"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/172 E., 2021/101 K.
Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın onanmasına dair verilen kararın davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı Kurumun, davacı ile imzaladığı ilaç teminine ilişkin 2003 yılı Protokolü'nü 05.12.2005 tarihinde haksız olarak feshettiğini, fesih işleminin iptali için Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davada 12.12.2005 tarihli ara kararıyla fesih işleminin tedbiren durdurulduğunu, yapılan yargılama sonunda ise davanın reddine karar verildiğinden 29.06.2007 tarihinde tedbir kararının kendiliğinden kalktığını, kararı temyiz ettiklerini ancak bu süreçte müvekkilinin ilaç verme işlemini gerçekleştiremediğini, kararın 21.02.2008 tarihinde bozulması üzerine Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.04.2008 tarihli ve 2008/26 D.İş sayılı kararıyla fesih işleminin yeniden tedbiren durdurulmasına karar verildiğini, bozmaya uyan Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.06.2008 tarihli kararıyla fesih işleminin iptaline karar verildiğini, söz konusu kararın derecattan geçerek 16.12.2008 tarihinde kesinleştiğini, davalının haksız fesih işlemi nedeniyle Mahkemece verilen tedbir kararının kalktığı dönemden yeniden tedbir kararının verildiği döneme kadar müvekkilinin iş yapamadığını ve kâr kaybına uğradığını, ayrıca ticari itibarının da zedelendiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 100.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili Kurumun sorumluluğunu gerektirecek hiçbir kusurunun bulunmadığını, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 29.12.2011 tarihli kararıyla; davacının fesih işleminin iptaline yönelik açtığı davanın kabulüne dair verilen kararın kesinleştiği, söz konusu davada reçetelerdeki tahrifatın eczane sahibi veya çalışanları tarafından yapılmadığının, tahrifatın eczane tarafından fark edilmediğinin ve davacı ile eczane çalışanlarının kusuru bulunmadığının tespit edildiği, davacının kâr kaybının 88.981,20 TL olarak belirlendiği, davalının bu zararı gidermekle yükümlü olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile 88.981,20 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin tarihli ilamıyla; taraflar arasındaki matbu sözleşmenin “sözleşmenin feshini gerektiren hususlar” başlıklı IV. Bölümünün 1. maddesinin (n) bendinde, “reçetelerde tahrifat yapıldığının teftiş raporu ile belirlenmesi” halinde eylemin “7 yıl” süreyle sözleşmenin feshini gerektirdiğinin belirtildiği ve sözleşmenin davalı Kurum tarafından (7) yıl süreyle feshedildiği, davacı tarafından bu konudaki muarazanın giderilmesi için Osmaniye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, neticeten muarazanın önlenmesine karar verildiği ve temyiz incelemesi sonucu kararın onanarak kesinleştiği, her ne kadar sözleşmenin feshine ilişkin muarazanın önlenmesi istemiyle açılan işbu dava davacı yararına sonuçlanıp kesinleşmiş ise de, davacı eczacının tahrifat yapılmış reçeteleri Kuruma fatura ettiği sabit olup, davalı Kurumun sözleşmenin feshini düzenleyen Protokol hükmüne aykırı davranıldığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshetmesinde, tazminat ödemesini gerektiren kusurlu bir davranışının bulunmadığı, fesih hakkının kötüye kullanıldığından söz edilemeyeceği, davacı eczacının bu hükmü kabul ederek sözleşmeyi imzalamasına göre kâr mahrumiyeti iddiasında bulunarak tazminat isteyemeyeceği; davacının manevi tazminat talebine gelince; salt sözleşmeye aykırı davranışın manevi tazminat istemi için yeterli olmayıp aykırılığın niteliğinden veya özel hal ve şartlar sebebiyle aynı zamanda davacı tarafın kişilik haklarının Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı) 24. maddesi anlamında zedelenmesi ve bu nedenle de Borçlar Kanunu'nun(818 sayılı) 41. maddesi uyarınca bu akde aykırılığın haksız bir eylem olarak değerlendirilebilmesi gerektiği, somut olayda ise manevi tazminatın şartlarının oluşmadığı, Mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmişir.
2. Mahkemenin 19.03.2013 tarihli kararıyla; manevi tazminat istemi yönünden bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiş, kâr kaybını içeren maddi tazminat istemi yönünden ise bozmadan önceki gerekçelerle direnilmesine kararı verilmiş, kararın taraf vekillerince temyizi üzerine, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin hükmün Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 18.09.2013 tarihli ilâmıyla onanmasına kesin olarak karar verilmiş; maddi tazminat istemi yönünden verilen karar ise, Hukuk Genel Kurulunun 25.02.2015 tarihli ilâmıyla; usulüne uygun hüküm fıkrası oluşturulmaması nedeniyle işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
3. Mahkemenin 21.05.2015 tarihli kararıyla; maddi tazminat istemi yönünden direnme kararı verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.12.2019 tarihli ilâmıyla; davalı Kurumun sigortalısı olan hak sahiplerine ilaç teminini sağlamak için uyguladığı 2003 yılı Protokolü'nün “Sözleşmenin feshini gerektiren hususlar” başlıklı bölümünün 1. maddesinin (n) bendinde, tahrifatı yapan kişiye müeyyideye etkisi yönünde herhangi bir sonuç bağlanmamış ise de, kamu zararına engel olmak maksadıyla kendisine fatura edilen tüm işlemleri sıkı şekilde denetlemek, mevzuat ve sözleşme hükümleri çerçevesinde yapılması gerekenleri ifa etmekle yükümlü olan Kurumun, taraflar arasındaki sözleşmeye uygun şekilde araştırma yaparak neticesinde davacı hakkında sözleşmenin feshi müeyyidesini uygulamak durumunda kaldığı, davacı tarafça feshin iptali istemiyle dava açılması sonrasında ise Mahkemenin uyguladığı tedbirleri aynen yerine getirdiği, davanın reddine dair verilen kararda tedbirin devamına hükmedilmediği ve henüz ihtilaf çözümlenmediği için fesih işlemini tekrar uyguladığı, ihtilafın ancak yapılan yargılama neticesinde ve sözleşmenin yorumlanması suretiyle çözümlenebildiği, hâl böyle olunca davalı Kurumun taraflar arasında o tarihte bağlayıcı ve geçerli olan sözleşme hükümleri çerçevesinde fesih işlemini uygulamasında ve bu feshin durdurulmasına ilişkin tedbirin ortadan kalkmasıyla birlikte kâr kaybı doğmasında 818 sayılı Kanun'un 96. maddesi anlamında kusursuz olduğunun kabulü gerektiği, sonuç itibariyle benimsenen Özel Daire bozma kararına maddi tazminat istemi yönünden de uymak gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
5. Bozmaya uyan Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Hukuk Genel Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle maddi tazminat istemine ilişkin davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
Dairenin usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
VI. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; davalı Kurum tarafından yeterince araştırma ve inceleme yapılmadan tahrifatın sorumlusunun belirlenmesi konusunun somutlaştırılamadığını, yorum sureti ile yaptırım tesis eden Kurumun açıkça kusurlu olduğunu, davalı Kurum tarafından fesih işleminin geçerli bir nedene dayanmadığının mahkeme kararı ile sabit olduğunu, müvekkilin uğramış olduğu kazanç kaybının kabul edilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilaç teminine ilişkin sözleşmenin feshine dair Kurum işleminin Mahkeme kararıyla iptal edilmesi üzerine, fesih nedeniyle uğranılan zararın davalı Kurumdan tazmini istemine ilişkindir.
Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı eczacının tahrifat yapılmış reçeteleri Kuruma fatura ettiği ve davalı Kurumun sözleşmenin feshini düzenleyen Protokol hükmüne aykırı davranıldığı gerekçesiyle sözleşmeyi feshetmesinde, tazminat ödemesini gerektiren kusurlu bir davranışının bulunmadığının anlaşılmasına göre Daire kararı yerinde olduğundan davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE,
Aşağıda yazılı karar düzeltme harcının karar düzeltme isteyene yükletilmesine,
Aşağıda yazılı para cezasının karar düzeltme isteyene yükletilmesine,12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.