"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/61 E., 2025/140 K.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin ... Devlet Hastanesinde kulak burun boğaz doktoru olarak görev yapan davalıya solunum şikayetleri nedeniyle başvurması üzerine 15.10.2009 tarihinde burun deviasyon ameliyatı yapıldığını, ameliyatın başarısız geçmesi üzerine 04.01.20 10... .09.2010 tarihlerinde yeniden ameliyat edildiğini, ancak bu ameliyatlar sonucunda burun deliklerinin küçüldüğünü, nefes almakta zorluk çekmeye başladığını, burnunda çökmeler meydana gelmesi nedeniyle ürkütücü bir görünüme kavuştuğunu ve kendisine alaylı lakaplar takıldığını, davalının İstanbul’da özel bir hastanede çalışmaya başlaması üzerine bu hastanede kulağından kıkırdak ve başından et parçası alınarak ameliyatlar geçirdiğini, ancak bu ameliyatlar sonrasında da sağlığına kavuşamadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini istemiş; bilahare maddi tazminat talebini atiye terk etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının geçirmiş olduğu kaza sonrasında solunum şikayetleri sebebiyle müvekkiline başvurması üzerine ... Devlet Hastanesinde 15.10.2009 tarihinde ameliyat edildiğini, ameliyat neticesinde burun kemiğinde eğriliğin tespit edilmesi üzerine bu kez açık ameliyat gerçekleştirildiğini, bu iki ameliyat sonucunda herhangi bir sorun meydana gelmediğini, 27.09.2010 tarihli ameliyatın müvekkili tarafından yapılmadığını, 30.11.2020 tarihinde İstanbul'da özel bir hastahanede çalışmaya başladığını, davacının burnuyla ilgili tekrar sorunları olduğunu iletmesi üzerine müvekkilinin samimiyetlerine binaen davacıyı İstanbul'a davet ederek tekrar ameliyat ettiğini, ameliyattan sonra iki gün yatışını sağlandığını, ameliyat ve yatış işlemeleri için davacının hiçbir ücret ödemediğini, davacının burnunun şeklinin bozulması ve nefes zorluğu çekmesinin ameliyat sonrasındaki kendi davranışları sonucu oluşan komplikasyonlar olduğu, müvekkilinin bütün ameliyatlar öncesinde ve ameliyatlar esnasında hatalı bir işleminin bulunmadığını, müvekkilinin sadece solunum zorluğu giderici ameliyatlar yaptığını, davacıya burnuyla ilgili estetik açıdan herhangi bir taahhüdü olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.01.2016 tarihli ve 2011/598 E., 2016/30 K. sayılı kararıyla; maddi tazminat talebi atiye bırakıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 15.000,00 TL'nin 13.04.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 12.12.2019 tarihli ve 2016/29742 E., 2019/12474 K. sayılı kararı ile; davalının Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna karşı itirazlarının karşılanmadığı, üniversitelerin ana bilim dallarından seçilecek uzmanlardan oluşacak bir bilirkişi kuruluna dosya tevdi edilerek, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalının sorumluluğunu gerektirecek ihmal ve hata bulunup bulunmadığını gösteren, nedenlerini açıklayıcı ve özellikle davalının itirazlarını karşılayacak, denetimine elverişli rapor alınmak suretiyle hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İstanbul Üniversitesinden alınan 13.09.2022 tarihli bilirkişi kök raporu,10.01.2023 tarihli bilirkişi heyet ek raporu ve bozma öncesi alınan rapor ile üniversite heyeti tarafından düzenlenen raporlar arasında çelişki giderilmesi ve itirazların karşılanması amacıyla ATK Üçüncü Üst Kurulundan alınan 13.02.2025 tarihli raporlara göre davacının iddialarının doğrulanamadığı, davalı tarafından gerçekleştirilen ilk iki ameliyatın davacıdaki sağlık sorunlarına ve mevcut görünüme yol açtığının ispatlanamadığı, diğer yandan aynı olay nedeniyle davalı Sağlık Bakanlığı aleyhine hizmet kusuru nedeniyle açılan tazminat davasının Şanlıurfa 2. İdare Mahkemesinin 2017/404 E., 2020/618 K. sayılı kararı ile reddedildiği ve bu kararın kesinleştiği, bu dosyada aldırılan ATK 7. İhtisas Kurulu raporunda da ameliyatı yapan hekim uygulamasının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun belirtildiği, her ne kadar taraflarının aynı olmaması nedeniyle eldeki dava açısından kesin hüküm teşkil etmese de güçlü delil olarak kabulü gerektiği, davacının davayı ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; hükme esas alınan ATK Üçüncü Üst Kurulunun 13.02.2025 tarihli raporuna karşı itirazlarının karşılanmadığını, kurul raporunda incelemeye konu ameliyatlara ilişkin ameliyat notlarının bulunmaması nedeniyle ameliyatların tıp tekniğine uygunluğu ve Mahkemece sorulan diğer hususlara ilişkin bir değerlendirme yapılamayacağı ve bu husus tıbbi kayıtların tutulmasında özen eksikliği olarak görüldüğünün belirtildiğini, raporun bozma ilamı öncesinde alınan ATK 2. İhtisas Kurulunun raporu ile açıkça çeliştiğini, çelişkinin giderilmesi için ATK Genel Kurulundan rapor alınması gerekirken ATK Üçüncü Üst Kurul raporuna itibar edilerek davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle Mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmasına, hükme esas alınan bilirkişi heyeti ve ATK raporlarının birbirleriyle uyumlu, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
6100 sayılı Kanunun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanunun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.