"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/305 E., 2025/61 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 52 19... sayılı Kanunlar ile değişik 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 427. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanunun 432/4 maddesi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre davalı vekilince temyize konu edilen miktar 11.000,00 TL olup Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 29.530,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin burnundaki rahatsızlık nedeniyle davalılardan ... A.Ş.nin işlettiği özel hastaneye başvurduğunu, doktor olan diğer davalıya muayene olduğunu, muayene sonucunda rahatsızlığın burun kemiğindeki eğrilikten kaynaklandığının söylendiğini, ameliyat önerildiğini, ameliyattan sonra iki gün içeresinde iyileşeceği söylenmesine rağmen ameliyattan sonra iyileşemediğini, yüzünün ve gözünün şiştiğini, dişlerini kullanamadığını, sıvı gıdalarla beslenmek zorunda kaldığını, ameliyatın üzerinden iki yıl geçmesine karşın hala iyileşemediğini, durumu davalı doktora bildirmesi üzerine davalı ...'in davacıyı İstanbul'da bulunan Şehir Hastanesi'ne yönlendirdiğini, burada yapılan muayene sonucunda da kıkırdağın eridiği ve yeni bir ameliyat yapılması gerektiğinin söylendiğini, davacının bu ameliyatı kabul etmek zorunda kaldığını, ancak ameliyat sonucunda rahatsızlığının düzelmediğini, sözü edilen durumun hatalı tıbbi müdahalede bulunan davalı ...'in eyleminden kaynaklandığını ileri sürerek, 500,00 TL tedavi masrafının, hatalı ameliyattan dolayı meydana gelen zarardan dolayı 500,00 TL'nin ve uğradığı manevi zarardan dolayı 50.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı .... Sağlık AŞ vekili; davacının ameliyat olduğu 22.07.2010 tarihinde şirketlerinin hukuken henüz mevcut olmadığını, şirketlerinin 10.05.2011 tarihinde tüzel kişilik kazanan şirketin olayda pasif husumetinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... vekili; müvekkilinin ameliyat sırasında gerekli dikkat ve özeni gösterdiğini, ancak meydana gelen sonucun müvekkilinin kusurundan kaynaklanmayan komplikasyon olduğunu, tıp literatüründe bu tür sonuçların komplikasyon olarak tanımlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.12.2015 tarihli kararıyla; Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından tanzim edilen 30.09.2015 tarihli raporda, davacıya uygulanan muayene ve tetkikler sonucunda septum deviasyonu tespit edildiği, septoplasti ameliyatı yapıldığı, deviasyonlar için davalı doktor tarafından uygulanan tıbbi müdahelinin cerrahi girişimler içeresinde bulunduğu, ameliyat sonucunda oluşan enfeksiyon, perforasyon ve nekrozların bu tür ameliyatlardan sonra ortaya çıkabilecek komplikasyonlar içeresinde yer aldığı, ortaya çıkan bu komplikasyonlar sonucunda davalı doktorun gerekli sevk işlemini gerçekleştirdiği, bu nedenle davalı doktora izafe edilebilecek kusurun bulunmadığının tespit edildiği, doktor olan davalı ...'in hatalı tıbbi uygulamasından kaynaklanmayan, davalıya izafe edilebilir bir kusurdan doğmayan komplikasyon niteliğinde olduğu, diğer davalı ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.nin 10.05.2011 tarihinde tüzel kişilik kazandığı, ameliyatın gerçekleştiği tarihte davalı ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.nin hukuken var olmadığı, bu nedenle somut olayda pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Dairece verilen 05.12.2019 tarihli ilamla; davacının, bilirkişi raporuna itirazlarını karşılayacak şekilde, yargı ve taraf denetimine elverişli, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan yeni bir rapor alınarak sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ameliyatın yapıldığı .... Hastanesinin .... Hekim Hastanesine devredildiğine dair bilgi belgeye ulaşılmadığı, hastanenin merkezinin hala faal olduğu anlaşıldığından ... Sağlık Hizmetleri A.Ş.nin somut olayda pasif husumet ehliyetinin bulunduğu ispatlanmadığından pasif husumet yokluğundan davanın reddine, ameliyat sonrası davacıda oluşan rahatsızlıkların, doktor olan davalı ...'in hatalı tıbbi uygulamasından kaynaklanmayan, davalıya izafe edilebilir bir kusurdan doğmayan komplikasyon niteliğinde olduğu, ameliyata dair onam formunun bulunmadığı bu nedenle davacının yeteri kadar aydınlatılmadığı, yapılan uygulama ile ilgili davacıya yeterli bilgi verildiği, aydınlatma yükümlülüğünün gerektiği şekilde yerine getirildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı, özenle davranmak zorunda olan vekilin en hafif kusurundan bile sorumlu olduğu, 08.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda tedavilere ilişkin ulaşım, barınma, beslenme, rehabilitasyon, özel hastaneler muayene farkı vs gibi SGK kapsamı dışında fatura edilemeyen tedavi giderleri masrafları yönünden 10.000,00 TL zararının tespit edildiği gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 1.000,00 TL maddi tazminat ve 10.000,00 TL manevi tazminatın kabulüne karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili; 21.12.2021 tarihli bilirkişi raporunun göz ardı edildiğini, davalı hastanenin sadece isim değişikliğine gittiğini, ortaklar ve yöneticiler yönünden organik bağ bulunduğunu, maddi ve manevi tazminat şartlarının gerçekleşmediğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davacı vekili; manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, maddi tazminat yönünden kesin olarak karar verilmiş ise de bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, davalıların tam kusurlu olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hekim hatasından kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini isteğine ilişkindir istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, temyiz edenin sıfatı ve temyiz gerekçesine göre temyize konu talebin aleyhe bozma yasağı kapsamında olduğu, hükmedilen manevi tazminat tutarının hakkaniyete uygun bulunduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibariyle REDDİNE,
2. Davacı vekili tarafından temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.