"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/57 E., 2025/347 K.
DAVA TARİHİ : 30.12.2013
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkili ...'in eşi müteveffa ...'yi gebelik süresince düzenli olarak Özel ... Hastanesine kontrollere götürdüğünü, kontrollerini kadın doğum doktoru ...'nun yaptığını, hamileliğinin 7 ve 8. aylarında nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetiyle karşılaştıklarında bu durumu ...'ya bildirdiklerini, doktorun çocuk büyüyor normaldir diyerek başından savdığını, doğumun normal şartlarda 20-25 mayıs tarihleri arasında olacağını, ancak 1 ay kadar önce 29 Nisan ve 30... tarihi akşamında fenalaştığını ve davalı hastanelerin acil servisine başvurduğunu, kendisine bir adet serum takılıp taburcu edildiğini, 1 Mayıs 2013 günü tekrar rahatsızlanarak ... Hastanesine götürüldüğünü, doktorların doğumun hemen olacağını beyan ederek acil olarak sezeryanla bebeğin doğumunu gerekleştirdiklerini, ...'nin doğumdan sonra daha kötü olduğunu, bu durumu doktora ilettiklerinde bunların normal olduğunu beyan ettiğini, ancak aynı gün fenalaşınca durumun tekrar doktora bildirildiğini, ilgili doktorun göğüs hastalıkları doktoru ...'ı çağırdığını, ...'ın müvekkilinin eşini muayene etmediğini, baştan savdığını ve taburcu olduğunu, ancak ...'nin şikayetlerinin devam ettiğini, 4 Mayıs 2013 tarihinde aynı şikayetlerden dolayı bu kez ... Hastanesine götürüldüğünü, 20 dakikalık oksijen tedavisinden sonra acil olarak ... Üniversitesi Tıp Fakültesine götürülmesinin istenildiğini, ambulans talebinde bulunduğunda bazı araçların arızalı olduğunu söylediklerini ve hastayı kendi imkanları ile hastaneye götürdüğünü, ... Hastanesininde baştan savdığını, ...'nin yolda daha kötü olduğunu, konuşmasının kesildiğini, hastaneye geldiklerinde kalbinin durduğunu, 5-6 dk bir zaman diliminden sonra doktorun müvekkiline ''bu kadını hiç mi doktora götürmediniz'' diye sitem ettiğini, akciğerlerinin tamamen su dolduğunu beyan ettiğini, 04.05.2013 tarihinde yoğun bakıma alındığını ve 13.09.2013 tarihinde vefat ettiğini, tüm bu olayda doktorların özensiz davrandıklarını doktorların kusurlu olduklarını, müvekkillerinin zor durumda kaldığını, çok büyük üzüntü duyduklarını, bebeğin bakımı için yardımcı tutulması gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkillerinin uğramış olduğu maddi zarar için şimdilik 1.000,00 TL maddi zararın 13.09.2013 tarihi itibari ile işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ömür boyu yaşanacak üzüntü sebebi ile ... için 100.000,00 TL, bebek ... için 100.000,00 TL ve anne ... için 100.000,00 TL olmak üzere 300.000,00 TL 'nin olay tarihi olan 13.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş, davacılar vekili 02.06.2025 tarihli ıslah dilekçesiyle, davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı 5.244,54 TL, davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı 1.151.257,17 TL, davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatı 2.977.508,94 TL olmak üzere toplam 4.134.010,65 TL'nin davalılardan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili; hasta ... 'in Özel ... Hastanesine 01.05.2013 tarihinde hamileliği nedeni ile kasık ve bel ağrısı yakınmasıyla başvurduğunu, hastane doktoru tarafından sezeryanla çocuğun alındığını, klinik takibi alındığını, doğum sonrası süreçte hastanın nefes darlığı sebebi ile şikayette bulunduğu, müvekkilinin gerekli kontrolleri yaptığını, müvekkiline başkaca talep gelmediğini, tedavi evrakları ve hastanın hastane süreci incelendiğinden müvekkilinin kontrolleri ile hastanın durumu arasında illiyet bağının bulunmadığını, davayı kabul etmemekle beraber talep edilen rakamın fazla olduğunu, Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin ... Sigorta tarafından güvence altında olduğunu, davanın sigorta şirketine ihbar edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili; ... 29.04.2013 tarihinde hastaneye başvurduğunu, 7 aylık hamile olduğunu, yapılan tetkiklerde her şeyin normal olduğunun kayıtlardan anlaşılacağını, dava dilekçesinde belirtilen 4 Mayıs 2013 tarihinde davacıların hastaneye herhangi bir müracaatı olmadığını, davayı kabul etmemekle beraber talep edilen rakamın fazla olduğunu, Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin ... Sigorta tarafından güvence altında olduğunu, davanın sigorta şirketine ihbar edilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
3. Davalı Özel ... Hastanesi vekili; açılan davayı kabul etmediklerini, davada müvekkilinin husumetinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
4. Davalı ... Gence vekili; hasta ile ilgili gereken mesleki tüm sorumluluklar müvekkilince yerine getirildiğini, hastanın durumu ile ilgili gerekli tıbbı müdahalelere ve konsültasyonu zamanında yapıldığını, önlemler alındığını, takiplerin yapıldığını, hastaya gereken özenin gösterildiğini ve tıbbi tedavinin eksiksiz, kusursuz bir şekilde yerine getirildiğini, müvekkiline kusur izafe edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 12.03.2015 tarihli kararıyla; Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 22.10.2014 tarihli ve 4010 karar sayılı rapora göre davalı doktorlar ve hastanelerin herhangi bir kusurunun bulunmadığının oy birliğiyle tespit edilmesi karşısında davacıların davalarının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 22.03.2018 tarihli ilamla; Mahkemece, Üniversite Öğretim Üyelerinden oluşturulacak, konusunda uzman, akademik kariyere sahip üç kişilik bilirkişi kurulundan, davacıların itirazları da karşılanmak suretiyle olayda her bir davalıya atfı kabil bir kusur bulunup bulunmadığı konusunda, nedenleri açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Mahkemece bu yönler göz ardı ederek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda ölümün ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde gerçekleştiği ancak hastane tarafından ölümün adli vakıa olarak bildirilmediği gibi davacı tarafça da ölümün davalıların yada başka kişi yada kurumların kusuru yahut ihmali nedeniyle gerçekleştiğine dair bir şikayette bulunmadıkları, bu nedenle müteveffanın otopsisinin yapılmadığı, ölüm olayıyla ilgili yürütülen soruşturma yahut kovuşturmanın da bulunmadığı, bu haliyle ölüm sebebinin tespitinin mümkün olmadığı, ölüm olayının gerçekleşmesi ile davalıların ihlali ya da ihmali bulunduğu hususunda illiyet bağının kurulamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; raporda perioperatif bakım, postoperatif takip, konsültasyon gereksinimi, oksijen desteği ve taburculuk uygunluğu başlıklarında özen standardının altında kalındığı açıkça belirtildiği, bu hususun Mahkemenin “kusur yok” sonucunu doğrudan çürüttüğünü, rapordaki bu bölüm tartışılmadan ve çelişki giderilmeden hüküm kurulduğunu, 29.12.2020 tarihli kurul raporundaki açık kusur ve illiyet bulguları görmezden gelindiğini, ... (29.04.2013): Nefes darlığının “nazofarenjit” tanısıyla açıklanamayacağı ve etyolojik tetkik yapılmamasının eksiklik olduğu, ... Acil (30.04.2013): Göğüs ağrısı/nefes darlığında gerekli tetkik ve branş konsültasyonlarının yapılmaması eksiklik olduğu, Dr. ... (01.05.2013): Oksijen verilmesine rağmen etyoloji aydınlatılmadan taburcu kararı verilmesi uygun olmadığı belirtildiğini, otopsi yapılmamasının davanın red gerekçesi olmayacağını, kusur olmamasına rağmen hesap bilirkişisine gidilmesi kararının çelişkili olduğunu, hükmedilen avukatlık ücretinin hatalı olduğunu, manevi tazminatın tümden reddinde AAÜT m.10/3 gereği maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiğini, maddi tazminatın tümden reddinde AAÜT m.13/4 gereği maktu vekâlet ücretine hükmolunması gerektiğini, 02.06.2025 tarihli ıslah ile talep dağılımı her bir davacı için ayrı ayrı gösterildiğini, aktüerya raporuna rağmen kusur-illiyet tartışması derinleştirilmesinin eksiklik olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hekim hatasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında kadın doğum doktoru ...'ya kusur atfedilmediğinin anlaşılmasına göre davacılar vekilinin bu davalı yönünden tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2. Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Mesleki iş gören vekil özenle davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur. O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları hafif de olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, vekalet görevini gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Aynı hususlar doktorun görev yaptığı sağlık kuruluşu için de geçerlidir.
Vekil, vekalet görevini yerine getirirken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışlarının özenli olmayışı nedeniyle doğan zararlardan sorumludur. Gereken özen görevini göstermeyen vekil vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Manevi tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevi zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarda meydana gelen azalma olup, bu zarar manevi tazminatla giderilmeye, azaltılmaya çalışılmıştır.
Yukarıda belirtilen bilgiler ışığında somut olayın incelenmesinde; müteveffa annenin gebelik kontrolleri sırasında nefes darlığı problemi yaşadığı, 29.04.2013 tarihinde ... Hastanesinin, 30.042013 tarihinde de Özel ... Hastanesinin acil servisine başvurduğu, yine aynı sebeplerle doğumun akebinde 01.05.2013 tarihinde de göğüs hastalıkları uzmanı ...'a yönlendirildiği, yalnızca ventolin verilerek tedavi uygulandığı, 02.05.2013 tarihinde taburcu edildiği, ancak mütevefanın akciğer embolisi nedeniyle 04.05.2013 tarihinde yoğun bakıma alındığı ve yoğun bakımda 13.09.2013 tarihinde vefat ettiği dosya kapsamından anlaşılmıştır.
29.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda; "Hastanın 29.04.2013 tarihinde ... Hastanesine yaklaşık birkaç saattir başlayan nefes darlığı şikayeti ile başvurduğu, yapılan fizik muayenesinde genel durumunun iyi olduğu, solunum sistemi, kardiyovasküler sistemi, batın muayenesi ve nörolojik muayene bulgularının normal olduğu nihayetinde akut nazofarenjit tanısı konularak evine gönderildiği anlaşılmıştır. Yaklaşık 37 haftalık gebe olan bir hastada nazofarenjit tanısının nefes darlığını açıklayamayacağı, nefes darlığı nedeni ile başta akciğer embolisi ve kalp yetersizliği olmak üzere gebelikte olabilecek veya ağırlaşabilecek kalp akciğer komplikasyonlarına yönelik tetkiklerin yapılmamış olmasının eksiklik olduğu," " 30... akşamı hasta nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikâyeti ile Özel ... Hastanesi acil servisine başvurmuş, serum takılan gebe daha sonra taburcu edilmiştir. Yaklaşık 37 haftalık gebe olan bir hastada, nefes darlığı nedeni ile başta akciğer embolisi ve kalp yetersizliği olmak üzere gebelikte olabilecek veya ağırlaşabilecek komplikasyonlarına yönelik tetkiklerin yapılmamış olmasının ve gerekli uzmanlık alanlarından konsültasyon istenmemesinin eksiklik olduğu," "Hastada preoperatuar, peroperatuar ve postoperatuar komplikasyon gelişmemiştir. Aynı gün saat 13.00 sularında hastanın göğüs ağrısı şikayeti ifade etmesi üzerine saat 14.00 sularında hastanın göğüs hastalıkları uzmanı Dr. ... tarafından yatağında muayene edildiği, şuurunun açık, muayene bulgularının normal, bronkospazm olmadığı saptanmış, 2 İtdk oksijen, gerektiğinde ventolin 6x1 kullanması önerilerek her 15 dakikada bir ateş, nabız, tansiyon, solunum ve SPO2 takibi önerilmiş, oksijen satürasyonunun 95-96 civarında seyrettiği anlaşılmış. Muayene bulguları normal olan bu hastada satürasyon düşüklüğü neden ile 2lt/dk oksijen tedavisi verilmesinin uygun olmakla birlikte etyolojinin aydınlatılmadığı ve hastanın taburcu edilmesinin uygun olmadığı)" belirtilmiştir. Yine bu rapora itiraz sonucu aldırılan 31.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda da benzer tespitlerin yapıldığı ve 31.12.2024 tarihli bilirkişi raporunda yer alan hekimlerin görüş birliğine varamadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı doktor ... ve davalılar Özel ... Hastanesi ile ... Hastanesinin yalnızca semptoma yönelik tedavi yaptığı, altta yatan nedenin araştırılmadığı, ileri tetkikler yapılarak konsültasyon istenmediği gözetilerek bu durumda, yukarıda belirtilen raporda da yer aldığı üzere davalı doktor ... ve davalılar Özel ... Hastanesi ile ... Hastanesinin özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı hususu ve hafif kusurunda dahi sorumlu olduğu kabul edilmelidir.
O halde, Mahkemece söz konusu davalıların özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı ve kusurlu olduğu kabul edilip davacıların talepleri yönünden işin esasına girilerek sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Kabule göre de davalı ...'nun kusurlu olmadığı değerlendirilmekle davalı ... vekili yararına hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğu, bu hususta yeniden hüküm kurulması gerektiği anlaşılmıştır.
3. Bozma nedenine göre davacılar vekilinin davalılar (..., Özel ... Hastanesi San. Tic. Ltd. Şti. ve ... (... Vakfı )) yönünden vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar yararına BOZULMASINA,
3. Bozma nedenine göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
6100 sayılı Kanuna eklenen Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
04.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.