Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3229 E. 2026/377 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/707 E., 2025/642 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 38. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2023/288 E., 2024/129 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; kuruluş aşamasında ticaret sicil gazetesi ilanında müvekkili Banka hissedarları arasında ... Genel Müdürlüğünün hissedar olarak gösterildiğini, bu nedenle Bankanın yüzde 50’sinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olduğu düşüncesiyle davalı tarafından, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 236/1-c maddesi gereği kurumlar vergisine matrah olan yıllık kârının yüzde 2’si nispetinde müvekkili aleyhine aidat tahakkuk ettirildiğini ve müvekkilinin de davalıya 2016-2020 yılları arasında toplam 35.894.248,27 TL bütçe aidat ödemesi gerçekleştirildiğini, müvekkilinin bundan sonra ... Genel Müdürlüğünün(VGM) hissedar olmadığını, özel hukuk tüzel kişisi olan ... Genel Müdürlüğünün İdare ve Temsil Ettiği Mazbut Vakıfların müvekkilinin hissedarı olduğunu ve ticaret sicil gazetesi ilanında sehven ... Genel Müdürlüğünün hissedar olarak gösterildiğini ve aidat ödeme yükümlülüğünün olmadığını farkettiğini, VGM’nin 30.06.2021 tarihinde pay sahipliği kaydının düzeltilmesini talep ettiğini, bu hususun müvekkili tarafından Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna (BDDK) iletildiğini, BDDK’nın 11.08.2021 tarihli yazısıyla mazbut vakıfların özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişiler olduğu belirtilerek pay sahibi kaydınını değiştirilmesinin hukuken mümkün olduğu yönünde görüş bildirdiğini, bunun üzerine pay defterinin 6192 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 4 99... maddelerine göre düzeltildiğini, sonrasında müvekkilinin 2021 yılı için tahakkuk ettirilen aidatın ödenmemesi üzerine davalı tarafından açılan davanın Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/23 E., 2022/632 K. sayılı 21.12.2022 tarihli kararıyla reddine karar verildiğini, bu kararla müvekkilinin aidat ödeme yükümlülüğünün olmadığının ortaya konulduğunu ileri sürerek; daha önce ödenen 35.894.248,27 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili; 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 236. maddesi uyarınca sermayesinin %50 sinden fazlası kamu kruum ve kuruluşlarına ait olan bankaların ödeyecekleri aidatların müvekkili Başkanlığın bütçe gelirleri arasında sayıldığını, BDDK’nın bu kapsama giren bankalar arasında davacı bankayı da saydığını, 2015-2020 yılları arasındaki bağımsız denetim raporlarında da ... Genel Müdürlüğünün davacı bankanın paydaşı olarak gösterildiğini, TTK m. 499/4 hükmü gereği pay sahibinin şirketin pay defterine göre belirleneceğini, pay defterinde VGM’nin %99 paya sahip olduğunu, pay defterinde sehven yapıldığı iddia edilen pay sahipliği kaydının 2021 yılında değiştirildiğini, aidat alınan dönemlerde davacının sermayesinin %50'sinden fazlasının VGM’ye ait olduğunu, bu nedenle tahakkukun mevzuata uygun olup iadesinin talep edilemeyeceğini, sebepsiz zenginleşmeden doğan talep hakkının hak sahibinin geri isteme hakkının olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl, her halde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıl geçmekle zamanaşımına uğradığını, davaya konu aidatların sonuncusunun 31.05.2021 tarihinde ödendiğini, zamanaşımı süresinin geçtiğini, zira davacının VGM'nin değil VGM'nin idare ve temsil ettiği mazbut vakıfların hissedar olduğunu en başından beri bilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı Bankanın pay sahiplerinin %99 payının "mazbut vakıflar"a, %1 payın ... Vakfı, ... Vakfı, . . .. Vakfı olmak üzere dört vakfa ait olduğu, dolayısıyla sermayesinin tamamının özel hukuk tüzel kişilerine ait olduğu, pay sahipliği defterinde ... Genel Müdürlüğü olarak belirtilen kaydın hatalı olması nedeniyle BDDK'dan görüş alındıktan sonra ...Genel Müdürlüğünün İdare ve Temsil Ettiği Mazbut Vakıflar" olarak pay sahipliği kaydının düzeltildiği, bu nedenle yapılmış aidat kesintisinin iadesinin gerektiği, davalı tarafça zamanaşımı itirazında bulunulmuşsa da, dava konusu alacağın dönemsel edimlere ilişkin olup son dönem kesintisi itibariyle alacak zamanaşımının dolmadığı, kesinti tarihlerinde her iki tarafın da ödeme tarihlerinde davacının kamu bankası olmadığını bilmemesi nedeniyle ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep edilemeyeceğini, temerrütün ihtar ile oluştuğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, toplam 35.894.248,27 TL'nin, temerrüt tarihi olan 05.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı bankanın kuruluş aşamasında pay defterinde pay sahibi kaydının “... Genel Müdürlüğünün İdare ve Temsil Ettiği Mazbut Vakıflar” yerine “... Genel Müdürlüğünün” hatalı şekilde gösterildiği, bankanın sermayesinin gerçekte özel hukuk tüzel kişilerine ait olmasına karşın hatalı şekilde “sermayesinin yüzde 50'sinden fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait bankalar” arasında kabul edilerek davalıya Kanun gereği aidat ödemek zorunda kaldığı, ne var ki bu hatanın BDDK’nın uygun görüşü ile 12.08.2021 tarihinde düzeltildiği, bu hususların tarafların kabulünde olmasına karşın daha öncesinde yapılan ödemelerin de, davacının ödemek zorunda olmadığı bedel kadar davalının mal varlığında meydana gelen artıştan kaynaklı iadesi talebinin usul ve yasaya uygun olduğu, davacının pay defterinde yapılan hatayı ve dolayısıyla davalıya yersiz ödemede bulunduğunu Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kendisine hitaben yazılan 30.06.2021 tarihli yazının kayda geçtiği 02.07.2021 tarihinde öğrendiği, alacağın zamanaşımına uğramadığı, davacı tarafın ödeme tarihlerinden itibaren faiz talep etmesi karşısında temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili; davacının hissedarlarını özel hukuk tüzel kişilerini oluşturduğu yönünde taraflar arasında bir ihtilaf bulunmadığını, nitekim bu husus anlaşıldıktan sonra aidat ödemesi yapılmadığını, ancak ödeme yapılan dönemde davacının dahi kendisini kamu sermayeli bir banka olarak bilip kamuyu da bu şekilde bilgilendirdiğini, müvekkilinin iyiniyetli ve hukuka uygun olarak aidat tahsilatı yaptığını, bankanın basiretli davranmamasının sonuçlarının müvekkiline yüklenmesinin doğru olmadığını, bankanın hem kamu gücünü kullandığını hem da basiretsiz davranışının ödüllendirildiğini, öte yandan müvekkilinin sebepsiz zenginleştiği düşünülürse bile ödeme tarihlerinden itibaren zamanaşımının işlemeye başladığının kabul edilmesi gerektiğini, Mahkemenin öğrenme tarihini esas almasının hukuka aykırı olduğunu, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini belirterek, kararı temyiz etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, yersiz olarak ödendiği ileri sürülen aidatların sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemine ilişkindir.

Temyiz olunan karardaki gerekçeye, BDDK'nın 6205 sayılı ve 27.02.2015 tarihli kararıyla; davacı Bankanın mazbut vakıflar adına ... Genel Müdürlüğü ve sayılan 4 vakıf tarafından kurulmasına yönelik izini sonrasında 16.03.2015 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla kurulmuş olmasına, kurucuların özel hukuk tüzel kişisi olması nedeniyle davalı tarafça tahsil edilen aidatın dayanağı olan 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 236/1-c hükmüde yer alan sermayesinin %50'den fazlasının kamu kurum veya kuruluşlarına ait olması şartının sağlanmasına, 2016-2020 yılları arasında alınan aidatlar nedeniyle meydana gelen sebepsiz zenginleşmenin iadesinin gerekmesine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 182. maddesine göre sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakkının, hak sahibinin geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, somut olayda davacının pay sahipliği defterinde en başından itibaren hatalı kayıt bulunması ve durumu Vakıflar Genel Müdürlüğünün 30.06.2021 tarihinde öğrenmesi nedeniyle iki yıllık zamanaşımı süresinin bu tarihten başladığı ve dava tarihinde (20.06.2023) iki ve on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye karar temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.01.2026. tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§