Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3736 E. 2026/179 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/295 E., 2025/126 K.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; hem Alman hem de Türk vatandaşlığı bulunan müvekkilinin müteveffa ....'le 12.09.1986 tarihinde evlendiklerini, evlenmeden önce sık sık Almanya ile Türkiye arasında gidip gelen çiftin, evlendikleri zaman Türkiye'ye temelli taşınmak istediklerini, bunun için Edirne'de ikamet edecekleri bir ev inşa etmeye karar verdiklerini, ....'in maddi gücünün azlığı sebebiyle müvekkilinin birikimleri ve ona evlenmeden önce miras kalan 240.000 Alman markı kullanılarak inşaatın yapıldığını, ...'in vefatına kadar da birlikte bu evde yaşadıklarını, halen Türkiye'ye geldiğinde bu evde kaldığını, müvekkilinin 12.03.1997 tarihinde Almanya'da Almanca yazdığı vasiyetinde Kapıkule yolu üzerinde ... Tesisleri yanındaki 1 numaralı bahçeli evini oğlu ...'a bıraktığını, müteveffanın da altına beyanda bulunup imza atarak vasiyeti kabul ettiğini, diğer bir ifadeyle evin müvekkili tarafından yapıldığını kabul ettiğini, müvekkili ile müteveffanın Türkiyeye geldiklerinde notere giderek aynı vasiyeti bir de Türkiye’de yaptıklarını, mütevveffa ...'in .... Noterliğinin 10.06.1997 tarihli ve ... yevmiye numaralı vasiyetnamesini düzenleterek ...'i tek mirasçısı yaptığını, müvekkilinin de aynı gün, aynı noterde ... yevmiye nolu aynı mahiyetteki vasiyeti yaptığını, müvekkilinin kendi parasıyla yapılan evin eşinin ölümü halinde kendi oğlu ...’a kalacağına inanarak evin mülkiyetinin resmi kayıtlarda kimin üzerine olduğunu önemsemediğini, tarafların 17.03.2002 tarihinde boşandıklarını ancak müvekkilinin ...'e 01.08.2015 tarihindeki vefatına kadar baktığını, ...'in vefatından sonra müvekkilinin, Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/722 E. ve 2015/723 E. sayılı davalarıyla .... Noterliğinin 24.09.2001 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemi ile 10.06.1997 tarihli vasiyetten rücu ettiğini öğrendiğini, derinden üzüldüğünü, müteveffa ...'in mirasçılarına karşı Edirne 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/362 E. sayılı dosyası ile dava açarak evinin mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitini istediğini, yapılan yargılama sonrasında "..hukuki yararı olmadığı ve iddiaları ile ilgili olarak tespit davası değil, ayrıca duruma uygun bir eda davası açması gerektiği” gerekçesi ile davanın reddedildiğini, işbu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, bu nedenle evin ve müştemilatının bedelini talep etme gereğinin hasıl olduğunu ileri sürerek; müvekkili tarafından yapılan yapıların bedelinin tespiti ile miras hisseleri nispetinde davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş 11.01.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle talep sonucunu 270.776,00 TL yükselterek dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte miras payları nispetinde davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili; söz konusu ev ve müştemilatının davacının parasıyla yapıldığı iddiasının doğru olmadığını, 12 13... parselde bulunan taşınmazın ... tarafından 16.07.1982 tarihinde satın alma yoluyla edinildiğini, 25.12.1984 tarihinde inşaat için ruhsatname aldığını, ...’in titizlikle tüm harcamalara ait faturaları sakladığını, faturaların hepsinin 1985 yılına ait olduğunu, davacı ile ... ise 15.09.1986 tarihinde evlendiklerini, davacının kendisine miras kalmasından önce ev inşaatının bittiğini, dolayısıyla bu parayı inşaatta kullanmasının mümkün olmadığını, davacının kendisine ait olmayan bir taşınmazı birine vasiyet edemeyeceğini, murisin çocuğunun olmadığını, ...'in davacının oğlu olan ...'su kendi oğlu gibi sevdiğini ve varlığını ona vasiyet ettiğini, ancak vasiyetnameden sonra ve hastalandığında davacının ve ...'un tavrının değişmesi nedeniyle hayatı boyunca çalışarak kazandığı malvarlığını bırakmaktan vazgeçtiğini ve vasiyetinden rücu ettiğini, tutanağın sulh hukuk mahkemesi kararlarıyla açılıp okunduğunu, itiraz edilmediğinden kesinleştiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, 17.03.2002 tarihli boşanma davasında ve devamında davacının murise verdiğini ileri sürdüğü borç ile ilgili olarak herhangi bir talebinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 22.02.2022 tarihli kararıyla; davanın temelinin sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığı, davacı tarafından vasiyetnameden dönüldüğünün Eylül 2015 yılında öğrenildiği, bu tarihten itibaren davalılardan talep hakkının öğrenildiği, dava tarihi olan 12.10.2020 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin 09.03.2023 tarihli kararıyla; vasiyetnameden dönüldüğünün Eylül 2015 yılında öğrenildiğinin beyan edildiği nazar alındığında, bu tarihte davacının talep hakkının öğrenildiği esas alınarak karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan yapıların mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine yönelik açılan davanın kesinleşme tarihinin esas alınması gerektiği ileri sürmüş ise de, her iki davadaki talep sonucu farklı olduğundan bahsi geçen davanın zamanaşımını kesen nitelikte olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1. Dairenin 29.02.2024 tarihli ilamıyla; uyuşmazlığın davacı tarafından yapım giderleri karşılandığı ileri sürülen evin değerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalılardan tahsili istemine ilişkin olduğu, davacının alacak hakkının doğduğu tarihin murisin vasiyetnameden rücu ettiğine ilişkin vasiyetinin öğrenildiği tarih olduğu, davacının Edirne 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/723 E., 2016/159 K. sayılı dosyasına sunulan beyan dilekçesi ile murisin vasiyetnameden rücu ettiğini Eylül 2015 tarihinde öğrendiğine ilişkin beyanı ile zamanaşımı süresinin işlemeye başladığını ve söz konusu taşınmazın mülkiyetinin tespitine ilişkin davanın açılması ile kesildiğini, dolayısıyla zamanaşımının kesilmesine neden olan olayın son bulması ile mevcut dosyada davada verilen kararın kesinleşmesiyle yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başladığı, bu nedenle Mahkemece sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alacak isteminin esasının incelenmesi ve ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile murisin 12.09.1986 yılında evlendikleri, davacının 22.01.1986 tarihinde Almanya'da murislerinden kalan 240.000 Mark değerindeki mirasını kullanarak Edirne ili, ... ilçesi, ... Mevkii, 12 16... parselde kayıtlı 3.591 m² arsa üzerinde ev ve müştemilatının yaptırıldığını iddia ettiği, ancak inşaat ruhsatının 1984 yılında alındığı, davalı tarafın sunduğu faturalara göre harcamaların 1985 yılında yapıldığı, davacı tanıklarının taşınmazın inşaatı aşamasında çalışan işçiler olduğu, verilen paraların kime ait olduğunu bilebilecek yakınlıkta olmadığı, bu nedenle beyanlarına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; Mahkemenin soyut yorum ile aksine delil olmayan tanık beyanlarına itibar etmemesinin hukuka aykırı olduğunu, tanıklarından ... ile ...'in taşınmazın yapımında bizzat iş üstlendiklerini ve yaptıkları işin karşılığını müvekkilinden aldıklarını beyan ettiklerini, bizzat görgüye dayanan tanıklığın dikkate alınması gerektiğini, davalı tanıklarının ise görgüye değil duyuma bağlı beyanlarda bulunduklarını ve itibar edilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararı temyiz etmiştir.

B. Değerlendirme ve gerekçe

Uyuşmazlık, davacı tarafından yapım giderleri karşılandığı ileri sürülen evin değerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalılardan tahsili istemine ilişkindir.

Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalıların murisi olan ...'in 1986 yılında evlendikleri ve 17.03.2002 tarihinde boşandıkları, davacının birlikte yaşadıkları evin kendi parası ile yapıldığını, bu nedenle ...'in 1997 tarihli vasiyetname ile davacının oğlu olan ...'a evi vasiyet ettiğini, ancak daha sonra ...'in 2001 tarihinde kendisine bilgi vermeden vasiyetinden döndüğünü, ... 2015 yılında ölümüyle birlikte taşınmazın kendi mirasçılarına kaldığını, tapu iptal tescil davasının reddedildiğini mirasçıların bu şekilde sebepsiz zenginleşmiş olduğunu ileri sürerek alacak talebinde bulunduğu, davacının delil olarak sunduğu, Almanca olarak kaleme alınmış 12.03.1997 tarihli belgede, birlikte sunulan tercümesine göre "... adındaki oğlumu bütün servetimin, burada Türkiye'de Edirne şehrinde Kapıkule yolu üzerinde ... tesisleri yanındaki 1 No:lu bahçeli evin yegane Varisi olarak tayin ediyorum. Başka hiçbir kimsenin bu hususta hiçbir zaman hiçbir hakkı olmayıp olamayacaktır. 7.8.1946 Merzifon doğumlu, halen benimle birlikte yaşayan kocam bay ... ...' tarafından hiçbir akraba katından biçbir kimsenin bu hususta hiçbir talep hakkı olmayacaktır. Benim ölümümdam sonra, şayet kocam hâlâ yaşayacak olursa, o takdirde oğlum (veresenin) tamamile tasfiyesini bekleyecektir. Fakat o bankalardaki banka cüzdanındaki paraları çekip kendine alabilecektir. Kocam benim vasiyetimi kabul etmiş olup onu burada kendi imzasıyla teyit edecektir." şeklinde davacı tarafından vasiyette bulunulduğu ve davalılar murisi ...'in de "karımın vasiyetnamesini kabul ediyorum" diyerek belgeyi imzaladığı, yaklaşık üç ay sonra ...'in de taşınmazın resmiyette kendi üzerinde olması nedeniyle 1997 tarihli noter onaylı vasiyetnameyi tanzim ettiği, ancak vasiyetinden 2001 yılında döndüğü görülmüştür.

12.03.1997 tarihli belgede; davacının taşınmazı kendi mülkü gibi oğluna vasiyet etmesi ve ...'in bu beyanı kabul ettiğine dair imzasının bulunması, davacının iddialarıyla tutarlı olup, söz konusu belgenin yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 202. maddesi gereği, senetle ispatı gereken hallerde yazılı delil başlangıcı bulunması halinde tanık dinlenilebilir.

Davacı tanığı ..., "davacı ile tanıştım ve davacı benden mevcut eve bitişik altı garaj olacak şekilde sarkıtma yapmamı istedi. Ben de istek doğrultusunda işlerimi yaptım. Aynı zamanda yine eve bitişik diğer taraftaki tuğlalı girişi de ben yaptım. İşlerin ne şekilde yapılacağını ben sadece davacı ile konuştum. ... ... ile hiçbir diyaloğum olmadı. Bahsettiğim işlerim tam olarak tarihini hatırlamamakla birlikte 1980'li yıllarda yaptım. Paramı da davacıdan aldım. ... ...'den herhangi bir para almadım" şeklinde; davacı tanığı ..., "1986 yılında talep üzerine ben şu an mahkeme heyetinin bulunduğu evin doğrama işlerini yaptım. Davacı ve ... ... birlikte benim yanıma geldiler. Üçümüz birlikte yapılacak olan işleri ve bedellerini belirledik. Ben işimi yapmaya başladım. ... ... Türkiye'de olduğu için işlerin yapımında paraya ihtiyaç duyulduğunda ... ...'den para isterdim. O da bana davacıyı kastederek patron Almanya'ya gitti, gelince getirecek, o zaman para vereceğim dedi. Sonrasında davacı Almanya’ dan döndü ve paramı verdi. İşe başlayışım ve bitirişim aynı yıl içerisinde olmuştur. İşimi bitirince paramı davacı verdi. Ben ... ...’den hiç para almadım. Bütün parayı bana davacı ödedi" şeklinde beyanda bulunmuşlardır.

Buna göre, Mahkemece; davacı tanıklarının bir kısım işleri bizzat yaptıklarını ve bedelini davacıdan aldıklarını beyan ettikleri dikkate alınarak, ispat edilen işler çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, varsayımdan hareketle davacı tanıklarının net ve tutarlı beyanlarına itibar edilmeyerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§