"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2039 E., 2024/3067 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 1. Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/64 E., 2022/1062 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma talebinin nitelik itibariyle reddine, incelemenin dosya üzerinde kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının 2004 yılında ihaleler yoluyla kömür sahaların işletilmesi için tek tip standart rödövans sözleşmeleri hazırlayıp dayattığını, tüm şirketlerle birbirinin aynı olan sözleşmelerin imzalandığını, bu sözleşmelerden olan ve Kastamonu ilinde bulunan “Söğütözü Maden Sahasının” 27.12.2004-27.12.2014 tarihleri arası dönemde işletilmesine ilişkin olan sözleşmenin davalının onayı ile hiçbir değişiklik yapılmaksızın 28.11.2007 tarihinde davacı tarafından devralındığını, sözleşmelerin tamamının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 20. maddesinde tanımlanan genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, rödövans sözleşmesinin (26/2) maddesinde “...Sözleşme süresinin bitiminde kömür rezervinin bitmemesi ve işletmecinin talebi halinde sözleşme süresi, tarafların üzerinde mutabık kalacağı bir protokol ile beşer yıllık süreleri halinde uzatılabilir. Bu protokolde son üretim yılına ilişkin asgari taahhüt miktarı esas alınır ve rödovans bedeli o tarihteki TTK'nın ortalama kömür satış fiyatının %15 inden az olmayacak şekilde TTK tarafından belirlenir.” hükmü bulunduğunu, sözleşmelerin süresinin 5 yıl uzatılması için davalı tarafından şirketlere standart protokol imzalanmasının dayatıldığını, şirketlerle imzalanan protokollerin de aynı olduğunu, davalının farklı bölgelerde bulunan ve farklı özellikleri olan satış sahaları için aynı rödövans bedelini tek taraflı belirleyerek dayattığını, iki farklı saha için tek rödövans bedeli dayatılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının protokolü imzalamaya mecbur bırakıldığı ve protokolün 27.12.2015 tarihinde düzenlendiğini, uzama protokolünün 31.12.2019 tarihinde sona ermesi üzerine bu kez 30.01.2020 tarihinde 1 yıllık uzatma protokolü imzalandığını, bu protokoldeki maddelerin de 5 yıllık uzatma protokolündeki gibi davalı tarafından dayatıldığını, sözleşmelerin tamamının genel işlem koşulu niteliğinde ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek; davalıya 2019 yılı için düzenlenen 12 adet fatura konusu toplam 383.986,32TL tutarında borçlu olunmadığının tespitine, 27.12.2004 tarihli sözleşmenin (26/2) maddesi ile 28.12.2015 tarihli uzatma protokolünün (3.), (5.) ve (7/b) maddelerinin genel işlem koşulu niteliğinde olması nedeniyle yazılmamış sayılmasına ve hükümsüzlüğüne, 27.12.2004 tarihli sözleşmenin (26/2) maddesinin davacı lehine “Sözleşme süresinin bitiminde kömür rezervinin bitmemesi ve işletmecinin talebi halinde sözleşme süresi, tarafların üzerinde mutabık kalacağı bir protokol ile beşer yıllık süreleri halinde uzatılabilir. Bu protokolde, son üretim yılına ilişkin asgari taahhüt miktarı esas alınır ve rödovans bedeli, sözleşmenin 7/a maddesinin (2.) cümlesindeki hükme uygun olan “Uzatmanın her üretim yılına ait rödövans bedeli, TÜİK üretici Fiyatları İndeksindeki madencilik ve taşocakçılığı Aralık ayı indeks sayısının bir önceki yıl Aralık ayı indeks sayısına göre değişim oranı (%) kadar artış uygulamak suretiyle her yılın Ocak ayında yeniden tespit edilecektir...” şekilde taraflarca belirlenir. Ancak, bu uzatmanın yapılabilmesi için işletmecinin TTK'ya karşı olan tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olması zorunludur.” şeklinde yorumlanmasının tespitine; 28.12.2015 tarihli protokolün (3.) maddesinin davacı lehine “TTK Genel Müdürlüğü'nün ihaleyi onaylama yetkili organı onayladıktan sonra 2 Nüsha olarak hazırlanan ve taraflarca imzalanan protokol, imzalama tarihi itibarıyla yürürlüğe girer.” şeklinde yorumlamasının tespitine; aynı protokolün (5.) maddesinin davacı şirket lehine “Protokolün başlama tarihi protokolün imzalama günüdür. Protokolün süresi; başlama tarihinden itibaren 5(beş) yıldır.” şeklinde yorumlanmasının tespitine; aynı protokolün (7/b.) maddesinin davacı şirket lehine “Uzatmanın her üretim yılına ait rödövans bedeli, TÜİK üretici Fiyatları İndeksindeki madencilik ve taşocakçılığı Aralık ayı indeks sayısının bir önceki yıl Aralık ayı indeks sayısına göre değişim oranı(%) kadar artış uygulamak suretiyle her yılın ocak ayında yeniden tespit edilecektir.." şeklinde yorumlanmasının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; rödövans sözleşmelerinin genel işlem koşulu niteliği taşımadığını, ihale sonucu işletmeciyle sözleşme imzalandığını, davacının tüm şartları bilerek sözleşmeyi devraldığını, Kurum tarafından bu konuda bir dayatmanın söz konusu olmadığını, uzatma protokollerinin müzakereler sonucunda hazırlandığını, davacının imzalanan protokol doğrultusunda taahhüt ettiği rödövans bedelini ödemekle yükümlü olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; daha önce taraflar arasında görülerek kesinleşen Zonguldak 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/54 Esas sayılı dava dosyası ile eldeki dava dosyasının konusu, tarafları ve sebebinin aynı olduğu, davacı tarafın yazılmamış sayılma, bazı maddelerinin hükümsüzlüğü ve yeniden yorumlanma taleplerinin daha önce hüküm altına alındığı gerekçesiyle, bu talepler yönünden davanın kesin hüküm varlığı sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine; davacı vekilinin 16.11.2021 tarihli dilekçesi ile 210.250,56 TL borçlu olmadıklarının tespiti gerektiğini beyan etmesi nedeniyle beyan etmekle, fazlası yönünden feragat etmiş sayılacağı, bilirkişi raporu ile fatura bedellerinin taraflar arasında akdedilen sözleşmelere uygun olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle; menfi tespit talebinin 210.250,56 TL yönünden reddine, 173.735,76 TL yönünden feragat sebebiyle reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kesin hüküm olarak esas alınan kararda talep konusu hakkında yorum yapılarak hüküm kurulmadığını, kesin hüküm nedeniyle reddin hatalı olduğunu, davalının kamu gücünü kullanarak imzalattığı sözleşme ve protokollerin talep konusu hükümlerinin dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle hükümsüzlüğünün tespiti ile davacı lehine yorumlanması gerektiğini, hükme esas alınan hatalı bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının karşılanmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, rödövans bedeli için düzenlenen faturalar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile taraflar arasındaki sözleşme ve protokolün bazı hükümlerinin geçersizliliğinin tespiti ile davacı lehine yorumlanması istemine ilişkindir.
Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, tarafları aynı olan ve aynı sözleşme ve protokollere ilişkin aynı sebeplere dayalı olarak açılan hükümsüzlüğün tespiti ile davacı lehine yorumlanma taleplerini içerir davanın reddine dair hükmün; Dairemizce onanarak kesinleşmeyle, söz konusu kararın gerekçesiyle birlikte tarafları bağlayıcı kesin hüküm oluşturmasına, bilirkişi hesaplamasının tarafları bağlayıcı sözleşme hükümleri dikkate alınarak yapıldığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.