Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3574 E. 2026/41 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/340 E., 2025/896 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 5. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/33 E., 2023/318 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin ... Eczanesinin sahibi olduğunu, davalı Kurumun 23.05.2016 tarihli yazısıyla; fatura edilen 4 adet reçetede, reçete arkasında yer alan imzaların reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığı ve sahte olarak düzenlenen 26 adet reçetenin Kurumu zarara uğratmak amacıyla kasıtlı olarak fatura edildiği gerekçesiyle; 2016 yılı Protokolünün (5.3.2.), (5.3.10.) ve (6.17.) maddeleri uyarınca yazılı uyarı ve toplam 1.005.260,10 TL cezai şart uygulandığının, ayrıca Protokolün (4.3.6.) maddesi uyarınca reçete bedeli olan 100.526,01 TL'nin müvekkilinden tahsil edileceğinin bildirildiğini, davaya konu reçetelerin Protokole uygun olarak teslim edildiğini, bilgisi dışında gerçekleşen sahtecilik durumundan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek; Kurum işleminin iptalini ve müvekkilinin davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; Kurum tarafından yapılan inceleme neticesinde uygulanan yazılı uyarı ve cezai şart işleminde, Protokol ve mevzuata aykırılık bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davacı eczacı hakkında resmi belgede sahtecilik ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçları kapsamında Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada, atılı suçların her türlü kuşkudan uzak ve kesin bir şekilde ispatlanamadığı gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, davacı hakkında Protokolün (5.3.10.) maddesine göre işlem yapılması için, eczacı veya çalışanlarının sahtecilik eylemine dahli olduklarının tespitinin gerektiği, davalı Kurum tarafından bu durumun somut bir şekilde ispatlanamadığı, bu nedenle Protokolün (5.3.10.) maddesine göre uygulanan cezai işlemin yerinde olmadığı, Protokolün (5.3.2.) maddesine göre işlem yapılması için, eczacının Kuruma fatura ettiği reçetelerde (e-reçete olarak düzenlenenler hariç) bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da ilacı alana teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilacı alana ait olmadığının tespit edilmesinin gerektiğini, Kurum yetkililerince düzenlenen inceleme raporunda, hasta ve yakınlarından alınan ifadelerde kendilerine gösterilen kağıt reçetelerin arkasındaki imzaların kendilerine veya yakınlarına ait olmadığını beyan ettikleri, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sürecinde de reçete arkasındaki imzaların reçete sahiplerine ait olmadığının tespit edildiği, bu nedenle .... ve .... isimli hastalar adına düzenlenen reçeteler için Protokolün (5.3.2.) maddesine göre cezai işlem uygulanması gerektiği, yine .... adına kayıtlı 05.08.2013, 21.08.20 13... .12.2013 tarihli reçeteler ile .... adına kayıtlı 01.11.20 13... .11.2013 tarihli reçete muhteviyatı ilaçların hastalara veya yakınlarına teslim edilmediği halde, Protokolün (5.3.5.) maddesine aykırı olarak davalı Kuruma fatura edildiği anlaşıldığından, Protokolün (5.3.5.) ve (6.17.) maddelerine göre cezanın reçete bazında 5 kat olarak uygulanması gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, para cezasının 911.881,70 TL'lik kısmının iptali ile cezanın 93.378,40 TL olarak tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili; müvekkili hakkında verilen takipsizlik kararında, ilaç tesliminde hastanın kimlik bilgilerinin istenmesi hususunda herhangi bir sorumluluğunun olmadığının belirtildiğini, hükme esas alınan raporun da bu doğrultuda hazırlanması gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili; Kurum tarafından yapılan inceleme neticesinde uygulanan yazılı uyarı ve cezai şart işleminde, Protokol ve mevzuata aykırılık bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davacı eczacı hakkında 2016 yılı Protokolü uyarınca davalı tarafından uygulanan yazılı uyarı ve cezai şarta ilişkin Kurum işleminin iptali ile menfi tespit istemine ilişkindir.

1. Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun denetime elverişli olmasına, reçetelerin sahte olduğunu bilemeyecek durumda olan ve sahtecilik fiiline iştiraki ispatlanamayan davacı hakkında Protokolün (5.3.10.) maddesine göre uygulanan cezai şartın yerinde olmadığının anlaşılmasına göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2. Somut olayda; davalı Kurum tarafından gönderilen 23.05.2016 tarihli yazıda, fatura edilen 4 adet reçetede hem reçete arkasında yer alan imzaların reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığı hem de sahte olarak düzenlendiği gerekçesiyle, 2016 yılı Protokolünün (5.3.2.), (5.3.10.) ve (6.17.) maddeleri uyarınca cezai işlem tesis edildiği anlaşılmıştır. Mahkemece, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, sahtecilik eylemine dahili ispatlanamayan davacı hakkında Protokolün (5.3.10.) maddesi uyarınca uygulanan cezai işlemin yerinde olmadığına karar verilmiş, arkasında yer alan imzaların reçete sahibine veya ilaçların teslim edildiği yakınına ait olmadığı tespit edilen 4 adet reçete yönünden ise, davalı Kurum tarafından gönderilen 23.05.2016 tarihli yazıda davacı hakkında uygulanmayan Protokolün (5.3.5.) maddesi uyarınca reçete bedelinin 5 (beş) katı tutarında cezai şart uygulanmasına karar verilmiştir.

O halde, İlk Derece Mahkemesince; davacı tarafından Kuruma fatura edilen 4 adet reçetede (e-reçete olarak düzenlenenler hariç) bulunması gereken ve reçete muhteviyatı ilaçların reçete sahibine ya da ilacı alana teslim edildiğine ilişkin imzanın, reçete sahibine veya ilacı alana ait olmadığının sabit olduğu gözetilerek, davacı hakkında Protokolün (5.3.2.) maddesi uyarınca reçete bedelinin 2 (iki) katı tutarında cezai şart uygulanmasına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

Kabule göre de; davacı vekili dava dilekçesinde, Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin Kuruma borçlu olmadığının tespitini talep etmiş olup, İlk Derece Mahkemesince cezai şartın iptaline karar verilmesine rağmen yazılı uyarı ve reçete bedelinin tahsili hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru değildir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§