli ön sözleşme ile İrtifak Hakkı ve Uzun vadeli kiralama sözleşmesi niteliğindeki ön protokolün imzalandığının öğrenildiğini, mevcut sözleşme feshedilmeksizin yapılan ihale sonucunda davalı ... ile 14.09.2011 tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığını, adı geçenin kendi adına hareket ederek taşınmazda müvekkili tarafından yaptırılan tesisleri yıktırdığını ve inşaata başladığını, ruhsatsız inşaata başlanması nedeniyle kesilen cezaların müvekkili adına düzenlendiğini ileri sürerek; kira sözleşmesinin devam ettiğinin tespiti ile muarazanın giderilmesine, tesislere verilen zarara karşılık olmak üzere şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 12.12.2017 tarihli dilekçesiyle, tesislere zarar verme eyleminin, davalının mevcut kira sözleşmesine rağmen hukuka aykırı olarak yeni kira sözleşmeleri akdetmeye başlaması ve müvekkilini tahliyeye zorlaması ile dava tarihinde başlayıp zabıta zoru ile tahliyenin sağlanmasına kadar devam ettiğini bildirmiştir.

2. Birinci bozmadan sonra açılan ve birleştirilen davada davacı vekili; asıl davada alınan ihtiyati tedbir kararıyla dava süresince tahliye işlemleri durdurulmuş ise de, asıl davanın 20.11.2014 tarihinde reddi ile ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi üzerine temyizin sonucu beklenilmeden müvekkilinin zabıta marifetiyle tahliye edildiğini ve kiralanandaki tesislerin yıktırıldığını ileri sürerek; asıl davada düzenlenen 08.07.2019 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda belirlenen faydalı ömürden noksan amortisman zararı 1.561.241,09 TL'nin tahliye tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik ile 5393 sayılı Kanunun 79. maddesine göre kiralanan yer deniz dolgusundan oluşturulduğundan tasarruf hakkının müvekkiline ait olduğunu, davalılar ..., ..., ... ve ... ile davacının talebi üzerine ihale yapıldığını, davacının ihaleye katılmadığını ve yerin davalı ...'e 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre pazarlık usulü ile kiralandığını, zarar vermenin söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemece verilen 20.11.2014 tarihli kararla; davacının ecrimisil bedelini ihtirazi kayıt ileri sürmeden ödediği, taraflar arasındaki kira sözleşmenin sona erdiği ve tesislere verilen zararlar ile ilgili ayrı bir dava açılabileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 10.03.2016 tarihli ilamıyla; "... Kira sözleşmesi usule uygun sona erdirilmediğinden hala geçerli olup kiracı durumundaki davacının kiralanan taşınmazı tahliye etmediği de anlaşılmaktadır. Mahkemece bu hususlar göz önünde bulundurularak davanın esasına girilmek suretiyle yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur.

2. Mahkemece bozmaya uyularak verilen 24.09.2020 tarihli kararla; davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden asıl ve birleşen davadan tefrik kararı verildikten sonra, asıl davanın kabulüne, davacının kiracılığının tespitine, 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 1.561.241,09 TL'nin tahliye tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Dairece verilen 21.06.2022 tarihli ilamla; Mahkemece, gerekçeli kararın UYAP ortamındaki ve dosyadaki ıslak imzalı halleri arasında çelişki oluşturacak şekilde hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, karar bozulmuştur.

4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu esas alınarak, asıl davanın kabulü ile davacının kiracılığının tespitine, 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline; birleşen davanın kabulüne, 1.561.241,09 TL'nin tahliye tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, asıl ve birleşen davada tefrik kararı verilen davalılar bakımından yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

Dairenin 24.09.2025 tarihli ilamıyla, davalı vekilinin sair temyiz itirazları reddedilerek, Mahkemece, 06.12.2018 tarihli keşifte tanık olarak dinlenen davacı dernek başkanının da, davalı tarafından yıktırılan bina ve alanlar dışında el konulan ve teslim edilmeyen malzeme olmadığını belirttiği, buna göre davacının bu demirbaş eşyaya yönelik alacak isteminin reddine karar verilmesi gerektiği, ayrıca bina değeri bakımından eldeki dava dosyasından tefrik edilen davalılara ilişkin dosyalar temin edilip, tanık olarak dinlenilen dernek başkanının beyanı da gözetilerek, yapıların kim tarafından yıkıldığının netleştirilmesi bakımından talebin ayrıştırılması sağlanıp davalının sorumluluğunun buna göre değerlendirilmesi, varsa sorumluluk miktarının hesaplanmasında, davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, kararın bozulmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

VI. KARAR DÜZELTME

A. Karar Düzeltme Sebepleri

Davacı vekili; davalı tarafından yargılama sırasında ve temyiz aşamasında taşınmazdaki yapıların yıkılması ile yapı ve demirbaş bedellerine ilişkin herhangi bir itiraz ileri sürülmemesine rağmen bu hususlarda bozma kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının tüm beyanlarında taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisinin kendisine ait olduğunu, müvekkilin fuzuli şagil olduğunu ve davalı ... ile yapılan 19.10.2011 tarihli kira sözleşmesine dayanarak hareket ettiğini savunduğunu, 26.02.2008 tarihli delil tespiti raporunda taşınmaz üzerindeki tesisler ile demirbaşların değerinin 2.886.273,00 TL olarak belirlendiğini, bilirkişi raporunda ise amortisman ve aşınma payları düşülerek bu değerin 1.571.241,09 TL olarak hesaplandığını, 15.12.2014 tarihli tahliye sırasında kulüp ve restoran bölümündeki eşyaların özensiz şekilde dışarı atıldığını, bir kısmının depolara kaldırıldığını, bir kısmının davalı ... tarafından başka yere nakledildiğini, kalanların ise kaybolduğunu veya kullanılamaz hale geldiğini, zabıta tutanakları, tanık anlatımları ve karakol kayıtlarının eşyaların yağmalandığını ve tahrip edildiğini açıkça ortaya koyduğunu, buna rağmen Yargıtay bozma ilamında yalnızca dernek başkanı tanığın ifadesindeki tek bir cümle esas alınarak demirbaşlar yönünden davanın reddi gerektiği sonucuna varılmasının dosya kapsamına aykırı olduğunu, ayrıca tahliye sırasında hangi eşyaların taşındığına, teslim edildiğine veya muhafaza altına alındığına ilişkin herhangi bir tutanak düzenlenmediğini, davalı Belediyenin kesinleşmemiş yargı kararı bulunmaksızın müvekkilini taşınmazdan çıkarmak, mevcut tesisleri yıkmak ve yeni tesisler inşa ederek işletmek amacıyla hukuka aykırı işlemler gerçekleştirdiğini, geçerliliği devam eden 30 yıllık kira sözleşmesini yok sayarak ihale açtığını ve davalı ... ile kira sözleşmesi imzaladığını, yargılama sürerken tahliye işlemleri gerçekleştirdiğini ve ihtiyati tedbir kararına rağmen davalı ...'in taşınmazı kullanmaya devam etmesine imkan sağladığını, davalı ...'in de kendi beyanlarında taşınmazdaki yıkım ve inşai faaliyetleri davalı ... ile yaptığı kira sözleşmesine dayanarak gerçekleştirdiğini kabul ettiğini, tüm bu süreçte davalı ... ile davalı ...'in aynı amaç doğrultusunda birlikte hareket ettiğinin açık olduğunu, bu nedenle tahliye, yıkım, kaybolan ve kullanılamaz hale gelen demirbaşlar ile tesislerden doğan zarardan davalıların sorumlu tutulması gerektiğini ileri sürerek; ilamın düzeltilmesini istemiştir.

B. Gerekçe ve Hukuki Nitelendirme

Asıl ve birleşen davada uyuşmazlık, kiralananın fesih bildirimi yapılmadan davalı tarafından ihaleye çıkılması sonucu dava dışı kimseyle yeniden kira sözleşmesi imzalanmak suretiyle yaratılan muarazadan kaynaklı kiracılık sıfatının tespiti ve sözleşmeye aykırı davranmak suretiyle kiralananda bulunan menkul ve muhdesatlara verilen zararın tazmini istemine ilişkindir.

Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bozma kararında belirtilen açıklanan ilkeler ve gerekçelere göre, davacı vekilinin karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin karar düzeltme taleplerinin REDDİNE,

Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyenden alınmasına,

05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§