"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/608 E., 2024/518 K.
Mahkeme kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece kararın onanmasına dair verilen kararın davacı vekili tarafından düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı şirket vekili; dava dışı ...isimli şahıstan vinç hizmeti satın alındığını, bu kişinin malzeme taşıdığı esnada forklift ve vinç arasına sıkışarak ağır derecede yaralandığını ve en yakın davalı hastaneye götürüldüğünü, 28.04.2015 tarihinde iç kanama-kemik kırıkları tespit edilerek, aynı gün acil olarak bir çok ameliyata alındığını, 06.07.2015 tarihine kadar yoğun bakım tedavisi gördükten sonra yaralar doku nakli gerektirdiği için ... Üniversitesine sevk edildiğini, davalı hastaneye bu kapsamda toplam 194.000,00 TL ödeme yapıldığını, son olarak 100.000,00 TL daha istenildiğini, tek seferde ödenemeyeceği için iki adet 50.000,00 TL'lik çek verildiğini, acil haller nedeniyle tedavi bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edileceğini ve ek ücret alınmayacağını ayrıca kabul anlamına gelmemek kaydıyla tahsil edilen bedelin fahiş olduğunu ileri sürerek; 50.000,00 TL bedelli iki adet çek bakımından borçlu olunmadığının tespitine, davalı hastane tarafından tahsil edilen 194.000,00 TL'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'lik kısmının ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte iadesini, yargılama sırasında dava konusu çeklerin ödenmiş olması nedeniyle çek bedellerinin istirdadına karar verilmesini talep etmiş; 05.06.2018 tarihli dilekçesi ile dava değerini 294.000,00 TL'ye çıkarmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili; açılan davanın yerinde olmadığını, dava dışı ...isimli hastanın tıbbi durumu, stabil hale gelene kadar 28.04.2015-08.05.2015 tarihleri arasında acil servis ve yoğun bakımda yapılan tüm tetkik/tedavi işlemlerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna fatura edildiğini ve söz konusu faturaların Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından mevzuata uygun görülerek ödendiğini, acil hali sona erdikten sonra çeşitli bölümlerde yapılan tedaviler için ise hasta yakınlarına Sosyal Güvenlik Kurumu ile anlaşmaları olmadığının bildirildiğini ve hasta yakınlarının talebi üzerine tedaviye hastanelerinde devam edildiğini, ücretlendirmenin usulüne uygun olduğunu ileri sürerek, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 08.09.2015 tarihli kararıyla; ticari dava niteliği bulunmayan davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görev yönünden reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
1.Dairece verilen 29.05.2017 tarihli ilamla, her iki tarafın tacir olup ve ticari işletmeleriyle ilgili açılan davada uyuşmazlığın ticari mahiyette olduğundan Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin 17.12.2021 kararıyla; 28.04.2015 - 08.05.2015 tarihleri arasının acil durum sayıldığı, 08.05.2015 - 15.05.2015 tarihleri arasında ortopedi servisinde yapılan işlemlerin acil durumdan sayılmadığı, 15.05.2015 - 20.05.2015 tarihleri arasında genel cerrahi servisinde yattığı sürenin acil durum sayıldığı, sonrasında ortopedi servisinde yapılan işlemlerin acil durum sayılmadığı, davalı ... kuruluşunun 28.04.2015 - 08.05.2015 tarihleri arasındaki hizmet için ücret talep edemeyeceği, 16.05.2015 - 20.05.2015 tarihleri arasındaki genel cerrahi servisi hizmetleri için ücret talep edemeyeceği, 08.05.2015 - 15.05.2015 tarihleri arasında ortopedi servisinde yapılan işlemler ve 21.05.2015 tarihi sonrasında ortopedi servisinde yapılan hizmetler için ücret talep edebileceği, 08.05.2015- 15.05.2015 tarihleri arasında ortopedi servisinde yapılan işlemlerin toplamının 35.919,07 TL, 21.05.2015 tarihinden sonraki ortopedi servisi hizmet bedelinin 74.618,38 TL olduğu, davalı ... kuruluşunun bu iki hizmet bedelinin toplamı olan 110.537,45 TL'yi talep edebileceği, diğer dönemlere ait tutarı talep edemeyeceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 183.462,55 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
3.Dairece verilen 15.11.2022 tarihli sayılı ilamla; kararın onanmasına karar verilmiş, karara karşı, davalı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine; Dairece verilen 12.06.2023 tarihli ilamla; hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı davalı tarafça itiraz dilekçesi sunulduğu halde Mahkemece bu itirazların yerinde olup olmadığına dair ek rapor alınmayarak, eksik inceleme ile hüküm kurulduğu, 04.06.2021 tarihli celsede kurulan ara kararda belirtildiği şekilde hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişilerden ek rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiler ..., ...'den oluşturulan bilirkişi heyetine Dr. bilirkişi ...'ın da dahil edilerek hükme esas alınan bilirkişi raporu ile de belirlendiği üzere, davacının sigortalı için davalı Hastaneye 08.05.2015-15.05.20 15... .05.2015-06.07.2015 tarih aralığındaki tedaviler ve bu işlemler
için davalının borcunun
olmadığı, bu bedellerin
Türk Tabipler Birliği Asgari Ücret Tarifesine göre davalı Hastanenin belirleyebileceği; ancak 15.05.2015-20.05.2015 tarihleri arasında sigortalı için davalı
Hastaneye ödenen 23.464,71 TL davalıdan alacaklı olduğu, her ne kadar davacı vekilince raporun esasen SGK Hekimi Dr bilirkişi ... tarafından hazırlandığı diğer bilirkişilerin önceki hükme esas alınan raporlarındaki görüşünü değiştirme nedenlerini açıklamadıkları bildirilmiş ise de, Yargıtay bozma ilamında da adı geçen bilirkişinin heyete dahil edilmesi gerektiğinin bildirildiği, kaldı ki SMMM bilirkişi ... ve Uzm Dr. Bilirkişi... tarafından sunulan ve önceki hükme esas alınan 15.02.20 21... .10.2021 tarihli raporların "acil durum sayılmadığı takdirde" denilerek kesin bir tespit içermediği, SGK uzmanı Dr. Bilirkişi ...'ın da dahil edilerek sunulan raporun denetimine uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne; 23.464,71 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 16.06.2025 tarihli ilamıyla kararın onanmasına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı vekili; ihtaratlı kesin süreler ve eski hale getirme sürelerinin tamamı kaçırıldıktan sonra, davalı tarafça yapılan usuli işlemlerin kabul edilerek yargılamaya devam edildiğini, dosyada 7 adet bilirkişi raporu ve 1 adet uzman görüşü olduğunu, bu raporlar içinde tamamen davacı aleyhine görüş bildiren sadece 1 bilirkişinin olduğunu, Mahkemece diğer tüm bilirkişi raporlarının yok sayıldığını, dosya kapsamına alınan 03.04.2024 tarihli rapor bilirkişi ...'ın 15.09.2020 tarihli raporunun aynısı olduğunu, tedaviye konu hastanın acil halinin davalı Hastanede yattığı süre boyunca devam ettiğini, hastanın eşinden alınan yazılı beyanın irade sakatlığı sebebiyle mutlak butlana tabii olduğu halde Mahkemece bu itirazın inceleme konusu yapılmadığını, hasta yakınından aciziyet anında alınan yazı, davalı hastane tarafından sonraki tüm tedavilerde sonsuz süreli olarak kullanıldığını, onamın süresi ve sınırları keyfi şekilde genişletildiğini, hastanın sağlık durumu 'acil' olduğu sürece, -onay dahi alınsa- ücret alınamayacağını, hastanın sağlık durumu acil statüsünden çıkar ise bu durumda da, hasta ve yakınlarına ücret konusunda bilgi verilmesi ve 'acil halin sonlandırılması taahhütnamesi' ile ücret için onay alınması şart olduğunu, hasta yakınından -iradesi fesada uğratılarak- alınan 08.05.2015 tarihli onam "...08.05.2015 - 15.05.2015 tarih aralığındaki 7 günlük süre" olduğunu,. zira 15.05.2015 tarihinde tüm bilirkişilerin hemfikir olduğu şekilde, hasta acil hale girdiğini, 15.05.2015 tarihinde acil hale giren hastanın, 20.05.2015 tarihinde acil halinin sona erdiği kabul edilirse, hasta yakınından 20.05.2015 tarihli 'acil halin sonlandırılması taahhütnamesi' ile ücret için onay alınmasının şart olduğunu, yeni gelişen bu sağlık durumuna eski tarihli onamın uygulanması mümkün olmadığını, 20.05.2015 tarihi veya sonrasına ait 'acil halin sonlandırılması taahhütnamesi' ile ücret için onayı bulunmadığını, 20.05.2015 tarihinde yazılı onay alınmadığından, bu tarihten sonraki işlemlerin de ücretlendirilmesi mevzuat gereği mümkün olmadığını, onamların tıbbi işleme özel olarak verileceğini, hastanın davalı hastaneye girdiği andan, ... Üniversitesi Hastanesine organ nakli için sevk edildiği ana kadarki tüm süreci acil hal kapsamında olduğunu ve ücret alınmasının mümkün olmadığını, onamın hiçbir yasal geçerliliğinin olmadığını, zira onamda hastanın ne zaman acil halinin sona erdiği, acil hali sona erdikten sonra hangi işlemlerin yapılacağı, hangi işlemin bedelinin ne olduğu hiçbirinin yazmadığını, bilirkişi raporunun tarafsızlıktan, bağımsızlıktan, teknik yeterlilikten uzak olduğunu, dosyadaki bütün hesaplamaların davalı Hastane kayıtları üzerinden yapıldığını, fiyatlandırmasının "Türk Tabipler Birliği (TTB) Ücret Tarifesine" uygunluğunun denetlenmediğini, fiyat uygulamasının fahiş olup olmadığı,TTB veya SUT Tarifelerine uyup uymadığının araştırılmadığını, hasta acil halde davalı ... hastaneye 112 tarafından götürüldüğünü, bu hastanede bir dizi ameliyata tabii tutulduğunu, yoğun bakımda yattığını, en son da doku nakli için üniversite hastanesine sevk edildiğini, tüm bu tedavi zincirinde hasta tek bir an dahi hayati tehlikeyi atlatmadığını, tüm tedavilerin acil hal kapsamında sunulduğunu, genel cerrahi ve ortopedi alanında uzman olan hekimlerden rapor alınması gerektiğini, dosyadaki uzman hekimlerin değil de Sosyal Güvenlik Uzmanı vasfıyla rapor düzenleyen bir pratisyen hekimin görüşlerinin hükme esas alınmasının doğru olmadığını, İzmir İli dışından bilirkişi heyeti oluşturulması gerektiğini, davalı Hastanenin İzmir özel sağlık sektörü içinde baskın ve güçlü bir statüsünün olduğunu, bu gerçeklik karşısında, aynı şehirde doktorluk yapan bilirkişilerin davalı hastane aleyhine görüş beyan etmekten çekindiklerini ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş kazası sonucu yaralanan işçi için davalı ... hastaneye ödenen tedavi giderlerinin acil sağlık hizmetleri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumundan alınması gerektiği belirtilerek davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece uyulan bozma kararında belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verildiği, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, somut olaya uygun ve denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği anlaşılmakla hükmün onanmasına dair verilen Daire kararının yerinde olduğundan davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin REDDİNE,
Aşağıda yazılı para cezası ile bakiye harcın karar düzeltme isteyene yükletilmesine,15.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.