"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/123 E., 2025/329 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin ... Eczanesi isimli eczaneyi 13.07.2009 tarihinde devraldığını, davalı Kurum ile ilaç teminine ilişkin Protokol imzaladığını, davalı Kurumun müvekkiline 21.09.2011 tarihinde göndermiş olduğu yazıyla; yazının tebliği tarihinden itibaren 2 yıl süre ile sözleşmenin feshedildiğinin ve 185.702,35 TL'nin tahakkuk edecek ilk alacaktan mahsup edilmesine karar verildiğinin bildirildiğini, akabinde müvekkilinin eczane ekranının 21.09.2011 tarihi itibariyle kapatıldığını, davalı Kurumun feshe gerekçe olarak 2011 yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Eczane Protokolünün (6.3.3), (6.3.10.), (6.3.19.) maddelerinin ihlal edildiğinin gerekçe gösterildiğini, yapılan incelemeyee konu işlemlerin müvekkilinin eczaneyi devraldığı 13.07.2009 tarihinden önceki döneme ait olup diğer dava dışı devreden eczacının sorumlu olduğu döneme ait olduğunu belirterek; eczane alacağından kesilen 67.095,50 TL'nin iadesini, şimdilik 1.000,00 TL mevcut zarar ve mahrum kalınan kârın fesih tarihihden itibaren en yüksek banka faizi ile birlikte tahsiline, 2 yıl süreli sözleşme feshi kararının ve para cezasının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.04.2013 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi heyet raporu doğrultusunda, sözleşmeye göre belirlenen eksikliklerin denetim raporunda belirlendiği, davalı Kurum tarafından uygulanan yaptırımların yerinde olduğu, ancak davacının eczaneyi sonradan devraldığı ve sorumluluğun da devirden sonraki dönemler için söz konusu olabileceği, davacıya daha önceden sözleşme feshi konusunda bir uyarı yapılıp yapılmadığının belirlenemediği, taraflar arasında ek protokol yapıldığı, alınan beyanlardan ilaçların dava dışı hastalarca kullanıldığının belirlendiği, denetim raporunda imzaların gerçekliğinin denetlenmediği, beyana dayanılarak sonuca ulaşıldığı, Ek Protokoldeki hükümler ile ilacın hak sahibi dava dışı hastalarca kullanıldığına ilişkin beyanlar da göz önüne alınarak, yapılan yetersiz soruşturmaya dayanarak uygulanan yaptırımların iptali ile buna dayalı olarak uygulanan cezaya karşılık mahsup edilen miktarın davacıya iadesinin gerektiği, davacı her ne kadar fesih işlemlerinde zarara uğradığına ilişkin dava açmış ise de; uygulanan tedbirle sözleşmenin devam ettiği, davacı tarafça herhangi bir zararın doğmadığının kabul edilmiş olmakla fesih nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin isteğin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile davalı Kurumun 15.09.2011 tarihli yazı ile davacı aleyhine uygulanan 2 yıl süreli sözleşmenin feshi kararının ve uygulanan 185.702,35 TL para cezasının iptaline, uygulanan cezaya karşılık mahsup edilen 67.095,50 TL'nin davalıdan tahsiline, beyan doğrultusunda fesih nedeniyle davacının tazminat isteğinin reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 05.03.2014 tarihli ilamla; davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, davacı eczacının davalı Kurum ile imzaladığı 2009 Yılı Protokolünün (6.3.3.), (6.3.10.) ve (6.3.19.) maddelerine aykırı davrandığından bahisle, davalı Kurum tarafından davacı ile aralarındaki sözleşmenin feshi ile reçete bedellerinin 5 katı tutarında toplam 185.702,35 TL para cezasının davacıdan tahsiline yönelik ceza uygulandığı, Mahkemece reçete sahiplerinin davalı Kuruma soruşturma sırasında verdikleri ifadelerindeki imzaların gerçekliğinin denetlenmediği, beyana dayanılarak sonuca ulaşılmasının doğru olmadığı, bir kısım dava dışı hastaların ilaçları alıp kullandıklarına dair beyanları da göz önüne alınarak yetersiz soruşturmaya dayalı verilen fesih ve para cezalarının iptaline karar verildiği, oysa ki davalı Kurumun başlattığı soruşturma sırasında dinlenen bir kısım dava dışı reçete sahiplerinin reçeteye konu edilen ilaçları davacının sahibi ve mesul müdürü olduğu eczaneden almadıklarını, ilaç verilmesine neden olan raporlardan da haberdar olmadıklarını, reçetelerde yazılı ilaçları kullanmalarını gerektirecek rahatsızlıklarının bulunmadığını, reçete arkalarındaki imzaların da kendilerine ait olmadığı şeklinde ifadede bulundukları, davacının sözleşme ile üstlendiği edimleri ifa ederken sözleşmeye uygun davranmak zorunda olduğu, sözleşmeye aykırı davranması halinde sözleşmede kararlaştırılan cezayı ödemekle yükümlü bulunduğu, hal böyle olunca davacı eczacının cezaya konu edilen reçeteleri hak sahibine verdiğini kanıtlamak zorunda olduğu, bir kısım dava dışı hastaların reçete muhtevası ilaçları almadıklarını ve kullanmadıklarını belirttiklerine göre, söz konusu reçetelerin kim tarafından düzenlendiği ve bu reçetelerin gerçek olup olmadığı araştırılmadan, reçete sahibi dava dışı hastaların tanık olarak ifadeleri alınarak davalı Kurum tarafından yapılan teftiş sırasında verdiği ifadeler karşılaştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiği gerekçesiyle, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin 17.12.2015 tarihli kararıyla; davacıya ait eczanede yapılan teftiş incelemesi sonucunda ilaçları aldığı iddia olunan ve reçete arkasında ya da ön yüzünde teslim alan adı altında imzası bulunan dava dışı kişilerden sondajlama usulü ile çağrılarak tanık olarak dinlenilenlerin davacı eczacıdan ilaç almadıklarını, reçete arkasındaki ya da ön yüzündeki imzaların kendilerine ait olmadığını, böyle bir hastalarının bulunmadığını beyan ettikleri, Mahkemece bu yönde beyanda bulunanlar arasından sondajlama usulü ile belirlenen kişilerin imza ve yazı örnekleri temin edilerek, konu ile ilgili yargılaması yapılan Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi dosyası içerisindeki reçete asılları da celp edilmek suretiyle, kriminal inceleme yapan teknik bilirkişiye dosya ile birlikte tevdi edilerek rapor alındığı, bilirkişice düzenlenen 09.11.2015 tarihli raporla reçetelerde isimleri geçen ve imzaları bulunan dava dışı ..., ..., ..., ...., ...., .... isimli kişilerin imza örneklerinin incelemesinde; imzalı reçetelerdeki imzaların adı geçenlere ait olmadığı, ayrıca dava dışı ...., ....'nün yazı ve imza örneklerinin adı geçen dava dışı hastalara ait olmadığının tespit edildiği, hal böyle olunca davacı eczacının davalı ile akdetmiş olduğu sözleşmeye aykırı hareket ettiği, yerleşik Yargı içtihatları gereğince incelemeye konu reçetelerden bir tanesinin bile ilgililere ait olmadığının tespiti halinde sözleşmeye aykırı davranıldığının tespiti gerektiği, davacı eczacı tarafından tanzim edilen ve bedeli tahsil edilen birden çok reçete ile ilaç verdiğini iddia ettiği dava dışı kişilerin bu ilaçları almadıklarını ve reçetelerdeki imzalarında kendilerine ait olmadığını beyan ettikleri, bu hususun bilirkişi raporu ile de doğrulandığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 11.12.2017 tarihli ilamla; bozma ilamına uyulması halinde, bozma doğrultusunda taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağı, bu aşamadan sonra bozmanın gereklerinin yerine getirilmesi zorunlu olduğu, hal böyle olunca bozma ilamına uyulmasına karar verilmekle birlikte bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmemesi ve yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiş;
4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; reçetelerde isimleri geçen reçete sahibi dava dışı hastaların tanık sıfatıyla dinlenmeleri bakımından usuli işlemlerin yapıldığı, Mahkemece 09.11.2015 tarihinde reçetede imzaları bulunan kişilerin karşılaştırma imzalarının alındığı, daha sonra alınan bilirkişi raporu ile reçete fotokopilerde bulunan imzalar ile karşılaştırma imzalarının incelemesinin yapıldığı, yapılan inceleme sırasında ilaçları aldığı iddia olunan ve reçete arkasında ya da ön yüzünde teslim alan adı altında imzası bulunanlardan sondajlama usulü ile çağrılarak tanık olarak dinlenilenlerin; davacı eczaneden ilaç almadıklarını, reçete arkasındaki ya da ön yüzündeki imzaların kendilerine ait olmadığını, böyle bir hastalarının bulunmadığını beyan etmiş oldukları, bu yönde beyanda bulunanlar arasından sondajlama usulü ile belirlenen kişilerin imza ve yazı örneklerinin temin edildiği ve konu ile ilgili yargılaması yapılan Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi dosyası içerisindeki reçete asılları da celp edilmek suretiyle, kriminal inceleme yapan teknik bilirkişiye dosya ile birlikte tevdi edilerek rapor alındığı, bilirkişice düzenlenen 09.11.2015 tarihli raporla; reçetelerde isimleri geçen ve imzaları bulunan ... ., ... ., ... ., ... ., ... ., ... . imzalı reçetelerdeki imzaların adı geçenler ile ... . ve ... .'ya ait olmadığı, ayrıca ... ., ... ., ... . yazı ve imza örnekleri ile ilgililerin hastalarına ait olduğu iddia edilen reçetedeki yazı ve imza örneklerinin bir biri ile örtüşmediğinin tespit olunduğu, hal böyle olunca davacı eczacının davalı ile akdetmiş olduğu sözleşmeye aykırı hareket ettiği, Yargıtayın yerleşik içtihatları gereğince incelemeye konu reçetelerden bir tanesinin bile ilgililere ait olmadığının tespiti halinde sözleşmeye aykırı davranıldığının tespiti gerektiği, davacı eczacı tarafından tanzim edilen ve bedeli tahsil edilen birden çok reçete ile ilaç verdiğini iddia ettiği kişilerin tanık olarak dinlenmeleri sırasında bu ilaçları almadıklarını ya da hatırlamadıklarını beyan ettikleri bu hususun bilirkişi raporu ile de doğrulandığı, ispatlanamayan davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ... Birliği ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında imzalanan 01.02.2012 tarihli protokol ve 29.06.2012 tarihli 2012/1 sayılı Ek Protokolde “ancak hastanın ilacı aldığını beyan etmesi durumunda bu madde hükmü uygulanmaz” hükmünün yer aldığını, davanın tümden kabulü gerekirken reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından davacı eczacı aleyhine uygulanan iki yıl süre ile sözleşmenin feshi kararı ve tahakkuk ettirilen para cezasının iptali ile kesinti yapılan kısmın iadesi istemine ilişkindir.
Mahkemece; uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, dinlenen dava dışı hastaların reçete muhtevası ilaçları almadıklarını ve kullanmadıklarını belirttikleri anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.