"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/451 E., 2022/424 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirket tarafından işletilen .... Hastanesinde davalı Kurum sigortalılarına sağlık hizmeti sunulduğunu, davalı Kurumun 17.11.2025 tarihli yazıyla; yazı ekindeki listede yer alan vatandaşların yerine başkasının biyometrik kimlik kaydının yapılıp hizmet sunulduğu ve bu hizmetlerin Kuruma faturalandırıldığı gerekçesiyle, 2012 yılı Sözleşmesinin (7.1.), (11.1.16.) ve (11.3.4.) maddeleri uyarınca her bir takip için 10.000,00 TL olmak üzere toplamda 290.000,00 TL ceza işlem uygulandığının bildirildiğini, hastalara sunulan sağlık hizmetlerinin SUT ve sözleşmeye uygun olarak faturalandırıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, ceza miktarının 1.000,00 TL'lik kısmı yönünden müvekkilinin davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, 10.05.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 290.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; Kurum işleminin SUT ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 09.06.2016 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu cezai işlemin dayanağı olan biyometrik kimlik tespiti sistemine aykırı bir uygulama yapılmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının cezai şart tahakkukuna ait işlemi nedeniyle davalı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karar, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 04.12.2019 tarihli ilamla; davacının temyiz itirazları incelenmeyerek, avuç içi damar izinin kullanımının yasal olarak ne zaman zorunlu olduğu, hangi hallerde uygulanmadığı hususları ile hastaların muayene oldukları tarihleri inceleyen konusunda uzman bilirkişi heyeti aracılığıyla yeniden rapor alınması, gerekirse hastaların tanık olarak dinlenilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yeniden alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, dava konusu cezai işlemin dayanağı olan biyometrik kimlik tespiti sistemine aykırı bir uygulama yapılmadığı, davalı Kurumun 290.000,00 TL cezai işlem uygulamasının uygun olmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının cezai şart tahakkukuna ait işlemi nedeniyle davalı Kuruma 290.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; Mahkemece bozma ilamında belirtilen eksiklikler giderilmeden, cezai işleme konu hastalar tanık olarak dinlenilmeden, salt bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini, davacı şirkete ait Hastanede, sağlık hizmeti almak amacıyla başvuran hastalar ile ilgili olarak ilk başvuru sırasında kimlik tespiti ile birlikte Avuç İçi Damar İzi Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi kaydı yapılırken gerekli dikkat ve özen yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, kimlik belgesinin başvuran hastaya ait olup olmadığının kontrol edilmeden başkasına ait avuç içi izi kaydı oluşturulduğunu, sözleşme hükümlerini ihlal eden davacı hakkında müvekkili Kurum tarafından uygulanan cezai işlemin mevzuata uygun olduğunu, müvekkilinin usuli kazanılmış hakkı göz önüne alarak davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinden kaynaklanan cezai işlem nedeniyle davacının davalı Kuruma borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
1.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 71. maddesi; “sağlık hizmeti sunucuları, genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilere sağlık hizmeti sunumu aşamasında (acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra), 67 nci maddenin üçüncü fıkrasında sayılan belgeleri ve bu belgelerin başvuran kişiye ait olup olmadığını kontrol etmek zorundadır.”, 67/3 maddesi; “Ayrıca genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan yararlanabilmeleri için sağlık hizmet sunucularına başvurduklarında acil haller hariç olmak üzere (acil hallerde ise acil halin sona ermesinden sonra); biyometrik yöntemlerle kimlik doğrulamasının yapılması ve/veya nüfus cüzdanı, sürücü belgesi, evlenme cüzdanı, pasaport veya Kurum tarafından verilen resimli sağlık kartı belgelerinden birinin gösterilmesi zorunludur.” şeklinde düzenlenmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 2012 Yılı Sosyal Güvenlik Kurumu Özel Sağlık Hizmeti Sunucularından Sağlık Hizmeti Satın Alım Sözleşmesinin (7.1.1.) maddesinde; “SHS, doğrudan veya sevk edilmek suretiyle başvuran hastayı SUT’ta yer alan müracaata ve kimlik tespiti işlemlerine ilişkin düzenlemeler ile, Kurum mevzuatı doğrultusunda kabul etmek zorundadır.”, (11.1.16.) maddesinde ise; "Faturanın veya faturaya dayanak oluşturan belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlendiğinin tespiti halinde 10.000.00 TL'dan az olmamak üzere işlem bedellerinin 5 (Beş) katı cezai şart uygulanır ve tespit edilen fiiller açıkça belirtilmek suretiyle SHS'ye tebliğ edilir." düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; davacı, davalı Kurum tarafından haksız olarak uygulandığı ileri sürülen 290.000,00 TL bedelli cezai işlemin iptalini istemiş, davalı ise Sağlık Uygulama Tebliği'nin Kimlik Tespiti başlıklı maddesindeki hükümlere aykırı işlem yapıldığı, faturalandırılan listede yer alan vatandaşlar yerine başkasının biyometrik kaydının yapılarak Kurumun zarara uğratıldığı tespiti üzerine, 2012 yılı Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesinin (7.1.1.) ve (11.1.16.) maddeleri uyarınca cezai şart uygulandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, bozma ilamı sonrası yeniden alınan bilirkişi raporunda; davacı Hastane tarafından cezai işleme konu hastaların kimlik tespiti ile ilgili bir hata yapılmadığı, hasta ve/veya yakınlarının yazılı beyanlarından bazı hastalarda kendi yakınlarının yanlışlıkla avuç içi okutması veya ilk defa başka hastanede okutulmuş olan avuç izi ile ilgili sorun yaşandığının anlaşıldığı ve en önemlisi biyometrik kimlik doğrulama cihazlarının kullanımı sırasında ortaya çıkan teknik arıza ve buna benzer sıkıntılar nedeniyle hastaların biyometrik kimlik verilerinin usulüne uygun olarak sildirildiği, yine mevzuata uygun olarak hastaların T.C. kimlik numaraları kontrol edilip yeniden avuç içi damar izlerinin kaydedildiği ve bunun sonucunda da hastalara davacı Hastane tarafından sağlık hizmetinin sunulduğunun tespit edildiği bildirilmiş ise de; bir kısım hasta beyanlarından, davacı Hastaneye başvuru sırasında kendisi yerine yanlışlıkla yanında bulunan yakını tarafından Avuç İçi Damar İzi Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi kaydının yapıldığının ve sağlık hizmeti almak amacıyla başvuran hastalar ile ilgili olarak ilk başvuru sırasında kimlik tespiti ile birlikte Avuç İçi Damar İzi Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi kaydı yapılırken kimlik belgesinin başvuran hastaya ait olup olmadığı kontrol edilmeden, başkasına ait avuç içi izi kaydı oluşturulduğu, buna bağlı olarak sözleşmenin (7.1.1.) ve (11.1.16.) maddelerinin ihlal edildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, Mahkemece; T.C. kimlik numaraları ile Avuç İçi Damar İzi Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi kaydı uyuşmayan hastalar yönünden Kurum tarafından uygulanan cezai işlemin yerinde olduğu gözetilerek bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
2. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.01.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.