Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3799 E. 2026/208 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/1150 E., 2025/1388 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2010/537 E., 2017/159 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; eczane sahibi ve sorumlu müdürü olan müvekkilinin, davalı Kurum ile Türk Eczacıları Birliği arasında imzalanan protokole taraf olduğunu, SGK Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin 2009 yılı Protokolünün (6.13.19.) maddesi çerçevesinde işlem yapıldığı bildirilmekle birlikte, olaya konu fiiller incelendiğinde reçete ve rapordaki tahrifatın müvekkilinin kastı ile yapıldığına ilişkin bir emarenin bulunmadığını, reçete ve raporların dava dışı hastalara ait olup ilaçların hastalarca kullanıldığını, davalı Kurumun 2009 yılından itibaren tüm işlemleri bilgisayar üzerinden T.C. kimlik numarası kullanılarak yaptığını, dava dışı hastanın reçetesinde yazan ilaçlar için eczaneye başvurduğunda müvekkili eczacının reçeteyi kontrol edip ilaçları dava dışı hasta yakınına verdiğini, reçetenin arkasına dava dışı hasta yakınının adı ve soyadı ile telefon numarası ve imzasını aldığını, daha sonra bu reçeteyi davalı Kuruma fatura ettiğini, müvekkilinin eczacı olarak ibraz edilen reçeteyi şekil ve içerik bakımından kontrol edip sözleşme gereği ilaçları dava dışı hasta yakınına verdiğini, davalı Kurumun 09.11.2010 tarihli yazıyla tahrifatlı reçetelerin kasten davalı ... zarara uğratmak amacıyla fatura edildiği iddia edilerek sözleşmenin feshi ve cezai şart bölümünün (6.3.19.) maddesine ve (6.3.) maddesine göre tahrifatlı reçete bedeli olan 182,73 TL ile 2009 yılı Eczane Sözleşmesinin (6.3.15) maddesine göre reçete bedelinin 5 katı olan 913,6 TL cezai şartın tahsili, ayrıca dava dışı sigortalının tedavisine dayanmayan 105 reçetenin davalı Kuruma zarar verme amacıyla fatura edildiği tespit edildiğinden toplam bedelleri olan 7.888,02 TL ile reçete bedellerinin 10 katı olan 78.880,20 TL cezai şartın tahsili, ayrıca 11 adet reçetenin sigortalıya teslim edilmeyen ilaç küpürlerine havi olduğu tespit edildiğinden 2009 yılı Eczane İlaç Temin Sözleşmesinin (6.3.10.) maddesi gereğince 373,78 TL reçete bedeli ile reçete tutarının 5 katı olan 1.868,90 TL cezai şartın tahsili, ayrıca 1.161,66 TL nın tahsili ile sözleşmenin 2 yıl süreyle fesih işlemi uygulandığını ileri sürerek, söz konusu işlemin iptali ile yaratılan muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; davacı aleyhine 2009 yılı İlaç Temin Protokolünün (6.13.19) ve (6.3.) maddeleri uyarınca cezai şart uygulanıp sözleşmesinin 2 yıl süreyle feshedildiğini, ayrıca davacı aleyhine suç duyusunda bulunduklarını, davacının sahibi olduğu eczane tarafından müvekkili Kuruma fatura edilen 3 adet reçetede tahrifat yapıldığını, 105 adet reçetenin de hastaların bilgisi dışında düzenlendiğini ve 11 adet reçetedeki ilaçların hastalara teslim edilmediğinin tespit edildiğini, reçetelerde düzeltme, ekleme ve tahrifatlar bulunduğunu, müvekkili Kuruma fatura edilen reçetelerin incelenmesi sırasında tahrifatlı reçetelerin zarar verme amacıyla fatura edildiğinden davacı hakkında Protokol hükümlerine göre işlem yapıldığını, müvekkili Kurum işleminin yerinde olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 28.03.2017 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 2009 yılı Protokolünün (6.3.19.) maddesine göre 182,73 TL ile Sözleşmenin (6.3.15.) maddesine göre reçete bedelinin 5 katı olan) 913,65 TL cezai şartın tahsili, (ayrıca 105 reçetenin Kuruma fatura edilmesi nedeniyle 7.888,02 TL ile reçete bedellerinin 10 katı olan) 78.880,20 TL cezai şartın tahsili ile (11 adet reçete hakkında 2009 yılı Eczane İlaç Temin Sözleşmesinin (6.3.10.) maddesi gereğince 373,78 TL reçete bedeli ile reçete tutarının 5 katı olan) 1.868,90 TL cezai şartın tahsili ile sözleşmenin iki yıl süreyle feshine ilişkin işlemin yerinde olmadığının tespiti ile çekişmenin giderilmesine, 18 adet reçeteden kaynaklanan 580,83 TL davalı Kurum zararının 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 80. maddesine göre sağlık karnesini başkalarına kullandıranlara reçete tutarını iki katı olarak verilen 1.161,66 TL idari para cezasına itirazın Sulh Ceza Mahkemesinin görev alanından olması nedeniyle görev yönünden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin 16.11.2017 tarihli kararıyla; Mahkemece öncelikle davalı Kurumun cezai işleme konu ettiği müfettiş raporlarının celp edilerek, Ağır Ceza Mahkemesi dosyasınında bulunan bilirkişi raporunun da dosya arasına alınması suretiyle yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve delillerin değerlendirilmesini sağlaması gerektiği gerekçesiyle, istinaf talebinin kabulüne, kararın kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Dairece verilen 11.03.2020 tarihli ilamla; İlk Derece Mahkemesince 2009 Yılı Protokolü dosya kapsamına alınarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, bu durumda İlk Derece Mahkemesince, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbirinin toplanmamış veya gösterilen delillerin hiç değerlendirilmemiş olmasından söz edilemeyeceği, buna göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda (6100 sayılı Kanun) sayılan geri gönderme sebepleri gerçekleşmediğinden Bölge Adliye Mahkemesince işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken, dosyanın İlk Derece Mahkemesine iadesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.

2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin 16.03.2023 tarihli kararıyla; toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında tespit edilen maddi vakalar da nazara alındığında, davalı Kurumun uyguladığı cezai işlemin yerinde olduğu, ancak dava açılmış olması nedeniyle taraflar arasında 20 16... Protokollerinin lehe olan hükümlerinin uygulanması sebebiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, dava açılmasına davalı Kurumun sebebiyet vermediği, bu nedenle davalı Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalı Kurumun davacı hakkında düzenlemiş olduğu 25.11.2010 tarihli ceza yazısının, davacı eczacı ile yapılan sözleşmenin iki yıl süreyle feshine ilişkin kısmının iptaline, davacı aleyhine 2009 Protokolünün (6.3.10.) maddesi gereğince hasta ya da yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ilişkin uygulanan 1.868,90 TL cezanın 1.121,34 TL'lik kısmının iptaline, aynı ceza yazısı ile başkasına ait sağlık karnesinin kullanılması nedeniyle 1479 sayılı Kanunun 80. maddesi gereğince uygulanan idari para cezasının iptali niteliği gereği Sulh Ceza Mahkemesinden talep edileceğinden bu cezaya ilişkin talebin reddine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

3. Dairece verilen 05.03.2024 tarihli ilamla; davacı eczacıya dört ayrı usulsüzlük fiili isnat edildiği, bunlardan birinin sözleşmenin (6.3.15.) maddesinin ihlali yani reçetelerde tahrifat yapılması olduğu, ikincisinin (6.3.19.) maddesinde düzenlenen sahte reçete ve sahte küpür kullanımı olduğu, üçüncüsünün (6.3.10.) maddesinde düzenlenen ilaçların hastaya ya da hasta yakınına teslim edilmemesi fiili olduğu ve dördüncüsünün ise sağlık karnelerinin alınarak hasta yokluğunda ilaç yazdırma fiili olduğu, davalı Kurumca taraflar arasında düzenlenen 2009 Protokolü kapsamında cezai işlem uygulandığı, ceza davasında verilen beraat kararı ile hukuk hâkimi bağlı değilse de maddi olgularla bağlı olduğu, ceza davasında zamanaşımı sebebiyle düşme kararı verilse de, ceza davasının hüküm fıkrasında belirtilen ve bilirkişi raporunda tespit edilen hususların dikkate alınması gerektiği, Ağır Ceza Mahkemesince eldeki dava konusu reçetelerle ilgili resmi belgede sahtecilik suçlamasıyla yapılan yargılamada davacının da sanık olarak bulunduğu, tüm sanıkların dava dışı doktorlar ile birlikte hareket ederek resmi belgede sahtecilik suçuna iştirak ettikleri ve cezalandırılmaları gerektiği ancak zamanaşımı nedeniyle sanıklar hakkındaki davanın düşürülmesine karar verilmiş olduğu, kararın 08.04.2021 tarihinde kesinleştiği, ayrıca bu ceza yargılaması esnasında alınan bilirkişi raporunda, davacının ve diğer dava dışı sanıkların resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerinin ve reçetelerde tahrifatın yapıldığının belirtildiğinin anlaşıldığı, 20 16... Protokollerinin lehe hükümleri uygulanmak suretiyle, 2009 Protokolünün (6.3.15.) maddesine göre tahrifat ve (6.3.19) maddesine göre sahte fatura nedeniyle cezai işlem tesisi yerinde görülerek davanın bu yöne ilişkin reddine karar verilmesinin doğru görüldüğü, bu iki cezai şart ve reçete bedeline yönelik davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerektiği, 2009 Protokolünün (6.3.10) maddesine göre hasta ve yakınına teslim edilmeyen ilaç nedeniyle 11 hasta hakkında uygulanan cezai şart ilgili olarak Mahkemece kısmen kabul kararı verilmişse de, salt müfettiş raporundaki hasta beyanları esas alınmak suretiyle, cezai işleme konu olan hastaların ilaçları teslim alıp almadıklarına dair beyanları Mahkemece alınmadan karar verilmesi yerinde görülmediği, davalı Kurumun 25.11.2010 tarihli ceza yazısı ile başkasına ait sağlık karnesinin kullanılması nedeniyle "18 adet reçeteden kaynaklanan 580,83 TL Kurum zararının, o dönemde yürürlükte olan 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu'nun 80. maddesi uyarınca bu reçetelerin tutarının iki katı olan 1.161,66 TL'nin reçetelerin ödendiği tarih itibarıyla hesaplanacak yasal faiziyle birlikte tahsilinin istendiği, Mahkemece, 1479 sayılı Kanunun 80. maddesi gereğince uygulanan idari para cezasının iptali talebinin niteliği gereği idari para cezası olduğundan, iptalinin Sulh Ceza Mahkemesinden talep edileceği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmişse de; iptali istenen 1.161,66 TL'nin idari para cezası niteliğinde olmadığı, Mahkemenin görevli olduğu, bu nedenle esasa girilerek inceleme yapılması gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.

4. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan tanık ifadeleri, bilirkişi raporları, davalı Kurum teftiş raporu, Ağır Ceza Mahkemesi dosyası birlikte değerlendirildiğinde, davacı eczacının protokol hükümlerine aykırı davrandığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davalı Kurumun davacı hakkında düzenlediği 25.11.2010 tarihli ceza yazısının, davacı eczacı ile yapılan sözleşmenin iki yıl süreyle feshine ilişkin kısmının iptaline, aynı ceza yazısı ile davacı aleyhine 2009 Protokolünün (6.3.10) maddesi gereğince hastaya ya da yakınına teslim edilmeyen ilaçlara ilişkin uygulanan 1.868,90 TL cezanın 1.121,34 TL'lik kısmının iptaline, aynı ceza yazısı ile başkasına ait sağlık karnesinin kullanılması nedeniyle davacı eczacı hakkında uygulanan ceza ile ilgili davacının talebinin reddine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili; Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden müvekkili lehine vekalet ücretinin hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporlarında dava konusu olayda müvekkili eczacının veya dava dışı eczane çalışanlarının herhangi bir kastının bulunmadığının açıkça belirtildiğini, taraflar arasındaki 2009 yılına ait Sözleşmenin tip sözleşme olup cezai işleme esas maddelerinin haksız şart içerdiğini ve bağlayıcı olmadığının bildirildiğini, davanın tümden kabulü gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili; müvekkili Kurum tarafından yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu, alınan bilirkişi raporunda hatalı tespitler yer aldığını, davanın tümden reddi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davalı Kurumun 25.11.2010 tarihli yazısıyla sözleşmenin feshi ve cezai şarta dayalı işleminin iptali istemine ilişkindir.

Temyiz edilen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine imkan bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§