"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2025/10 E., 2025/377 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davalılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili; 14.11.2020 tarihinde davalılardan ...'nın oğlu olan diğer davalı ...'nin davacılardan ... ve ...'nın oğlu davacı ...'nin ikiz kardeşi olan ...'ya zarar vererek ölümüne sebep olduğunu, haksız fiil nedeniyle ...'nın ölümü neticesinde davacıların büyük bir elem ve üzüntü yaşadıklarını, davacı ...'nin yaşanılan olaydan kendisini sorumlu tuttuğunu ve yaşadığı korku ve travma sebebiyle günlük hayatına dönmesinin, yaşıtları gibi yaşayabilmesinin mümkün olmadığını, psikolojik tedavi gördüğünü, davalı ...'nın çocuğunun içinde bulunduğu durumu yeterince gözlemlemediğini, çocuğu urgan, çekiç vb. cinayet materyallerini hazırlarken bunları fark etmediğini veya göz yumduğunu ve neticede tasarlanmış cinayetin meydana gelmesine kusurlarıyla engel olmadığını, bu nedenle de hem ...'ye velayeten, hem de kendisine asaleten davacılarda meydana gelen ağır manevi, maddi zararın muhatabı olduğunu, bu sebeple davalıların müterafik kusurlu olup meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek; davacılardan ... lehine 350.000,00 TL, ... lehine 350.000,00 TL, ... lehine 350.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 11.600,00 TL maddi tazminatın ve 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 11.05.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle destekten yoksun kalma tazminatı talebini bilirkişi raporu doğrultusunda toplam 780.035,18 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; ölen ...'nın davalı ...'ye kontrolünü kaybettirecek şekilde sözler sarfetmesi nedeniyle dava konusu olayın meydana geldiğini, olayla ilgili olarak açılan kamu davasının derdest olduğunu, dava konusu olay esnasındaki cezai ehliyeti ile ayırt etme gücünün tespiti gibi belirlemelerin davalı küçük ile annesi açısından kusur ve illiyet bağı hususunda etkili olacağından bu davaların bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.07.2023 tarihli kararıyla; davacılar ... ve davacı ...'nın 2007 tarihinde ikiz çocukları ... ve ...'nın dünyaya geldiği, davalı küçük ... ile davacı anne ve babanın ikiz çocuklarının 3. sınıf itibariyle aynı okulda okumaları nedeniyle tanışık oldukları, bu tanışıklıkları vesilesiyle ikizlerin ebeveynleri ... ile davalı küçük ... 'nin annesi ...'nın birbirleri ile tanıştıkları ve arkadaşlık kurdukları, tarafların birbirleri ile görüştüğü, bazen birbirlerinde yatıya kaldıkları, davalı küçük ... 'nin anne ve babasının 6 yıl kadar önce boşandıkları, davalı ... 'nin babasının yaşamını yitirdiği, tarafların birbirine misafir oldukları 14.11.2020 Cumartesi günü saat 14.00 civarında davacı ...'nın, ikiz çocukları davacı ... ile ...'nın birlikte davalıların ikamet adresine gittikleri, davacı ... ile davalı ...'nın bir saat kadar vakit geçirdikten sonra saat 15.00 civarında alışverişe gitmek için evden ayrıldıkları, bu esnada çocukların evde kaldıkları ve beraber vakit geçirdikleri, oyun oynamaktan sıkılan davacı ...'nin ikiz kardeşi ... ile davalı ... 'yi aynı odada bırakarak yanlarından ayrıldığı ve diğer odaya geçtiği, sonrasında kardeşi ...'nın çığlıklarını duyması üzerine yanlarına gittiği, davalı ...'nin çekiç ve bıçak darbeleriyle kendisi ...'ya saldırdığı, bu olayın neticesinde ...'nın ölümüne neden olduğu, davalının Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/145 E. sayılı dosyasında yargılandığı, ilgili dosyada haksız fiilin kanıtlandığı ve davalı ...'nin ...'yı öldürmekten dolayı ceza aldığı ve kararın Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nce temyiz incelemesinden geçerek onandığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 11.600,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacılara verilmesine, tazminata haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacılar ..., ... ve ... yararına ayrı ayrı 350.000,00'er TL manevi tazminat takdirine, manevi tazminata haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacılardan ... için 530.103,62 TL, ... için 249.931,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan alınarak davacılara ayrı ayrı ödenmesine, tazminata haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.10.2023 tarihli sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Dairemizin 05.11.2024 tarihli ilamıyla;
1. "...Dava, davalı ...'nın çocuğu davalı ...'nin haksız eylemi nedeniyle açılan tazminat istemine ilişkin olup, dava dilekçesinde haksız eylem faili olan küçüğe velayeten, ev başkanı sıfatıyla da kendisine asalaten davalı ... davalı olarak gösterilmiş, yine davalı ... de davalı olarak gösterilmiş ve karar başlığında her iki davalıya da yer verilmiştir.
2. Fiil ehliyetine sahip bulunmayan küçükler tarafından haksız eylem işlenmesi durumunda sorumluluk iki çeşittir. Küçükler haksız eylem faili olarak, ev başkanı ise 4721 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereği zarar görene karşı sorumludurlar. Her iki sorumluluk da birbirinden farklı hukuki nedenlere dayalı olup, zarar gören küçüğe ve aile başkanına karşı birlikte veya ayrı ayrı dava açılabilir. Aynı zarardan her ikisi de kendi malvarlıkları ile ayrı ayrı sorumlu olurlar.
3. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince, haksız fiil faili olan çocuk ve aile başkanı sıfatı ile annesi hakkında yukarıda açıklandığı üzere; meydana gelen ve hükmedilen zarar açısından ayrı ayrı sorumlu oldukları gözönünde bulundurularak, ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, belirlenen tazminatların "davalıdan alınarak" şeklinde hüküm kurulmak suretiyle, infazda tereddüt de yaratacak şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
4. Kabule göre de; davalılar vekili, 11.05.2023 tarihinde yapılan ıslaha karşı beyan dilekçesi ile süresinde zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesince; davalılar vekilinin zamanaşımı def'i hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden işin esası hakkında hüküm tesis edilmiş olması da doğru değildir" gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı yazılı kararıyla; haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında zamanaşımı süresi zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, somut olayda fiilin üzerinden henüz on yıl geçmeden dava açıldığından davalılıarın zamanaşımı def'inde bulunmasının uygun görülmediği, davalı ... ev başkanı olmasından dolayı kusursuz olarak sorumlu olduğu, oğlu olan diğer davalı ... 'nin eyleminden dolayı da zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, somut olayda yine fiilin işlendiği tarihin üzerinden henüz on yıl geçmeden dava açıldığından davalılıarın zamanaşımı def'ine itibar edilmediği gerekçesiyle; davanın kabulü ile 11.600,00 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacılara verilmesine, tazminata haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacılar ..., ... ve ... yararına ayrı ayrı 350.000,00'er TL manevi tazminat takdirine, manevi tazminata haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacılardan ... için yararına 530.103,62 TL, ... için 249.931,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan alınarak davacılara ayrı ayrı ödenmesine, tazminata haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş; karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili; ıslah edilen kısım için zamanaşımının gerçekleştiğini, hesaplanan tazminatlardan kusur indirimi yapılmadığını, destekten yoksun kalma tazminatının hesabında asgari ücretin iki katının hesaplanmasının uygun olmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının da yüksek olduğunu belirterek, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ergin olmayan çocuğun haksız eylemi nedeniyle, haksız fiilin faili olan çocuk ve ev başkanı olan anneden tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, dosyaya kazandırılan ceza mahkemesi kararında haksız tahrik veya herhangi bir takdiri indirim uygulanmamış olmasına, hükmedilen manevi tazminat ile destekten yoksun kalma tazminatının hesabında kabul edilen kriterlerin somut olayın özelliğine uygun bulunmasına göre, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcı ve eksik kalan temyiz başvuru harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine,21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.