"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1300 E., 2025/825 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/422 E., 2021/68 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; tarafların anne-kız olduklarını, davacının 5 33... parsel üzerinde bulunan beş katlı binanın üçüncü kattaki dairesiyi maliki olan davalı annesinin rızası ve isteği üzerine inşaa ettiğini, davalı annenin davacı kızına taşınmazın tapusunu vereceğini beyan ederek üçüncü kattaki daireyi yapmasını istediğini, davacının 1993 yılında yapmaya başladığı daireyi 1994 yılında tamamlayarak oturmaya başladığını, 4-5 sene bizzat kullandıktan sonra kiraya vererek kullanmaya devam ettiğini, 2007 yılına gelinceye kadar taraflar arasındaki güven ilişkisinin sürdüğünü, 2007 yılında davalının tüm çocuklarına küstüğünü, o tarihte davacının kiracısı aleyhine icra takibi başlattığını, ardından da davacı hakkında Mersin Valiliğine başvurarak tecavüzün önlenmesini istediğini, dairenen bugün itibari ile değerini 150.000,00-200.000,00 TL arasında olduğunu, davalının davacının güvenini kötüye kullanarak mal varlığında daire bedeli kadar artış sağladığını ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere, dairenin karar tarihine en yakın tarih itibariyle belirlenecek değerinden şimdilik 1.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 01.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 70.000,00 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı 2007/24 E. sayılı tapu iptali ve tescil davasını kaybettiğini, davacının yaptığını iddia ettiği imalatların ömrünü tamamladığını, değiştirilme zamanının geldiğini, zenginleşmenin buna göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak, haksız davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunda, taşınmazın dava tarihindeki bedelinin 67.200,00 TL olduğu, davacının kullandığı daireye katkı oranının 2. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasındaki rapor ve tanık beyanları doğrultusunda %45,7 olarak değerlendirildiğinin, bu oran 67.200,00 TL'ye oranlandığında bedelin 30.710,00 TL olarak tespit edildiğini, dosya kapsamına göre davalının kabasını yaptırdığı eve davacının 30.710,00 TL miktarında katkı yaptığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 30.710,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karışı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, zira davacının halen zilyet olduğu ve davalının da buna itirazının olmadığı, emsal Yargıtay kararında da belirtildiği üzere, sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade isteminde bulunabilmek için bir tarafın mal varlığının diğer tarafın mal varlığı aleyhine çoğalması gerektiği, bu azalma ve çoğalmanın dava konusu taşınmazın davacı tarafından davalıya teslim edildiği tarihte gerçekleştiğinin kabulünün zorunlu olduğu, dosya kapsamanına göre; dava tarihi itibariyle davacının dava konusu daireyi henüz davacıya teslim etmediği, taşınmazın davalıya teslim edilmediğinden dava tarihi itibariyle sebepsiz zenginleşme olgusunun henüz gerçekleşmediği, davacının dava açmakta hukuki yararının olmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu ve dava şartlarının kamu düzeninden olduğu, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasının incelenerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına, yeniden davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; taşınmazın yapımında davalının tek katkısının, tabla ve direklerin betonlarını döktürmek olduğunu, 2006 yılına gelindiğinde davalının davaya konu taşınmazdaki kiracıya karşı icra takibi başlattığını, davalı tarafın davacı ve diğer çocuklarına karşı icra takibi başlatması ve valiliğe tecavüzün önlenmesi isteği ile başvurması nedeniyle davacının ve kardeşlerininin, 2007 yılında Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde taşınmazlar için tapu iptal ve tescil davası açtığını, bu davada verilen kararın Yargıtayda onanarak kesinleştiğini, dava konusu taşınmaz için davacının emek harcadığının Yargıtay ilamıyla kesinleştiğini ancak taleple bağlılık ilkesi gereğince, her bir daire için talep edilen 2.000,00 TL'yi dört daire için toplam 8.000,00 TL olarak hüküm altın alındığını, söz konusu dosya kesinleştikten sonra davalı tarafça davacıya karşı Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/109 E. sayılı dosyası ile davaya konu taşınmaz için meni müdahale ve ecrimisil talepli olarak dava açıldığını ve davacının istinaf talebi üzerine kararın kaldırıldığını, söz konusu davada eldeki dosyanın bekletici mesele yapıldığını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 994. maddesi uyarınca, davacının yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri ödenmeden davacıdan dava konusu taşınmazı teslim etmemeye ilişkin hak sahibi olduğunu, Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/348 E. (2015/109 E.) sayılı dosyasında Bölge Adliye Mahkemesinin kararı ile hukuki yararın var olduğunun kabul edildiğini, ayrıca Mersin 2 Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/24 E. sayılı dosyasında da davacının alacak davası açmasında hukuki yararın varlığının kabul edildiğini, men'i müdahale davası ile alacak davasının birleştirilmesi gerektiğini, davacının zararının gerçek değerinin dava konusu taşınmazın davalıya teslim tarihine göre hesaplanması gerektiğini, AAÜT'nin 13/3 maddesine göre, İlk Derece Mahkemesince davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin, davacı lehine hükmedilenden daha fazla olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının davalının maliki bulunduğu taşınmaza yaptığı faydalı ve zorunlu masrafların sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemine ilişkindir.
Sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için, bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli bir nedene dayalı olması gerekir.
İade borcunun kapsamını belirlemede, öncelikle fakirleşme ve zenginleşme zamanının tespit edilmesi gerekir. Sebepsiz zenginleşme nedeniyle iade isteminde bulunabilmek için, bir tarafın mal varlığının diğer tarafın mal varlığı aleyhine çoğalması gerekir. Bu azalma ve çoğalmanın, dava konusu taşınmazın davacı tarafından davalıya teslim edildiği tarihte gerçekleştiğinin kabulü zorunludur.
Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın davacı tarafından kullanılmaya devam edildiği, bu itibarla sebepsiz zenginleşme şartlarının oluşmadığı, davacının faydalı ve zorunlu masraf talebiyle ilgili dava açmakta hukuki yararlarının bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.