"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1465 E., 2025/1481 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/137 E., 2025/444 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı Kurum tarafından gönderilen 05.10.2013 tarihli yazıyla, Sosyal Güvenlik Kurumu ile ... Birliği arasında imzalanan 2009 yılı Protokolünün (6.3.3.) maddesi uyarınca müvekkili tarafından davalı Kuruma fatura edilen 36 adet reçetede bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da yakınına teslim edildiğine dair imzanın reçete sahibine ya da ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığının tespit edildiği, 8 adet reçetede 2009 yılı Protokolünün (6.3.10.) maddesi gereği hasta ve hasta yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ait fiyat kupürlerinin müvekkili tarafından davalı Kuruma fatura edildiği, 8 adet reçetede 2009 yılı Protokolünün (6.3.19.) maddesi gereği kasıtlı olarak sahte ilaç fiyat kupürü veya sahte reçetenin müvekkili tarafından davalı Kuruma fatura edildiği gerekçeleriyle işlem uygulandığını bildirdiğini, müvekkilinin dava konusu ilaçları yasal dağıtıcı dava dışı ilaç deposundan aldığına dair faturaları davalı Kuruma sunduğunu, müvekkili tarafından davalı Kuruma 2012 yılı Protokolü hükümlerinin uygulanması için söz konusu Protokolünün (6.10.) maddesi uyarınca başvurduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 182. maddesinde düzenlenen ceza koşulunun indirilmesine ilişkin hükmün müvekkili lehine uygulanması gerektiğini belirterek; davalı Kurumun 05.10.2013 tarihli yazıyla bildirdiği fesih, uyarı, para cezasına ilişkin işlemin iptalini ve sözleşmenin aynı koşullarla devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili Kurum müfettişi tarafından düzenlenen 02.04.2013 tarihli soruşturma raporuna istinaden davacı aleyhine uygulanan işlemin mevzuata uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 01.10.2020 tarihli kararıyla; davacının resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından yargılandığı Ağır Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf incelemesi ile kesinleşmiş ise de beraat kararının 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi kapsamında davacının suçu işlediğinin sabit olmaması nedeni ile verilmiş olduğu, eldeki dosya bakımından hukuk hakimini bağlamayacağı, Mahkemece dinlenen tanık beyanları ve alınan 01.07.2020 tarihli bilirkişi raporu ile davalı Kurum tarafından davacı aleyhine tesis edilen dava konusu işlemin yerinde olduğu, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekilince istinaf isteminde bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 15.03.2024 tarihli kararıyla; davalı Kurum müfettişi tarafından yapılan soruşturma kapsamında davaya konu 46 adet reçete ile ilgili olarak dava dışı hastaların ve yakınlarının beyanına başvurulduğu, beyanı alınan hastalardan bir kısmı ilaçları kullandığını, bir kısmı ise teslim almadığını, böyle bir raporu olmadığını, dava dışı doktora muayene olmadıklarını, davaya konu reçetelerin arkasındaki imza, telefon numarası ve adresin kendilerine ait olmadığını, reçete hakkında bilgilerinin bulunmadığını ifade ettikleri, davalı Kurum müfettişi soruşturması sırasında dava dışı reçete sahipleri ... .'nın oğlu ... .'nın, ... .'nin torunu ... .'nin beyanlarına başvurulduğu, yargılama sırasında Mahkemece dinlenen tanık olarak dinlenen dava dışı ... ., ... . ve ... .'ın ise dava konusu işleme dayanak reçete sahibi hasta ya da yakınlarından olmadığı, reçete sahibi hastalardan ... . ve ... .'nın ölmüş olmaları nedeniyle dinlenemediği, eş ya da çocuklarının da dinlenmediği, Mahkemece davaya konu reçetelerin düzenlendiği dava dışı hasta ve hasta yakınlarından 11'inin tanık olarak dinlendiği, ... ., ... .'nın eşi ... ., ... ., ... ., ... ., ... ., ... ., ... ., ... .'nın oğlu ... . ve ... .'nin torunu ... . isimli reçete sahiplerinin dinlenmediği, dinlenen tanıkların ise Mahkemede dinlenmeleri sırasında müfettiş incelemesi sırasında verdikleri ifadelerle duruşmada verdikleri ifadeler arasındaki çelişkilerin giderilmediği, ayrıca reçete asılları dosyaya getirtilerek reçete arkasındaki imzaların, ilaçları aldıkları beyan eden tanıklara ait olup olmadığının sorulmadığını, her ne kadar davacının yargılandığı ceza mahkemesi yargılaması sırasında beraat kararı verilmiş ise de; Protokolün (6.3.3.) ve (6.3.10.) maddeleri kapsamında, reçete arkasındaki imzaların reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olup olmadığı ile ilaçların hasta veya yakınına teslim edilip edilmediğinin tespiti açısından hüküm vermeye elverişli biçimde araştırma yapılmadığı, Mahkemece; davalı ... Kurumunca, dava konusu işleme konu edilen 46 adet kağıt reçetenin aslının getirtilerek, cezai işleme esas tüm sigortalıların ve reçete arkasında ilaçları teslim alan olarak görülen kişilerin tanık olarak dinlenmek üzere mahkemeye davet edilip beyanlarının alınması, imzaların bu kişilere ait olup olmadığının araştırılması, duruşmada daha önce dinlenen tanıkların kurum müfettişine vermiş oldukları ifadeler ile varsa duruşmadaki ifadeleri arasındaki çelişkinin giderilmesi ile dosya arasına alınacak reçete asılları arkasındaki imzaların teslim alan olarak kendilerine ait olup olmadığını tespit amacıyla yeniden çağrılarak beyanlarının alınması, reçete sahiplerinden ölmüş olması nedeniyle beyanı alınamayan ... . ve ... .'nın eş ya da çocukları ile müfettiş tarafından dinlenen ... .'nın oğlu ... . ve ... .'nin torunu ... . tanık olarak dinlenmek üzere çağrılması ve dosyanın konusunda uzman bilirkişilerin de yer aldığı yeni bir bilirkişi kuruluna tevdi edilerek tarafların iddia, savunma ve itirazlarını karşılayıp, raporlar arasındaki çelişkiyi giderir şekilde, cezai işleme konu sözleşme maddelerinin her bir reçete için tek tek değerlendirilip taraf ve Yargıtay denetimine elverişli şekilde rapor aldırılması, elde edilecek sonuca göre, eczane protokolün (6.3.3.), (6.3.10.), (6.3.19.) ve (6.5.2.) maddeleri kapsamında cezai işlem uygulanması şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmek suretiyle bir sonuca varılması, kasıt unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun tartışılması ve denetime açık bir hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması yerinde olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu 46 kağıt reçete aslının temini için Ağır Ceza Mahkemesi dosyasının fiziken getirtilip incelendiği, dosya içerisinde reçete asıllarının bulunmadığı, reçete asıllarının temini için Ağır Ceza Mahkemesine yazılan müzekkere cevabında reçete asıllarının sahibine iadesine dair verilen ek kararın gönderildiği, davalı Kuruma reçete asılları için yazılan müzekkere cevabında reçete asıllarının Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğinin bildirilmesi üzerine, yazılan müzekkere cevabında reçete asıllarının dosyalarda ve emanette bulunmadığının bildirildiğini, reçete asılları temin edilemediğinden kaldırma kararı öncesi dinlenen reçete sahiplerinin yeniden dinlenilmediği, ayrıca reçete sahiplerinin çoğunun vefat ettiğinin tespit edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince vefat eden reçete sahiplerinin akrabalarının dinlenilmesi istenilmiş ise de, tanıkların 17, 16, 14 yıl önce düzenlenen reçeteler hakkında bilgi sahibi olmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, Mahkemece dinlenen tanıkların ilaçları teslim aldıklarını beyan ettikleri, dava konusu reçete asılları temin edilemediğinden reçete sahiplerine imzaların gösterilmesi mümkün olmadığından tanıkların dinlenilmesinin bu aşamada dosyaya yenilik katmayacağı kanaatiyle yeniden tanık dinlenilmediğini, davalı Kurum tarafından sahte reçete iddiasına ilişkin yeterli delil sunulmadığı, davalı Kurumun davacı hakkında uyguladığı işlemin yerinde olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile davalı Kurumun davacı aleyhine 05.10.2013 tarihli yazıyla uyguladığı fesih, uyarı ve para cezası konulu davalı Kurum işleminin iptaline, sözleşmenin aynı koşullarla devamına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı Kurum işlemine esas reçete asıllarının temin edilememesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesince gerekli araştırmanın yapılamadığı, bunun sonucunda davalı Kurum işlemi açısından mevcut delil durumu gözetildiğinde dava konusu işleme dayanak reçeteler hakkında gerekli kontrolün de yapılamayacak olmadığı, yine davalı Kurum tarafından davacının ya da dava dışı çalışanlarının davalı ... zarara uğratmak amacıyla kasıtlı hareket ettiğinin de ayrıca somut olarak ispatlanamadığı, TBK'nın 74. maddesi kapsamında hukuk hâkimini bağlamayacak olsa da maddi gerçeklik açısından Ağır Ceza Mahkemesi dosyası kapsamında davacının ve dava dışı çalışanının sahte reçete ya da rapor düzenlenmesi eylemi ya da buna iştiraki açısından somut bir tespit ya da tanık beyanı bulunmadığı ile davalı Kurum tarafından da aslına ulaşılamayan reçeteleri düzenleyenler ile davacı arasında bağlantı bulunduğuna dair herhangi bir delilin ibraz edilmediği, kaldırma kararı öncesi dinlenen tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; reçete asılları olmasa da müvekkili Kurum MEDULA kayıtlarından reçete girişlerinin görüldüğünü, Mahkemece en azından müvekkili Kurum MEDULA kayıtları üzerinden inceleme yapılması gerektiğini, kaldı ki dinlenen tanıklardan bir kısmının eczacıyı tanımadığını, ilaçları almadıklarını, farklı bir ilaç aldıklarını beyan ettiklerini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, davalı Kurum tarafından 2009 yılı Protokolü gereğince davacı aleyhine uygulanan fesih, uyarı, cezai şart ve reçete bedelinin tahsili yönündeki işlemin iptali istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle davalı Kurum işlemine esas reçete asıllarının gönderildiği bildirilen ceza mahkemesi ile yapılan yazışmalara rağmen temin edilememesine, İlk Derece Mahkemesince dinlenen hasta ve hasta yakını ifadeleri ile davalı Kurumca Protokolün (6.3.10.) maddesi uyarınca uygulanan işlemin yerinde olmadığının tespit edilmesine, Protokolün (6.3.19.) maddesi uyarınca uygulanan işleme dayanak gerçeğe aykırı reçete kaydı yapıldığı iddiasının davalı Kurum tarafından ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.