Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3372 E. 2026/128 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/2879 E., 2025/1257 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/542 E., 2024/288 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin, ...'da bulunan taşınmazın satışı hususunda, taşınmazın sahibi olan davalının hesabına 10.03.2023 tarihinde 1.200.000,00 TL bedelli kaporayı gönderdiğini, banka dekontunda açıklama olarak "11 27... parsel 2BB kapora bedeli" yazıldığını, kapora bedeli gönderilmesine rağmen davalının tapu devrini yapmadığı gibi, müvekkilinin gönderdiği kaporanın da iade edilmediğini, bilahare müvekkilinin dolandırıldığını anladığını, kapora bedelinin iadesi için davalı aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek; icra dosyasına yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; davacının bakiye bedeli depo etmediği gibi müvekkiline bir talep ve bildirimde bulunmaksızın icra takibi başlattığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, dava konusu icra takibi muaccel olmayan bir alacak için başlatıldığından davanın usulden reddinin gerektiğini, davacının sözleşmeden dönüldüğüne dair müvekkiline bildirimde bulunmadığını savunarak, davanın reddini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının taşınmazın alımı için davalıya 1.200.000,00 TL bedeli kapora olarak gönderdiği, paranın davacı tarafça gönderildiği hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, ödenen bedelin iadesinin gerektiği, icra takibinde işlemiş faiz için faiz oranı %37 olarak uygulanmış ise de, tarafların tacir olmaması ve işin de ticari iş olmaması nedeniyle işlemiş faiz yönünden takip tarihindeki yasal faiz oranının uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı, davalının ihtiyati haciz vekalet ücreti ve işlemiş faize yönelik itirazlarının yerinde olduğu gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptali ile icra takibinin 1.200.000,00 TL asıl alacak, 22.783,56 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.222.783,56 TL üzerinden devamına, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık %9 oranında temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talepler ile icra inkar ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça yapılan kapora ödemesi nedeniyle davalının sebepsiz şekilde zenginleştiği, davacının sözleşmeden dönme bildiriminde bulunup bulunmadığı hususunun ispatı yargılamaya katkı sağlamayacağından tanık ve yemin deliline başvurulmaması yönündeki Mahkeme işleminin de yerinde olduğu, takip ve dava tarihi itibarıyla alacağın muaccel olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117. maddesi gereğince davalı borçlunun sebepsiz zenginleşmede kötü niyetli olduğu ispatlanmadıkça davacının takip öncesine yönelik faiz talep edemeyeceği, davacının icra takibinden önce davalıyı temerrüte düşürdüğüne dair delil bulunmadığı, ancak davalının faiz yönünden açık istinaf başvurusunun bulunmadığı, davalı gerçek kişi olup davacının da tacir olduğuna dair bilgi belge sunulmadığından takip konusu alacağa ticari faiz talep edilemeyeceği, takip tarihi olan 26.05.2023 tarihinde yasal faiz oranı % 9 olup bilirkişi raporundaki hesaplamanın da bu yönde olduğu, ihtiyati haciz vekalet ücretinin talep edilemeyeceği, davacının kapora ödemesinden kaynaklanan alacağı likit/belirlenebilir bir alacak olup haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davalı borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğinden kararın bu yönüyle düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf talebinin kabulüne, Mahkeme kararı kaldırılarak, yeniden davanın kısmen kabulüne, likit alacağa vaki haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davacının hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili; davacının müvekkiline bildirimde bulunma yükümlülüğünün bulunduğunu, davacı satış isteminden vazgeçtiğini keşide edeceği basit bir ihtarnameyle bildirseydi müvekkilinin bahse konu ilave alacak kalemlerinin doğmaması adına takip konusu yapılan alacağı iade edeceğini, davacının alacağı icra takibinin başlatıldığı tarih itibarıyla muaccel olmadığından davanın reddinin gerektiğini, davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, asıl alacağın muaccel hale gelip gelmediğinin tespiti için tüm delillerin toplanması gerektiğini, müvekkiline takip öncesinde gönderilmiş bir ihtarname bulunmadığından işlemiş faizin talep edilemeyeceğini, asıl alacağın likit olduğunun kabulü ile icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını, davacının ödemiş olduğu bedelin mahiyetinin hukuken tespit edilmesi gerektiğini, dava konusu edilen alacağın belirli olmadığını ve alacak tutarının yargılamayı gerektirdiğini, asıl alacak ile aynı miktarda vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesine bu konuda tashih talebinde bulunmuşlarsa da henüz karar verilmediği ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, harici taşınmaz satış sözleşmesi gereğince ödenen bedelin iadesi için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

1.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, taraflar arasında haricen sözlü olarak yapılan taşınmaz satış sözleşmesi uyarınca, davacı alıcı tarafından davalı satıcıya satış bedeline mahsuben kapora olarak 1.200.000,00 TL havale edildiği, davacı tarafından sözleşme uyarınca ödenen ve iade edilmeyen bedelin davalıdan tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığı, davalının takibe vaki itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın iptali istemiyle eldeki davanın açıldığı; taraflar arasında imzalanan davaya konu harici taşınmaz satış sözleşmesinin resmi şekilde düzenlenmemiş olması nedeniyle geçersiz olduğu, taraflara geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmayacağı, ancak tarafların sözleşme gereği birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri isteme hakkına sahip oldukları, dolayısıyla davalının takibe itirazında haksız olduğu, diğer yandan alacağın likit olduğu ve istinaf dilekçesinde ileri sürülmeyen faiz başlangıç tarihine yönelik sebebin hususların temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceğinin anlaşılmış olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz taleplerinin reddi gerekir.

2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Hükmün tashihi" başlıklı 304. maddesinde; "Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.";

Aynı Kanunun "Hükmün tavzihi" başlıklı 305. maddesindeki; "Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez";

Kanunun 305/A maddesinde ise; "Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir.Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." hükmüne yer verilmiştir.

Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, yeniden verilen kararda davacı lehine 183.189,70 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 1.222.783,56 TL vekalet ücretine hükmedilmiş olup, bu husus davalı tarafın temyiz dilekçesinden önce verildiği Tavzih dilekçesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 23.06.2025 tarihli tavzih kararı ile düzeltilmiştir.

Bilindiği üzere, hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tashih ya da tavzih yolu ile genişletilip değiştirilemeyeceğinden, hüküm altına alınan vekalet ücretine ilişkin yapılan hatanın Kanunun 305. maddesine dayalı olarak "hükmün tavzihi" yoluyla düzeltilmesi usul kanununa aykırı olup bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Kanunun 370/2 maddesi uyarınca; Bölge Adliye Mahkemesinin tavzih kararının kaldırılması ve asıl kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

3. Diğer taraftan, Bölge Adliye Mahkemesince, hüküm fıkrasının 1. bendinde "İİK 67/2 md. Gereğince, likit alacağa vaki haksız itirazı ile takibin durmasına sebebiyet veren davacının hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine," denilmiş olmakla, davalı yerine davacı ifadesinin yazılmış olması maddi hata niteliğinde olup mahallinde düzeltilmesi her zaman mümkün olduğundan, bu husus işin esasına etkili görülmeyerek bozma nedeni yapılmamış, işaret edilmekle yetinilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Bölge Adliye Mahkemesince verilen 23.06.2025 tarihli tavzih kararının kaldırılmasına, davalı vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin 13.05.2025 tarihli kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan "1.222.783,56 TL" rakamı çıkartılarak yerine "183.189,70 TL" rakamının yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§