Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3368 E. 2026/276 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/647 E., 2025/900 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/316 E., 2024/289 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; kardeş olan tarafların, mülkiyeti davalıya ait olan İstanbul İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde 12... parselde kayıtlı olan 4 adet daire ve 1 adet dükkandan oluşan apartmanın davacı tarafından satın alınması konusunda satış vaadi sözleşmesinde belirtilen şartlarda anlaştıklarını, davacı tarafından davalıya taşınmazın satış bedeli olarak 1.050.000 Euro ödendiğini, ancak davalının tapu devrini vermediğini, vekil edeni tarafından söz konusu taşınmazların bedeli olarak davalıya ödenmiş olan 1.050.000 Euro bedelin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının bu takibe haksız itiraz ettiğini ileri sürerek; vaki itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; davacının takibe konu miktarda alacaklı olduğunu ispat edemediğini, takipte dayanılmayan belgeye itirazın iptali davasında dayanılamayacağını, davacının taşınmaz satış vaadi sözleşmesi dışındaki 17.04.2017 tarihli belgeye ve diğer belgelere itirazın iptali davasında dayanmasının mümkün olmadığını, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine karşı tanık dinlenemeyeceğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından davalıya 40.000 Euro ve 10.000 TL ödendiğinin ispatlandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takip dosyasına davalı tarafın itirazının 198.440,00 TL asıl alacak üzerinden iptali ile bu alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak miktarı likit olduğundan 198.440,00 TL asıl alacak üzerinden hesaplanan takdiren %20 oranında ki 39.688,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki ilişkide, yakın hısımlar arasındaki bir hukuki işlem senede bağlanmakla, bu senede karşı ileri sürülecek savunmaların tanıkla ispat edilemeyeceği, ancak senet ile ispat edilebileceği, satış vaadi sözleşmesinde davacı tarafından davalıya 40.000 Euro kapora ödemesi yapıldığının belirtildiği, ayrıca davalı tarafından imza altına alınan Protokol Ön Satış Sözleşmesi başlıklı belgede 10.000 Euro daha ödemede bulunulduğu hususunun tutanak altına alındığı, bunlardan başka 07.04.2017 tarihli belgede "kardeşim ...'tan aldığım 930.000 Euro parayı 30.04.2022 tarihinde ödemeyi taahhüt ederim" şeklinde davalının borç ikrarında bulunduğu, davalının dayanılan 07.04.2017 tarihli belgenin sıhhatine ve içeriğine ilişkin karşı koyması bulunmadığı gibi, taraflar arasında anılan belgenin düzenlenmesine sebep başka bir borç ilişki olduğu savunmasının da söz konusu olmadığı, anılan belge borç ikrarı niteliğinde yazılı delil olup, davalının davacıdan aldığı 930.000 Euro parayı 30.04.2022 tarihinde ödemeyi taahhüt ettiğini beyan etmesi ile bu ikrarı, yapıldığı yere göre, kesin delil niteliğindeki mahkeme dışı, içeriği itibariyle ise ikrar niteliğinde olduğu, davacının da takip talebinde alacak kalemleri açıklanırken, hem asıl alacak hem de faizin euro cinsinden talep edildiği, takip talebinin alt kısmında TL cinsinden harca esas değerin gösterildiği, İlk Derece Mahkemesince Türk Lirası olarak talep edildiği şeklinde yorumlanarak hükmün Türk Lirası para cinsinden kurulduğu, buna rağmen, davacı tarafın bu karara yönelik istinafının olmadığı gözetildiğinde bu durumun davalı yararına yerli para cinsinden kurulan hüküm yönünden kazanılmış hak doğurduğu gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden ödendiği ispatlanan 930.000 Euro'nun (930.000 Euro x 4.711 = 4.381.230,00 TL) takip tarihindeki karşılığı olan 4.381.230,00 Türk Lirası yönünden takibin devamına, takibe konu alacağın likit nitelikte olması nedeniyle icra inkar tazminatına, davalının davacının kötü niyetini ispatlayamaması sebebi ile kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiş; karar, davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili; davanın başından itibaren taleplerinin Euro olduğunu, bu hususun dava dilekçesi ve eldeki itirazın iptali davasına konu icra takibinden de anlaşılacağını, ayrıca taleplerinin bir kısmının reddedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek, kararının bozulmasını istemiştir.

2. Davalı vekili; belgelerin müvekkili tarafından kabul edilmediğini, ispatlayamayan davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, geçersiz şekilde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi sebebiyle ödenen bedelin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, davacının dayandığı belgeler ile taraflar arasındaki ilişkiyi ve toplam 930.000 Euro'nun davalıya ödendiğini bedelleri ispat ettiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2. Eldeki davada davacı vekili; müvekkilinin, davalı kardeşi ile imzaladığı sözleşmeye göre, edimlerini ifa etmiş olmasına rağmen, davalının edimini yerine getirmediği iddiasına dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini istemiştir. Dosyaya kazandırılan icra takibi ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin incelenmesinde; satış bedelinin Euro olarak kararlaştırıldığı, davacının ödenen bedeli Euro cinsinden talep ettiği tartışmasızdır. Davacının istinaf dilekçesinde de bu hususu açıkça dile getirdiği görülmektedir.

Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; davacının ödediğini ispat ettiği 930.000 Euro alacağa yönelik itirazın iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile TL cinsi üzerinden hüküm kurulması doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§