Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4104 E. 2026/97 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/142 E., 2024/549 K.

Mahkeme kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın onanmasına dair verilen kararın davalı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili; müvekkillerinin, murislerinden kalan dava konusu taşınmazda 2918 sayılı İmar Affı Kanunu uyarınca hak sahibi olduklarını, bu bölgenin kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edildiğini, müvekkillerinin davalı ... ile 02.10.2006 tarihli Tapu Tahsis Belgeli Tesis Sözleşmesi imzaladıklarını, 400 m² yerin Belediyeye devrildiğini, söz konusu sözleşme ile davalı tarafından 100 m² yüzölçümlü daire verilmesi karşılığında tapu tahsis belgeli taşınmazı devrettikleri gibi 72 taksit ile 28.211,77 TL ödemeyi üstlendiklerini, 20.10.2006 - 05.12.2008 tarihleri arası 26 taksit karşılığı 9.933,34 TL'yi ödediklerini, ancak Ankara 13. İdare Mahkemesinin 13.05.2009 tarihli kararı ile kentsel dönüşüm projesinin iptal edilmesi üzerine taksit ödemesini durdurduklarını, İdare Mahkemesi kararından sonra davalının sözleşmeyi ifa olanağının ve/veya müvekkilleri açısından faydasının kalmadığını ileri sürerek; ifa yerine geçen bakiye müspet zararın belirlenmesini ve şimdilik 1.000,00 TL zararın yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; ... Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında kalan ve ... 4. ve 5. etaplarda yer alan taşınmazların kamulaştırılması ve projenin uygulanmasına ilişkin esasların Belediye Meclisinin 17.02.2006 tarihli ve 483 sayılı kararı ile belirlendiğini, bu kapsamda davacılar ile 02.10.2006 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşmede hak sahibine enkaz bedeli ödeneceğinin açıkça belirtildiğini ve taraflar arasında mutabakat sağlandığını, ancak davacıların yapı bedelinin ödenmesi için dava açtıklarını, davacılara enkaz bedeli değil de yapı bedeli ödenmesine hükmedildiğini, bunun üzerine 22.01.2014 tarihinde Belediye Uzlaşma Komisyonunca sözleşmeye aykırı bir durumun ortaya çıkması, enkaz bedeli ödenmesi gerekirken tesis bedelinin ödenmesi nedeniyle Belediye ile davacılar arasında imzalanan 2006 tarihli sözleşmenin feshine karar verildiğini, davacıların 26.02.2014 tarihli dilekçesi ile sözleşmesinin yenilenmesini talep ettiklerini, tesis bedelinin iadesi halinde sözleşmenin yenileneceğinin davacı tarafa bildirildiğini, sözleşme feshedilmemiş gibi müspet zararın istenmesinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 16.06.2015 tarihli kararıyla; davalı İdarenin davacıların tapu tahsis belgesine hukuki kıymet tanıyarak ve 02.10.2006 tarihli tapu tahsis belgeli tesis sözleşmesi imzalayarak davacının 400 m² lik arsasına karşılık 100 m²'lik bir adet daire vermeyi taahhüt ettiği, davacıların evini yıkıp Kentsel Dönüşüm çalışmalarına başladığını, davalı taahhüdünü yerine getirmekten vazgeçtiğinden davacıların da ödeyeceği bedelin bir kısmı dışında borcunu yerine getirdiklerinden kamulaştırmasız elatma hükümlerinin uygulanması gerektiği, davacının borcunun alacağından mahsubu sonucu 1.191.992,92 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle; taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, 1.000,00 TL daire bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 07.03.2019 tarihli ilamıyla; davacıların talebinin ifa yerine geçen müspet zararının tazminine ilişkin olduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26/1 maddesinde hâkimin tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, Mahkemece, davacının talebine uygun olarak değerlendirme yapılıp hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle, karar bozulmuştur.

2. Bozmaya uyan Mahkemenin 20.09.2021 tarihli kararıyla; Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/463 E., 2013/162 K. sayılı kararıyla; davacıların enkaz bedelini aldıkları, taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği, davacılar vekilinin davalı İdareye başvurarak iptal edilen sözleşmenin yeniden yürürlük kazanması için gerekli işlemlerin yapılması hususunda başvuruda bulunduğu, ayrıca davacı asillerin de 01.12.2020 tarihli taahhütname ile davalı Belediyeye başvurarak sözleşmenin kaldığı yerden devam edilmesini talep ettiği, bu hali ile taraflar arasındaki önceki sözleşme hükümlerinin ayakta olmadığı, taraflar arasındaki sözleşme ayakta olmadığından müspet zarar talep edilemeyeceği, davacıların akdi feshedilen taraf olarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 125. maddesi gereği menfi zararını talep edebileceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacılar vekili temyiz yoluna başvurmuştur.

3. Dairenin 11.05.2023 tarihli ilamıyla; taraflar arasında imzalanan 02.10.2006 tarihli sözleşmenin 6098 sayılı Kanunun 123 ve devamı maddelerinde düzenlenen karşılıklı borç yükleyen sözleşme olduğu, sözleşme uyarınca davacıların taşınmazlarını davalı ... devrettikleri ve belirlenen taksitlerin bir kısmını ödemek suretiyle üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiklerinin sabit olduğu, davalı ... tarafından her ne kadar sözleşmenin feshedildiği, mevcut bir sözleşmenin bulunmadığı ileri sürülmüş ise de, sözleşmelerin devamının sağlanmak istenmesi ve özellikle İdarenin beyanlarda bulunarak hak sahiplerinde güven oluşturması ve bu kapsamda davacıların taahhütname imzalamasının sağlanmasının kamuya güven ilkesine aykırılık oluşturduğu, üstelik tek taraflı şartlar içeren taahhütnamenin de geçersiz olduğu, bu durumda davacıların 6098 sayılı Kanunun 125/1 maddesi gereği borcun ifasını veya ifa yerine geçecek müspet zararını isteyebileceği, sözleşmenin ayakta olduğu kabul edilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, hükmün davacılar yararına bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda, davacının temerrüde düşen davalıdan menfi zararlarını talep ettiği, karar tarihi itibariyle davalı Belediyenin henüz edimini yerine getirmediği, 6098 sayılı Kanunun 123. maddesi uyarınca davalı Belediyenin temerrüde düştüğü, 05.08.2024 tarihli bilirkişi raporunun dosya kapsamına ve oluşa uygun, denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu gerekçesiyle; davanın kabulü ile 479.921,74 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle davacılara verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.

V. TEMYİZ

Dairece 24.06.2025 tarihli ilamla kararın onanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

VI. KARAR DÜZELTME

Davalı vekili; karar düzeltme dilekçesindeki hususları tekrar ederek İdare tarafından yapılan işlemlerin mevzuata uygun olduğunu belirterek, Daire onama ilamının kaldırılarak, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, kentsel dönüşüm projesine ilişkin imar planının iptal edilmesi nedeniyle hak sahibinin sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan zararının tazmini istemine ilişkindir.

Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesi ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle uyulmasına karar verilen Daire bozma ilamında davacıların "müspet zarar" talep edebilecekleri hususunun netleştiği, ancak Mahkeme kararında ve Dairemiz onama ilamında sehven "menfi zarar" şeklinde zikredildiği, bu hususun maddi hata niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.

VII.KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalı vekilinin yerinde bulunmayan karar düzeltme isteminin REDDİNE,

Aşağıda yazılı bakiye karar düzeltme harcı ile para cezasının düzeltme isteyene yükletilmesine,14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§