"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/621 E., 2025/580 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Batman 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/460 E., 2024/171 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin annesi ve murisi ...'un erkek kardeşi olan davalıya taşınmazlarının sevk ve idaresi için vekâletname verdiğini, ancak davalının murisin birçok taşınmazını muristen habersiz olarak devrettiğini, murise satış bedelinin ödenmediğini ya da çok az ödendiğini, davalının hakkında güveni kötüye kullanma suçundan yürütülen Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/17617 soruşturma sayılı dosyasında verdiği ifadesinde açıkça davacıların murisine hiçbir ödeme yapmadığını kabul ve ikrar ettiğini, şu ana kadar yapılan araştırmalarda muris ...'nin Batman İli, ... İlçesi, ... Köyü, 6130 parseldeki 45/448 hissesinin, Batman İli, ... İlçesi, ... Köyü, 119 parseldeki 44/2205 hissesinin, Batman İli, ... İlçesi, ... Köyü 12... parseldeki 45/247 hissesinin, Batman İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, 8 88... parseldeki 135/2688 hissesinin davalı tarafından vekâleten satıldığını, vekilin sadakat ve özen borcu kapsamında vekâletname kapsamında elde ettiği değerleri vekil edene tediye etme zorunluluğu olduğunu ileri sürerek; müvekkillerinin miras payları oranında tam zararlarının, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 45.000,00 TL'sinin satış tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; zamanaşımının dolduğunu, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, harcın eksik yatırıldığını, davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davanın tereke adına açılmamış olması nedeniyle reddi gerektiğini, dava dilekçesinde iddia edilen hususların yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, 6130 parsel ile 8 88... parselin müvekkili ve davacıların murisi ...'nin babası tarafından tüm kardeşlere miras yoluyla intikal ettiğini, taşınmazın tarafların babaları murisin sağlığında satıldığını, ancak o dönemde parselin tapusu çıkmadığı için devir işleminin gerçekleşmediğini, tüm kardeşlerin hep birlikte anlaşarak babalarının sağlığında satmış olduğu taşınmazı bedelsiz olarak tapuda devrettiklerini, bu satıştan para alınmadığını, 119 parsel sayılı taşınmazın satışında tüm kardeşlerin ortak iradeyle hareket ederek satış işlemini gerçekleştirdiklerini ve parselin satışından davacıların murisi ... ve diğer tüm dava dışı kardeşlerin paylarına isabet eden hisse bedellerini aldıklarını, Batman Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/17617 soruşturma numaralı dosyasında müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini, PTT ödeme dekontlarından görüleceği üzere murisin kızı davacı ...'a muris adına ödemelerin düzenli olarak yapıldığını, murisin hasta olması ve para çekmek için PTT'ye gidememesi nedeniyle söz konusu ödemelerin davacı ... hesabına yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların murisi ...'nin dosya arasına alınan mirasçılık belgesinden dava dışı mirasçılarının da bulunduğu, davalının ...'nin mirasçısı olmayıp murisin terekesine karşı üçüncü kişi konumunda olduğu, eldeki davanın bir kısım mirasçı tarafından miras payları oranında üçüncü kişiye karşı açıldığı, mirasçılar arasındaki uyuşmazlıklarda tüm mirasçıların birlikte dava açma zorunluluğu bulunmamakta ise de üçüncü kişiye karşı açılan davalarda miras bırakanın ölüm tarihine göre terekesi elbirliği mülkiyetine tabi olup eldeki davada terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları gerektiği, davacılar tarafından vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı olarak pay oranında açılan davanın dinlenme olanağının bulunmadığı, tereke adına dava açılmadığına göre terekeye mümessil tayin edilerek yargılamaya devam edilmesinin de pay oranında açılan davanın dinlenmesini olanaklı hale getirmeyeceği, davacılar vekilinin terekeye temsilci tayin edilmesi hususundaki yetki ve süre verilmesi talebinin de kabul görmediği, davacıların aktif dava ehliyeti bulunmaması nedeniyle tazminat istemlerinin dinlenme olanağı bulunmadığı gerekçesiyle; davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; terekeye dahil bir taşınmaz hakkında üçüncü kişiye karşı miras payı oranında dava açmasının hukuken mümkün olmadığı, mirasçılardan birinin terekeye karşı üçüncü kişi konumunda olan birisi aleyhine kendi miras payı hakkında açtığı dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılması veya terekeye temsilci atanması suretiyle de devam edilmesine olanak bulunmadığı, Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, davacılar vekili istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; uyuşmazlığın esasının incelenmesi yerine davanın usulden reddinin ve terekeye temsilci tayin edilmesi için taraflarına süre ve yetki verilmesi istemlerinin kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, davanın giderilebilecek bir usul eksikliği yönünden reddedilmiş olmasının makul sürede yargılanma hakkını ve adil yargılanma hakkını zedelediğini, davalının müvekkillerinin murisinden aldığı vekâletname ile murisin birçok taşınmazını muristen habersiz ve vekâletini kötüye kullanarak devrettiğini, davanın esasının incelenmesi gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vekilin hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranmasından kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesinin ikinci fıkrasına göre “Mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.”
2. Elbirliği mülkiyetin esasında, elbirliği halinde mülkiyeti meydana getiren kişilerin hepsinin bir arada hak sahibi olmaları yer alır. Bu mülkiyette malikler paydaş değil, ortaktır. Tüzel kişiliğe sahip olmayan bu ortaklıkta, hakkın süjesi ortaklık olmayıp bir bütün halinde elbirliğiyle hareket etmek zorunda olan ortaklardır. Ortaklar arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır.
3. Elbirliği mülkiyeti gereği miras yoluyla terekeye dahil olan varlıklar ile ilgili mirasçıların bir kısmı tarafından dava açılması halinde, mirasçılar kendi açtıkları bu davayı yalnız başına yürütemeyeceğinden davanın bütün mirasçılar ile birlikte yürütülmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, açılan işbu davanın görülebilmesi için diğer mirasçıların davaya katılmalarının veya muvafakatlarının sağlanması veya 4721 sayılı Kanun'un 640. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince terekeye temsilci tayin ettirmesi için davacılara uygun bir süre verilmesi gerekir.
4. Eğer diğer mirasçılar davaya katılmaz ve yazılı muvafakat da vermezler ise bu durumda davayı açan mirasçıların terekeye bir temsilci tayin ettirmesi gerekir. Terekeye atanan temsilci, bir kısım mirasçının açtığı davaya icazet verirse davaya tereke temsilcisi tarafından devam edilir. Terekeye temsilci atanması ve tereke temsilcisinin davaya devam etmesi halinde de, ayrıca diğer mirasçıların davaya katılmalarına veya muvafakatlarının alınmasına gerek yoktur.
5. Davayı açan mirasçı, kendisine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca verilen kesin süreye rağmen diğer mirasçıların davaya katılmalarını veya muvafakat etmelerini sağlayamaz ve terekeye temsilci de tayin ettiremez veya terekeye atanan temsilci davaya icazet vermezse davanın reddine karar verilir.
6. Somut olayda; davacılar, dosyada mevcut mirasçılık belgesine göre mirasbırakan ...'un davacılar dışında 3 mirasçısının daha olduğu, her ne kadar davacılar vekili, davacıların miras payı oranında talepte bulunduklarını beyan etmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere davacı mirasçıların payı oranında tazminat talep edilebilmesi mümkün değildir. Bu durumda, mirasbırakanın terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, terekenin tüm mirasçılar tarafından temsil edilmesi gerektiğinden davaya taraf olmayan diğer mirasçıların olurlarının alınması ya da miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozulmasına karar verilmiştir.
7. Bozma nedenine göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Bozma nedenine göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.