"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/416 E., 2024/980 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, dahili davacılardan ... vekili ile ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının 24.04.1991 tarihli sözleşmeyle davalı Kooperatifin inşa edeceği iş merkezinden 90.880.000,00 TL bedel ödeyerek iş yeri satın aldığını, davalı Kooperatifin iş yerini 1992 yılı Haziran sonu itibariyle teslim etmeyi ve tapusunu kat irtifak işlemleri tamamlandığında vermeyi taahhüt ettiğini, ancak iş merkezini inşa edemeyen davalı Kooperatifin proje değişikliği ve benzeri nedenlerle davacıyı oyaladığını, 12.08.2004 tarihli yazıyla iş yeri için ödediği bedelin %80'ine isabet eden tutarı ödeyebileceğini bildirdiğini, davacının dükkanın yapılıp teslim edilmesini istemesi nedeniyle kısmi ifayı kabul etmediğini ileri sürerek; iş yerinin bugünkü rayiç bedelinin, olmadığı takdirde ödenmiş olan bedelin faiz, altın, döviz ve benzeri yatırım enstrümanlarına göre bugüne kadarki değerinin sözleşme tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, esas yönünden ise 24.06.1990 tarihli Genel Kurul kararı uyarınca yapılacak olan iş merkezinden davacıya iş yeri satışı işleminin yapıldığını, ancak iş merkezi yapılması planlanan alanın imar planında ticaret alanı iken 15.11.1995 tarihli ve 7755 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı ile sit alanı ilan edildiğini, iş merkezinin inşasının mümkün olmadığının İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 1998/96 E., 2003/414 K. sayılı ilamından da açıkça anlaşıldığını, iş yeri yapılmasının mümkün olmaması nedeniyle 14.04.2002 tarihli Genel Kurulda ticaret merkezi ile ilgili ödemeler konusunda sulh ve ibralaşma için yönetim kuruluna yetki verildiğini, alınmış olan bu karara istinaden ödenen satış bedellerinin iadesi için davacının da aralarında bulunduğu iş yeri satın alanlara çağrı yazısı gönderildiğini ve talepte bulunanlara ödeme yapıldığını, ancak davacının ödeme yapılması için başvuruda bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.04.2015 tarihli kararıyla; davanın açıldığı tarih itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesinde sebepsiz zenginleşme davaları için öngörülen 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 26.02.2019 tarihli ilamla; davalı Kooperatifin maliki bulunduğu taşınmazda inşa etmeyi planladığı iş merkezindeki bir adet iş yerini 24.04.1991 tarihinde imzalanan sözleşmeyle haricen davacıya sattığı ve satış bedelinin ödendiği, ancak imar planının değişmesi nedeniyle iş merkezinin inşa edilemediği, bu nedenle davalı Kooperatifin 12.04.2002 tarihinde yapılan genel kurulunda iş yeri satın alanlar ile sulh ve ibralaşma için yönetim kuruluna yetki verildiği, bu yetkiye istinaden davalı Kooperatifin yönetim kurulu tarafından davacıya gönderilen 12.08.2004 tarihli yazı ile ödenen satış bedelinin bir bölümünün iadesi için başvuruda bulunması gerektiğinin bildirildiği, hal böyle olunca, Mahkemece; sözleşmenin ifasının imkansız hale geldiği 12.08.2004 tarihi ile işbu bu davanın açıldığı 24.07.2014 tarihi arasında geçen sürede zamanaşımı süresinin dolmadığı gözetilerek, işin esasının incelenmesi ve ulaşılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozmaya uyan Mahkemenin 18.05.2022 kararıyla; bozma ilamına uyularak alınan 26.02.2022 tarihli ek rapor uyarınca ödendiği konusunda ihtilaf olmayan 90.980.000,00 TL'nin ifanın imkansız hale geldiği 12.08.2004 tarihinden davanın açıldığı 24.07.2014 tarihi itibariyle ABD doları, gram altın, asgari ücret, enflasyon, TÜFE, ÜFE ve devlet memuru maaşları göz önüne alınarak ortalama değer tespit edilerek ödenen bedelin 125.657,07 TL olduğunun tespit edildiği, davalı Kooperatif olup bahse konu yerin iş merkezinde iş yeri olduğu, bu nedenle dava tarihi itibariyle avans faizi uygulanması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 125.657,07 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
3.Dairece verilen 08.11.2023 tarihli ilamla; Mahkemece uyulan bozma ilamının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığının anlaşılmasına göre; davacı vekilinin tüm, davalı vekilin sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, hükme esas alınan raporda; ekonomik etkenlere göre ödenen paranın ödeme tarihlerinden ifanın imkansız hale geldiği 12.08.2004 tarihinde ve dava tarihi olan 24.07.2014 tarihinde ulaştığı ortalama değerlerin hesaplandığı, uyulan bozma ilamında da belirtildiği üzere, davacı tarafından ödenen paranın ifanın imkansız hale geldiği 12.08.2004 tarihi itibariyle ulaştığı değer yüzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava tarihinde ulaştığı değer üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
4.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozma ilamına uyularak geçersiz satış sözlemesi gereği davalı Kooperatifin mal varlığına kayan değerin iadesi için "Denkleştirici Adalet" ilkesi gereği satım bedelinin iade tarihindeki ulaştığı bedel belirlenirken, ekonomik etkenlere göre ödenen paranın ödeme tarihinden ifanın imkansız hale geldiği 12.08.2004 tarihi itibariyle ödenen paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün; enflasyon, ÜFE-TÜFE artış oranları, faiz, altın, döviz kurlarındaki artışlar, memur maaşı ve işçi ücretleri baz alınarak bilirkişi raporu ile belirlendiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 49.048,80 TL'nin 12.08.2004 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı Kooperatiften alınarak davacının mirasçılarına hisseleri oranında verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde dahili davacılardan ... vekili ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Dahili Davacı ... vekili; kararın denkleştirici adalet ilkesine aykırı olduğunu, alacaklı olan davacının borçlu duruma düştüğünü, davalı yararına hükmedilen vekalet ücretinin hatalı belirlendiğini, davanın davacının ödemiş olduğu paranın güncel değeri üzerinden kabulü gerektiği ve davalı Kooperatif tarafından davacıya bir ödeme teklif edilmediği halde, 12.08.2004 tarihindeki değeri üzerinden iadesine karar verilmesinin haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2.Dahili Davacı ... vekili; davacıların murisi tarafından 1992 yılında ödenen paranın değerine ilişkin olarak yeniden bilirkişi raporu alınmaksızın, taşınmazın aynı bölgedeki emsalleri değerlendirilmeden ve gayrimenkul değerleme uzmanından da rapor alınmaksızın, hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, hükmedilen miktarın davacının zararlarını gidermek bir yana, dükkan kirasının dahi ödenmesinin mümkün olmadığı, faizin 1992 yılından başlatılması gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, geçersiz taşınmaz satım sözleşmesi nedeniyle ödenen bedelin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece; uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, önceki karar ve bozma ilamı ile kazanılmış hak durumu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine imkan bulunmadığı, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan davaların alacak davası niteliğinde olması nedeniyle reddolunan miktar üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, dahili davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden dahili davacı ...'ye yükletilmesine
Fazla alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden dahili davacı ...'ye iadesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.