Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4318 E. 2026/10 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/509 E., 2024/234 K.

Mahkeme kararının davacı vekili ile dahili davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın bozulmasına dair verilen kararın davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalı ...’ın vekili olarak Kadastro Mahkemesinde görülen dava dosyasını takip ettiğini, taraflar arasındaki 01.07.2003 tarihli avukatlık ücret sözleşmesine göre bu dosya için 500.000 USD vekâlet ücretinin 10.12.2006 tarihinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin on yıl boyunca davayı kesintisiz olarak takip ederek lehe sonuçlandırdığını ve kararın kesinleşerek infaz edildiğini, buna rağmen vekâlet ücretinin ödenmediğini, ücret alacağının tahsili için başlatılan icra takibinde davalının hem imzaya hem de borca haksız şekilde itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; avukatlık ücret sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, sözleşme içeriğinin sonradan doldurulduğunu, davalının vekillik görevini kesintisiz olarak ifa etmediğini, sıklıkla mazeret vererek temsil vazifesini yerine getirmediği gibi Kemer Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/5 E. sayılı dava dosyasında müvekkilinin avukatı olarak görev yapmaktayken vekillikten istifa ederek menfaat çatışması bulunan karşı taraf vekili olarak görev yapmaya başladığını, avukatlık mesleği kurallarına aykırı bu durumla ilgili idari ve adli yönden soruşturma yapıldığını, davacının vekâlet ücretine hak kazanmadığını savunarak, davanın reddini istemiş; yargılama devam ederken davalı ...’ın vefatı sonrası mirasçıları davaya dâhil edilmiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 23.06.2014 tarihli kararıyla; davacının sarf ettiği emek, mesai, üstlendiği işi getirdiği durum ve sözleşmede belirlenen bedel dikkate alınarak avukatın hak edeceği vekâlet ücretinden takdiren 1/2 oranında indirim yapılmak suretiyle uygun bir ücretin takdir ve tayin edilmesinin hakkaniyete uygun olacağı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin 250.000 USD+KDV üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacak 250.000 USD bedele sözleşmede belirtilen %15 sözleşme faizi yürütülmesine, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz yoluna başvurmuşlardır.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 02.11.2015 tarihli kararıyla; Mahkemece davacının vekillikten istifasının haklı olup olmadığı ve dolayısıyla ücrete hak kazanıp kazanamadığı konusundaki çelişki giderilecek şekilde yeniden karar verilmesi, davalılardan ...’in ...’ın mirasını reddettiğinin gözetilmesi gerektiği gerekçesiyle, tarafların sair temyiz itirazları incelenmeksizin bozma kararı verilmiştir.

2. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 22.01.2019 tarihli kararıyla; istifanın haksız olduğu ve istifa anına kadar takip edilen iş kesinleşmemiş olduğundan herhangi bir vekâlet ücretine hak kazanılmadığı, dâhili davalı ... mirası reddettiğinden onun hakkındaki davanın da pasif husumet yokluğundan reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili ile dahili davalı ... vekili temyiz yoluna başvurmuşlardır.

3. Dairenin 23.09.2020 tarihli kararıyla; davalı ...’ın temyiz itirazları reddedilerek, dosya kapsamından ücret sözleşmesine dayanak Kemer Kadastro Mahkemesinin 1995/140 E. sayılı dava dosyasının davacı avukat tarafından takip edilerek sonuçlandırıldığı, ücret sözleşmesinde kararlaştırılan vadede davacıya ücretinin ödenmediği hususları dikkate alındığında davacı avukatın sırf bu dosyaya (Kemer Kadastro Mahkemesinin 1995/140 E.) mahsus olmak üzere vekaletten istifasının haklı olduğunun kabulü gerektiği, Mahkemece davacı avukatın haklı istifanın sonucu olarak Kemer Kadastro Mahkemesinin 1995/140 E. sayılı dosyası yönünden ücrete hak kazandığı dikkate alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.

4. Mahkemenin 21.12.2021 tarihli kararıyla; önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

5. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2023 tarihli ilamıyla; taraflar arasındaki avukatlık ücret sözleşmesinde Kadastro Mahkemesinde görülen dava için 500.000 USD vekâlet ücretinin 10.12.2006 tarihinde ödeneceğinin açıkça kararlaştırıldığı ve belirlenen vadede ücretin ödenmediği, tarafların sözleşmeyle yüklendikleri edimlerle bağlı bulunduğu, sözleşmede kararlaştırılan tarihte davalının avukatlık ücretini ödeme borcunun muaccel hâle geldiği, sözleşmeye uygun şekilde ücretin ödenmemesi nedeniyle istifanın haklı olduğu, istifadan sonraki dönemde tezahür eden hususlar muaccel olmuş dava konusu alacağa tesir etmeyeceği gibi aynı davada karşı tarafın vekilliğinin üstlenildiği 2008/5 E. sayılı dosya yönünden davacının vekâlet ücretine hak kazanıp kazanamadığı hususunun eldeki davanın konusu olmadığı, hâl böyle olunca Özel Daire kararında da belirtildiği üzere Kadastro Mahkemesindeki dava yönünden istifanın haklı olduğu gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, direnme kararının bozulmasını karar verilmiştir.

6. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı avukatın haklı istifanın sonucu olarak Kemer Kadastro Mahkemesinin 1995/140 E. sayılı dosyası yönünden ücrete hak kazandığı, istifa tarihinin 22.04.2009, kararın kesinleşme tarihinin 29.12.2009 tarihi olduğu, istifa tarihi itibariyle henüz kararın kesinleşmediği dikkate alınarak, her ne kadar ücret sözleşme ile belirlense de, erken istifa nedeniyle ücretin tamamına hak kazanılamayacağı, işin geldiği aşama ve kesinleşme için salt tebligat ve sürelerin beklendiği nazara alınarak belirlenen ücretten %15 hakkaniyet indirimi yapıldığı gerekçesiyle, davalı ...'e karşı açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kısmen kabulü ile; davalılar tarafından İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2011/29479 E. sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 501.500 USD üzerinden devamına, takibe konu alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/A maddesi uyarınca belirlenecek faiz oranının % 100 fazlası üzerinden (%15 oranını geçmemek kaydı ile) faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminatı ile davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili ile bir kısım dahili davalılar vekilleri temyiz yoluna başvurmuşlardır.

V. TEMYİZ

Mahkemenin 28.05.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili ile dahili davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz edilmesi üzerine, Dairece, davacı vekilinin temyiz itirazları incelenmeksizin ve davalılar vekilinin sair temyiz itirazları reddedilerek Mahkemece davacı avukatın yaptığı hukuki yardımın 2003 yılında başladığı hususu da dikkate alınarak 2003 yılı itibariyle davacı avukatın takip ettiği dava dosyasında müddeabihlerin toplamı ile avukatlık ücret sözleşmesinde kararlaştırılan vekalet ücretinin (2003 yılındaki kur üzerinden) tespit edilmesi ve davacının vekalet ücretinin 2003 yılında yürürlükte bulunan 1136 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen 164. maddesinde belirtilen oranı aşıp aşmadığı belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirdiği ve kabule göre de; Mahkemece davacı avukatın haklı istifasının sonucu olarak Kemer Kadastro Mahkemesinin 1995/140 E. sayılı dosyası yönünden ücrete hak kazandığı belirtildikten sonra, sözleşmede kararlaştırılan ücretten hakkaniyet indirimi yapılması hatalı olup, karar başka nedenle bozulduğundan bu husus bozma nedeni yapılmayarak eleştirmekle yetinildiği gerekçesiyle, kararın davalılar yararına bozulmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

V. KARAR DÜZELTME

A. Karar Düzeltme Sebepleri

Davacı vekili; davalı tarafın temyiz incelemesi sırasında verdiği ek beyan dilekçesi ile ilk defa avukatlık ücret sözleşmesinin Avukatlık Kanunu m.164’teki %25 sınırını aşıp aşmadığını gündeme getirdiğini, Yargıtayın, ilk derece yargılamasında hiç tartışılmayan ve tarafların savunma imkanı bulmadığı bu hususu doğrudan bozma sebebi yapmasının hukuki dinlenilme hakkını ve silahların eşitliği ilkesini ihlal eden beklenmedik karar niteliğinde olduğunu, Avukatlık Kanunu'nun 164/2. maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulama yeri olmadığını ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının temyizde ileri sürülen sebepler doğrultusunda bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.

Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle Dairece verilen bozma ilamının usul ve yasaya uygun olduğu, Avukatlık Kanunu 164. maddesinde düzenlenen %25 sınırını aşıp aşmadığı hususunun kanun emredici hükmünden kaynaklandığı ve resen inceleneceği anlaşılmakla davacı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde bulunmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE,

Aşağıda yazılı karar düzeltme harcı ile para cezasının karar düzeltme isteyenden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§