Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3045 E. 2026/267 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/840 E., 2025/960 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2024/220 E., 2025/102 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; emlak danışmanı olan müvekkili ile davalı arasında, davalıya ait taşınmazın 13.000.000,00 TL bedel ile satılması konusunda "Gayrimenkul Satımı İçin Aracılık Sözleşmesi" imzalandığını, komisyonculuk hizmetinin müvekkili tarafından yerine getirilmesine ve taşınmaza alıcılar bulunmasına rağmen davalının kötü niyetli olarak alıcı ile kendisinin anlaştığını ve sözleşmeye aykırı olarak taşınmazı kendisinin sattığını, sözleşmede yer alan cezai şartın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının her ne kadar taşınmaza müşteri bulduğunu ve davalının da kendisini aradan çıkararak bu müşteriye taşınmazı sattığını ileri sürmüş ise de buna ilişkin somut bir delil sunamadığından satış işleminin aracılık hizmeti alınmaksızın gerçekleştiği kabul edilerek icra takibinde istenen 460.200,00 TL'lik hizmet bedelinin haksız olduğu, sözleşmenin kurulduğu tarih ile davalının gayrimenkulü sattığı tarih arasında kısa bir süre olması, gayrimenkul satış bedelinin miktarı, davacının emeği, davalının dosyaya yansıyan sosyo-ekonomik durumu gözetilerek cezai şart oranı mahkememizce resen 2/3 oranında tenkis edilerek %1 (130.000,00 TL) ödenmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davaya konu icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin 130.000,00 TL ana para üzerinden devamına, icra inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararıyla; davacının somut olayda satıcı ve alıcıyı bir araya getirerek anlaşma sağlamasına rağmen davalı tarafın kendisini hariç tutarak alım satımı gerçekleştirdikleri hususunu ispat edememesine, yine dava konusu olayda cezai şartın fahiş olduğunun mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmesine, İlk Derece Mahkemesinin somut vakaya yönelik kanıtları takdirinde ve hukuki ilişkiyi nitelendirilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1. Davacı vekili; hizmet bedelinin haksız olduğuna ilişkin gerekçenin yetersiz olduğunu, tenkis edilen cezai şart oranının yüksek olduğunu, sözleşmenin cezai şarta ilişkin maddesinde sözleşmeye aykırılık halinde satıcının karşılaşacağı durumun açık bir biçimde belirtildiğini, davalının bu maddeye aykırı davrandığını, dolayısıyla müvekkilinin hem hizmet bedeline hem de cezai şarta hak kazandığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili; taraflar arasında imzalanan simsarlık sözlemesine konu taşınmaz üzerinde müvekkilinin hissedar olduğunu, elbirliği mülkiyetinden kaynaklanan mülkiyet hakkına sahip başka hissedar bulunmadığını, davaya konu alacağı doğuran sözleşmenin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri gereğince bir tüketici işlemi olduğunu, müvekkilinin tüketici sıfatına sahip olduğunu, borçlunun temerrüdü için muaccel bir borcun bulunması ve borçlunun ihtar yoluyla temerrüde düşürülmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, komisyon sözleşmesinden kaynaklandığı ileri sürülen alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye ve dosya kapsamına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2. Tarafların imzalarının bulunduğu 24.01.2023 tarihli Gayrimenkul Alım Satım ve Aracılık Sözleşmesi' nin 6. maddesinde " Hizmet gerçekleştiğinde en az yukarıda yazılı bedellerin ortalaması esas alınmak suretiyle, gayrimenkulün değerinin %3+KDV satıcı hizmet bedeli olarak komisyoncuya ödemeyi kabul ve taahhüt eder.", 9. maddesinde ise "Satıcının, sözleşme konusu gayrımenkulün satışı amacıyla başka kişi veya kuruluşlar aracılığıyla yada kendi başına işlemde bulunursa, Satıcı, "6."maddede belirtilmiş olan hizmet bedelini ve ayrıca hizmet bedeli kadar cezai şart tutarını Komisyoncuya ödemeyi kabul ve taahhüt eder" şeklinde anlaşmaya varılmıştır.

3. Sözleşme hükümleri değerlendirildiğinde; davalıya ait olduğu belirtilen taşınmazın 13.000.000,00 TL bedelle satışına aracılık karşılığında hizmet bedeli "%3+KDV" olarak düzenlenmiş, devamında sözleşmenin geçerli olduğu süre içerisinde simsarın saf dışı bırakılarak taşınmazın satışının gerçekleşmesi halinde "%3+KDV" hizmet bedeli ve hizmet bedeli kadar "%3+KDV" cezai şart ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davalının söz konusu taşınmazı sözleşme süresi içinde 19.04.2023 tarihinde başka bir şahsa sattığı anlaşılmaktadır.

O halde, İlk Derece Mahkemesince taraflar arasında geçerli şekilde yazılı olarak düzenlenen komisyon sözleşmesinin 9. maddesi gereğince komisyon ücreti ve cezai şart bedelinden sorumlu olacağı, ancak cezai şart bedeli belirlenirken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 182. maddesinin de gözetilmesi gerektiği değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozulmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1-Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,

2-6100 sayılı HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

3-HMK'nın 371. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§