Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3387 E. 2026/281 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/991 E., 2025/913 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kadirli 1. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi

SAYISI : 2020/13 E., 2022/636 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkili ...'nın hamileliğinin ilk günlerinden itibaren davalı hastanenin dava dışı kadın doğum doktoruna giderek tüm tetkik ve tedavilerini yaptırdığını ve diğer müvekkili ...'nın 23.10.2019 tarihinde davalı hastanede dünyaya geldiğini, periyodik kontroller devam ederken ultrason görüntülerinde dava dışı doktorun müvekkili ...'ya “Down sendromlu bebeklerin boynu kalın olur, sizin çocuğunuzda hiçbir sıkıntı yok” dediğini, doğum gerçekleştikten sonra da ameliyathanenin girişinde bekleyen diğer müvekkili ...'e “Bebek biraz masum yüzlü görünüyor" dediğini ve başkaca bir şey söylemediğini, müvekkili ...'nın geceyi hastanede geçirdiğini, dava dışı doktorun ertesi sabah bebeğin down sendromlu olduğunu söylediğini, down sendromu testinin 35 yaş üstü hamileler için zorunlu olduğunu, müvekkili ... 37 yaşında hamile kaldığından down sendromu testi yapılması gerektiğini, müvekkilleri ... ve ...'nın diğer müvekkili ...'nın down sendromlu olduğunu öğrendikleri günden bu yana korkunç bir travma yaşadıklarını, ...'nın hayatının sonuna kadar birisinin gözetimi ve bakımı altında yaşayacağını ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili ... ve ... yönünden ayrı ayrı 500.000,00 TL manevi ve ayrı ayrı 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, müvekkili ... yönünden ise 50.000,00 TL maddi tazminatın davalı hastaneden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; davacı ...'nın gebeliğinin 7. haftasında kalp atımının tespit edildiğini,12. haftasında ikili test yapıldığını, test için yapılan ultrasonda bebeğin ense kalınlığının (nt değeri) 1.2 mm olarak tespit edildiğini, 2.5 mm'den kalın olan ölçümlerin riskli grup olduğunu, testin sonucunda kombine risk 1/3679 olarak saptandığını, bu sonucun 1/300 olan risk bölgesinden 10 kattan daha uzakta olduğunu yani çok düşük risk grubunda bulunduğunu, dava dışı doktor tarafından davacı ...'ya isterse yine de amniosentez yaptırabileceği ancak testin sonucunda 1/200 ihtimalle bebek kaybı yaşama ihtimali olduğunun anlatıldığını, ayrıca tanı konulsa bile anne karnından herhangi bir tedavisi olmadığının da belirtildildiğini, uzmanı tarafından yapılan doppler USG'de de herhangi bir fetal anomali tespit edilmediğini, 31. ve 36. haftalarda yapılan ultarsonlarda ölçümler normal sınırlarda tespit edildiğini, bazı bebeklerin anne karnında tüm tetkiklerde ve ultrasonlarda normal bebekler gibi görülebileceği, davacı ...'nın da gizli down sendromu olduğunu, dava dışı doktor tarafından tıbbın gerektirdiği tüm hususların davacı ...'ya eksiksiz olarak anlatıldığını, dava konusu olayın meydana gelmesinde dava dışı doktorun herhangi bir hatasının bulunmadığını, down sendromunun erken teşhis ile dahi bir tedavisinin olmadığını, ortada tazminat doğuracak bir haksız eylemin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyaya kazandırılan 31.12.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda, down sendromu tarama testlerinin Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanması zorunlu bir tetkik olarak bildirilmediği, bu testlerin tarama niteliğinde olduğu, bu testin yapılması durumunda doğacak bebekte down sendromu vardır veya yoktur şeklinde kesin bir sonuca gitmenin mümkün olmadığı, tarama testlerinde annenin yaşı, hormonal değerleri ve testin özelliğine göre USG sonuçlarını göz önüne alarak bir risk oranı belirlendiği, tarama testlerinin sonuçlarının risk sınırı üzerinde çıkmasının bebekte mutlaka down sendromu olduğu anlamına gelmeyeceği gibi, risk sınırının altında olduğu durumlarda dahi bebekte down sendromu görülebileceği, test sonucunun risk sınırının üstünde bir değer göstermesi durumunda amniosentez gibi ileri tetkikler önerilebileceği, söz konusu anomalinin tespit edilmesi durumunda anne karnında tedavi imkânının bulunmadığı, 37 yaşındaki ve USG’de bilateral minimal kaliektazi saptanan anneye amniosentez önerilmesinin tıbben beklendiği ancak kayıtlarda önerildiği ve kabul etmediğinin doğru kabul edilmesi durumunda tıbbi kusur oluşturmadığı, dava dışı doktorun eylemlerinin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğu kanaatinin bildirildiği, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinin 10.08.2022 havale tarihli raporunda; down sendromu taraması amacıyla hastanın bilgilendirildiği ve ikili test amacıyla kan tetkiki yapıldığı, ayrıntılı ultrasonografi için gerekli özen gösterilip radyoloji uzmanına yönlendirildiği, dava dışı doktorun tıbbi anlamda anne ve bebek sağlığına ilişkin gerekli tüm tedbirleri güncel tıp verileri ışığında aldığı, herhangi bir ihmali bulunmadığı, ikili tarama testinin bunun rutin gebelik takibinde yeterli olduğu, sonuçları gözönünde bulundurularak hastaya amniosentez seçeneği sunulmasının gerekmediği, ailenin down sendromu ile ilgili normalden fazla endişesi ve hassasiyeti varsa hiçbir tıbbi gerekçe olmasa bile sadece aile isteği ile direkt invaziv tanı testleri yapılabileceği, bunun için hasta bu isteğini ve hassasiyetini imzalı dilekçe ile hekime bildirmekle yükümlü olduğu, dava dışı doktorun gebelik takibini uygun bir şekilde sürdürdüğü ve izafe edilecek herhangi bir kusur bulunmadığı bildirildiği, dava dışı doktorun ikili test amacı ile kan tetkiki yaparak üzerine düşen görevi yerine getirdiği, hesaplanan risklerin değerlendirildiği, rutin gebelik takibinin sürdürüldüğü, dava dışı radyoloji uzmanınca gebelik değerlendirilmesinin yapıldığı, raporlarda hastaya amniosentez seçeneğinin sunulmasının gerekmediğinin belirtildiği, davalıya atfedilebilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili; karara esas alınan bilirkişi raporlarının, doktoru korumaya yönelik, çelişkili ve gerekçelerinin birbirine tamamen zıt olduğunu, davalı her ne kadar müvekkillerine amniyosentez önerdiğini iddia etse de kayıtlarda herhangi bir bilgilendirme ya da form bulunmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşunun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışları nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle davacı ...'ya gebeliğinin 12. haftasında 2'li tarama testinin yapıldığı, hükme esas alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli ... Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarından oluşan bilirkişi heyetinin 21.07.2022 tarihli raporunda 2'li test yapılmasının rutin gebelik takibinde yeterli olduğu, davacı ...'nın sonuçları gözönünde bulundurulduğunda amniosentez seçeneği sunulmasının gerekmediği, bunun yanı sıra davacı ...'nın takibini yapan dava dışı kadın doğum doktoruna bebeğini herhalde dünyaya getireceğini belirttiği, davalıya atfedilecek bir kusur bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§