Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2025/2814 E. 2026/175 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1611 E., 2025/792 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2017/661 E., 2022/47 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle: kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin 06.11.2016 tarihinde geçirdiği kaza sonucu sağ el serçe parmağında hasar meydana geldiğini, davalı doktor tarafından diğer davalı şirkete ait .... Hastanesinde ameliyat edildiğini, ancak ameliyatın hatalı yapılması, platin yerine çivi takılması nedeniyle kalıcı hasar oluştuğunu, müvekkilinin sağ elinin kullanamaz hale geldiğini, eşyaları kavrayamadığını, davalı doktorun müvekkilini .... Hastanesinde tekrar ameliyat ettiğini, ancak bu ameliyatın da hatalı yapıldığını ve parmağının yamuk kaldığını, iki ameliyat öncesinde de müvekkilinin bilgilendirilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 250,00 TL maddi 30.000,00 TL manevi tazminatın ameliyat tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili, Hastanenin A tipi cerrahi merkezi olduğunu, müvekkili doktorun ortopedi ve travmatoloji uzmanı olup, söz konusu ameliyatlarda uzman ve tecrübeli bir doktor olduğunu, davacının geçirdiği iş kazası nedeniyle sağ el serçe parmağında bulunan proksimal falanks kırık için ameliyata alındığını öncelikle kapalı redüksiyon denendiğini olmayınca açık reduksiyona geçildiğini, ciltte ufak indentasyon olması plak yerleştirilmesi için tendon splitin insizyonun ekstansor hoodu bozabileceği için çapraz k teli ile tutturulduğunu, ameliyatın başarılı geçtiğini, kontrol röntgenlerinde teyit edildiğini, davacının iki kere pansuman kontrolüne geldikten sonra kendisine mutlaka kontrollere gelmesi gerektiği belirtilmesine rağmen gelmediğini, davacının 25.01.2017 tarihinde geldiğinde yapılan muayenesinde parmağın dorsale angule olduğu hareketinin kısıtlı olduğunun görüldüğünü, çekilen röntgende malunion, yanlış kaynama tespit edildiğini, kendisine fizik tedavi ve opsiyon olarak ameliyat önerildiğini davacının 2017 yılının Mart ayında tekrar ameliyata alındığını, ameliyattan sonra fizik tedavi önerildiğini ancak davacının tedaviyi aksattığını, atel önerildiğini ancak davacının ateli almadığını, yapılan ilk ameliyatta kırığın tespitinin gerektiği gibi yapıldığını, yanlış kaynamanın bir komplikasyon olduğunu, gerekli özenin müvekkilleri tarafından gösterildiğini ancak davacıdan kaynaklanan nedenlerden dolayı kırığın yeterince kaynamadığını, ikinci ameliyatın bu komplikasyona yönelik olarak usulünce yapıldığını müvekkillerine atfedilebilecek kusur bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan iki farklı bilirkişi raporunda da, hastanın yönetimin tanı, tedavi seyrinin uygun şekilde gerçekleştirildiği, davalının kusurunun olmadığı, tedavinin ortopedinin temel kitaplarında da geçtiği gibi güncel bir yaklaşım olduğu, kırığın kaynamamasının ve parmakta his kusurunun komplikasyonu olduğunu ve yönetiminin uygun şekilde yapıldığı, davacının yapılacak girişimler ile ilgili olarak uygun şekilde aydınlatılarak onamının alındığı, bir ihmal ya da hatanın olmadığı bildirilmiştir. Somut olayda, birbirini doğrulayan raporlar doğrultusunda davacının parmağında oluşan kırık için yapılan müdahalenin yerinde olduğu, davalı hekimin yapmış olduğu işlemlerde de herhangi bir kusurun bulunmadığı, sonrasında oluşan bu durumların komplikasyon olduğu, komplikasyon yönetimi hususunda gerekli özen ve titizliğin gösterildiği, davalıların kusurunun olmadığı ve davacının aydınlatılarak onamının alındığı yönünde görüş bildirildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyaya kazandırılan bilirkişi heyeti raporlarında, yeterli bilimsel gerekçe ve değerlendirme bulunmadığını, raporların hükme esas almaya yeterli olmadığının iddia etmiş ise de, dosyada mevcut ve birbirini teyit eden bilirkişi heyeti raporları incelendiğinde, davalı doktorun teşhis, tanı, tedavi ve tedavi sürecinde uyguladığı işlemler ve yapılan müdahalenin yerinde olduğu, sonrasında oluşan durumun komplikasyon olduğu, komplikasyon yönetimi hususunda gerekli özen ve titizliğin gösterildiği, davalıların kusurunun olmadığı ve davacının aydınlatılarak onamının alındığının tespit edildiği, davacı tarafın, davalı hastanenin, hastanın sağlık durumu, hastalığın tipi ve ağırlığına göre dürüstlük ilkesinin zorunlu kıldığı tedbirleri almadığına ilişkin herhangi bir iddiası bulunmadığı dikkate alındığında, bilirkişi heyetinde hastane yönetimi konusunda uzman bir bilirkişinin bulunmaması hususunun eksiklik oluşturmayacağı, Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü Tıp Bilimleri Anabilim Dalında görev yapan bilirkişi heyetinden alınan rapor ve İDM'nce oluşturulan akademisyen bilirkişi heyetinden alınan raporun denetlenebilir ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, her hangi bir hekim hatası, ihmal veya yanlış uygulamasının olmadığı görüşlerini kesin ve kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, söz konusu raporlara dayanılarak hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, ikinci bilirkişi raporunda müvekkilinin parmağının muayene edilmeden dosya üzerinden inceleme yapılarak değerlendirme yapıldığını, raporda hastadan kaynaklanan gecikmelerin olduğu tespitinin davalının savunmasından ibaret olduğu buna dair delil bulunmadığı, dosyanın gerektiği gibi incelenmediğini. Müvekkilinin parmağına platin takılması gerekirken neden çivi takıldığına ilişkin değerlendirme yapılmadığını, davalıların aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yeterli tetkik ve tahlil yapılmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, vekilin özen borcuna aykırılığı dolayısıyla meydana gelen maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir.

Temyiz olunan karardaki gerekçeye, ortopedi ve travmatoloji uzmanı bilirkişilerden oluşan heyetten ve Cerrahpaşa Üniversitesi Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsü öğretim üyelerinden alınan raporlarda davacının parmağındaki kırığın tedavisi amacıyla 07.11.2016 tarihli ameliyatta "k" teli ile tespit yapılması, 10.04.2017 tarihli ameliyatta kırık hattına taze kemik yerleştirilmesi sonrası plak ve vida ile tespit yapılması uygulamalarının güncel başlıca cerrahi tedavi yöntemlerinden olduğunun, kırığın kaynamaması ve his kaybı oluşması sonuçlarının tedavinin komplikasyonu olduğunun ve tanı tedavi sürecinin tıp kurallarına uygun olarak seyrettiğinin bildirilmiş olmasına ve davacıdan ameliyat öncesi yazılı onam alındığına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§