"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3670 E., 2025/652 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/501 E., 2021/143 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı borçlunun müvekkilinin oğlu olduğunu, kendisinden borç istediği para ile değerinden daha ucuza bir gayrimenkul alarak satıp kar edeceğini ve borcunu geri ödeyeceğini söylediğini, bunun üzerine 2.470.000 TL borç verdiğini, davalının bu para ile ... Mescitte bir gayrimenkul aldığını, ancak gayrimenkulu satıp borcunu ödememesi üzerine İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2017/32794 E. sayılı 2.097.150,68 TL ve İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2017/34729 E. sayılı 475.562,74 TL olmak üzere başlatılan her iki icra takibinin de davalının itirazı ile durduğunu ileri sürerek, itirazların iptali ve davalı aleyhine %20' icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının iddiasının asılsız ve mesnetsiz olduğunu, icra takiplerine konu edilen banka dekontlarının bir kısmının müvekkilinin kendi hesabına bizzat yatırdığı paralara ilişkin olduğunu, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığından takiplere haklı olarak itiraz ettiğini, Yargıtay (Kapatılan)13. Hukuk Dairesinin 2013/11284 E., 2013/24182 K. sayılı ilamında ''Havale kural olarak bir borç ödeme vasıtasıdır.Dekontlarda başka amaçla havale yapıldığına ilişkin bir açıklama bulunmadığından ispat yükü davacıdadır.'' denildiğini, davacının sunmuş olduğu dekontların davacının müvekkilinden aldığı borcun iadesi olduğunu savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının davalının banka hesabına gönderdiği 100.000,00 TL, 150.000,00 TL ve 120.000,00 TL dekontlarında herhangi bir açıklama olmadığı, havalenin kural olarak bir ödeme vasıtası olduğu, mevcut bir borcun ödenmesi amacıyla yapıldığı yolunda yasal bir karine olduğu, havalelerin davalıya borç olarak gönderildiğinin davacı tarafından yazılı belge ile ispat edilemediği, diğer yandan davacının kendi hesabından para çekip davalıya verdiği ve davalı tarafından kendi hesabına yatırıldığı iddiasının ise buna dair bir delil olmadığı gibi banka kayıt ve dekontlarda buna ilişkin bir açıklama da olmadığı, bu husususun da davacı tarafından yazılı belge ile ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı davalı hesabına açıklama olmadan bir kısım bedeller gönderdiği, dinlenen davacı tanığının davaya konu havalelerle ilgili davacıdan duyumuna dayalı bilgilerinin bulunduğunu belirtmesi karşısında ispat külfeti üzerinde olan davacının gönderilen veya yatan tüm bedellerin davalıya borç olarak gönderildiğini ispat edemediği, Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, istinaf isteminin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davaya konu paraların müvekkilinin davalıya olan borcu nedeniyle göndermesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bir babanın oğluna bu kadar borcunun olması ve bu borcun nereden kaynaklandığının belli olmadığını, baba ile çocuklar arasındaki alacakların ispatı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun) özel olarak düzenlendiği halde genel hükümlere göre karar verildiği, 22.12.2020 tarihli bilirkişi raporunun sonuç kısmının 2. bendinde; müvekkilinin davacıdan İstanbul 3. İcra'nın 2017/34729 E. sayılı dosyasından 370.000,00 TL asıl alacak ve 4.500,00 TL işlemiş faizi ile birlikte toplam 374.500,00 TL takip alacağı olduğu sonucuna varıldığı, raporunun bu kısmına herhangi bir itiraz olmadığı halde İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde neden raporun bu kısmının dikkate almadığının yazılmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir.
Havale bir ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterir. Bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerekir. Havale yolu ile gönderilen para için herhangi bir açıklama yapılmadığı bu haliyle havalenin bir ödeme vasıtası olduğu ve borcun ödendiğini gösterdiğinin kabulü gerekir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle ispat yükü üzerinde olan davacının banka vasıtasıyla yaptığı ödemelere dair dekontlarda açıklama bulunmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 203. maddesi uyarınca taraflar arasındaki akrabalık ilişkisi gereği tanıkla ispat mümkün olmasına rağmen dinlenen tanık beyanının duyuma dayalı olduğu, davacının davalıya gönderdiği paranın borç olarak verildiğini ispatlayamadığı anlaşıldığından, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.