Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3070 E. 2026/268 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/647 E., 2025/650 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Lüleburgaz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/131 E., 2025/74 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin Kırklareli ili ... ilçesi ... mahallesi 1 77... parselde kayıtlı taşınmazdaki toplam 35 adet bağımsız bölümün 1/2 hisse ile maliki olduğunu, davacının bu hisselerini diğer malik olan kardeşi ...'a satışı için anlaştıklarını, ancak ...'ın taşınmazları kendisinin değil de onun tek yetkilisi olduğu davalı şirkete yapılmasını istediğini, müvekkilinin taşınmazları devrettiği şirketin kardeşine ait olması sebebiyle taşınmazların gerçek değerinin daha sonra ödeneceği inancıyla taşınmazların devrini gerçekleştirdiğini, ancak müvekkiline davalı şirket tarafından satış bedeli olarak 07.10.2020 tarihinde sadece 594.000,00 TL'nin banka havalesi yoluyla gönderildiğini, taşınmazların satış tarihindeki değerlerinin çok daha fazla olduğunu, bu miktarın halen müvekkiline ödenmediğini belirterek belirsiz alacak kapsamında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL'nin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında talebini ıslah ederek 4.245.242,84 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP

Davalı vekili; davacı ile davalı şirket arasında 01.10.2020 tarihinde gerçekleşen taşınmazların satışına ait tapu resmi senedinde satış bedelinin toplam 594.000,00 TL olduğunun ve satıcının bu bedelin gerçek satış değeri olduğunu bildiğinin yazılı olduğunu, tapu resmi senedinde yazılı olan satış bedelinin tamamının 07.10.2020 tarihinde banka havalesi ile davacının hesabına gönderildiğini, taraflar arasında bu resmi senet hariç taşınmaz satışına ilişkin başkaca sözleşme bulunmadığını, bu resmi senedin aksinin de aynı derecede kuvvetli bir delille ispatı gerektiğini, davacının taşınmazların gerçek değerinin daha fazla edeceği düşüncesiyle ve bu değerin sonradan ödeneceğine inanarak taşınmazları devrettiği iddiasının tamamen kötü niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların 1/2 oranındaki paylı mülkiyet hisseleri davacı ...'a ait iken 01.10.2020 tarihinde davacıya vekaleten dava dışı ... tarafından taşınmazların davalı şirkete satılmış olduğu, resmi senette satış bedelinin nakden ve tamamen alındığının belirtildiği, satış tarihinden 6 gün sonra 07.10.2020 tarihinde davalı şirkete ait banka hesabından davacının banka hesabına dava konusu taşınmazların satış bedeli olarak gönderildiği belirtilerek 594.000,00 TL tutarında havale işlemi gerçekleştirildiği, davacı tarafça tarafına ödenen satış bedelinin inkar edilmediği ancak taşınmazların rayiç değerinden daha düşük tutarda satış bedeli ödemesi yapıldığı iddia edilerek taşınmazların devir tarihindeki rayiç değerleri üzerinden alacak talebinde bulunulduğu, davacı tarafça satış bedeli olarak davalı tarafından davacıya ödeneceği kararlaştırılan satış bedeline yönelik herhangi bir açıklamada bulunulmadığı ve bu yönde herhangi bir delil ileri sürülmediği gibi ispata elverişli herhangi bir yazılı delil sunulmadığı ve tanık deliline başvurulmadığı, 07.10.2020 tarihinde dava konusu taşınmazlara ilişkin satış bedeli olarak belirtilmek suretiyle davacının banka hesabına havale edilen 594.000,00 TL tutarındaki bedel haricinde taraflar arasında ödenmesi gerekli herhangi bir satış bedeli belirlendiğinin ispat yükü üzerinde olmasına rağmen davacı tarafça ispat edilemediği, taşınmazların devir tarihi itibari ile rayiç değerleri üzerinden satış bedeli ödenmesi gerektiği yönünde iddiada bulunulmuş ise de taraflar arasındaki kararlaştırılan satış bedelinin taşınmazın rayiç değeri olduğu yönünde ispata elverişli herhangi bir delil ibraz edilemediği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davalı şirket tarafından satış tarihi itibari ile taraflar arasında kararlaştırılan satış bedelinin davacının banka hesabına havale edilmesi suretiyle davalı şirketin satış bedeli ödeme yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğu kanaatine varılmış, davacı tarafa eldeki davadaki iddiaların ispatı yönünden yemin deliline başvurup başvurmayacağı sorulmuş ve davacı tarafça yemin deliline başvurulduğu anlaşılmakla davalı şirket yetkilisinin usulüne uygun bir şekilde duruşmada yemini yaptırılmış ve davacının başvurmuş olduğu yemin delili ile de davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekil istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacı tarafın iddiasını dosya kapsamında sunduğu delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili; davalı tanığı olarak dinlenen .... "... Devir bedelinin ne kadar olduğunu tam olarak bilmiyorum, devir bedelinin tamamının mı yoksa bir kısmının mı ödendiğini tam olarak bilmiyorum" dediğini, vekaleten işlemleri yürüten ve müvekkil adına tapuya imza atan vekilin (tanığın) bu beyanı göz önüne alındığında satış bedelinin tapuda gösterilen bedelden farklı olduğunun açıkça anlaşıldığını, tanık ...'in bu beyanı ve keşif sonrasında taşınmazların tespit edilen gerçek değerleri bir arada düşünüldüğünde davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, taşınmazların gerçek satış bedellerinin ödenmediği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.

Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, özellikle yasal düzenlemeler ve yerleşmiş yargı içtihatlarına göre ispat yükü üzerinde olan davacının iddiasını ispata yönelik delil başlangıcı niteliğinde belge sunmadığı gibi, yemin ve ikrar gibi kesin delillerle de ispat edemediğinin anlaşılmasına göre, davacının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§