Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Hukuk Dairesi

Dosya2025/2282 E. 2026/71 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/348 E., 2024/414 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili; müvekkillerinin murislerinden kalan arsadaki hisselerini 27.02.2012 tarihinde noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile 150.000,00 TL bedelle davalılara satmayı vadettiklerini, ancak İstanbul merkezde yer alan bu miktardaki arsanın 150.000,00 TL bedelle satılmasının edimler arası aşırı orantısızlık oluşturduğunu, müvekkillerinin Almanya'da yaşamaları ve piyasadan haberdar olmamalarını fırsat bilen ve arka planda asıl alıcı olarak yer alan aynı taşınmazdaki hissedarlardan Avukat ...'un yönlendirmesi sonucu bu sözleşmeyi imzaladıklarını, müvekkillerinin yanıltıldığını 09.03.2012 tarihinde anladıklarını ve davalılara 17.04.2012 tarihli fesih ihbarı gönderdiklerini ileri sürerek; sözleşmenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili; satış vaadine konu arsa birçok parsele bölünmüş olup bir kısmının hükmen tescil edilerek ilgili belediye ve diğer devlet kurumlarına geçtiğini, yine bir kısmına da idarelerce fiilen el atıldığını, dolayısıyla davacıların hisselerinin serbest piyasada satışının zor olduğunu bildiklerini, ancak böyle olmasına rağmen davacılara 750.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu bedel serbest piyasa alım satım rayiçlerinin üzerinde olup ortada söz edildiği gibi ivazlar arasında bir orantısızlık olmadığını, ayrıca müvekkilleri ile söz konusu avukat arasında hiçbir tanışıklık ya da bağ bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI

Mahkemenin 14.06.2016 tarihli kararıyla; davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

1.Yargıtay (kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 18.12.2019 tarihli ilamıyla; Mahkemece, dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin geçmediği dikkate alınarak, işin esasına girilip taraf delilleri toplanarak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.

2.Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; satış vaadine konu taşınmazların sözleşme tarihleri itibari ile değerlerinin toplamının 1.072.168,00 TL olduğu, gerek temlikname gerek "Makbuz" başlıklı tarafların imzasının bulunduğu evrak, gerekse de banka dekontları incelendiğinde davalılarca taşınmazlara karşılık 750.000,00 TL ödeme yapıldığı, bedeller arasında misli veya fahiş fark bulunmadığı, dolayısı ile aşırı yararlanmadan da bahsedilemeyeceği, davacı tarafça temlik sözleşmesi ve "Makbuz" başlıklı belgenin kendilerinden sadır olmadığına ilişkin beyanlarına karşılık imza incelemesi yapmak üzere ATK raporu alındığı, alınan raporda imzaların davacılara ait olduğunun tespit edildiği, aldatma iddialarına yönelik ise; dinlenen tanık beyanlarında sözleşmenin hile yapılarak imzalatıldığına veya davacıların aldatıldığına dair görgüye dayalı bir beyanın bulunmadığı, davacı tarafça iddia edilen aldatma hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili; uyuşmazlık konusu gayrimenkullerin sözleşme tarihindeki gerçek değerleri, gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi içeriği ve müvekkillerin ileri yaşta olmaları, Türkiye'deki taşınmaz değerlerinden haberdar olmamaları gibi tüm hususların davalı yanların taşınmazları hileli bir şekilde satın aldıklarını ortaya koyduğunu, dosyada yer alan raporda; taşınmazların m2 birim fiyatları rayiç değerinden oldukça düşük belirlenmiş olmakla bu şekilde bile sözleşme tarihi itibariyle 600.000,00 TL'nin 2 katı bir miktar tespit edildiğini, bunun da aşırı orantısızlık olduğunu gösterdiğini, davalı tarafın elden ödeme yapıldığına ilişkin iddiasının gerçek olmadığını, müvekkillerinin hissedar olduğu 10 32... ve 39 parselle ilgili raporda değerlendirme yapılmadığını, Adli Tıp Kurumu raporunda sadece grafolojik inceleme yapıldığını ancak itirazları doğrultusunda sahtecilik incelemesi yapılmadığını, temlik sözleşmesinin imzalandığı tarihte müvekkillerinin yurt dışında olduğunu, bunun da sözleşme ve makbuzun sonradan düzenlendiğini gösterdiğini, dosyada yer alan belgelerde müvekkillerinin aldatıldığının açık olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin hile ve aşırı orantısızlık nedeniyle iptali istemine ilişkindir.

Mahkeme kararında belirtilen gerekçeye, hükme esas alınan raporun Yargıtay denetimine elverişli olmasına, Adli Tıp Kurumu raporunda; inceleme konusu belgelerin imzalardan faydalanılarak oluşturulduğunu gösterir nitelikte bulgu saptanamadığının bildirilmesine ve davacıların hile ve aşırı orantısızlık iddialarını ispatlayamadıklarının anlaşılmasına göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,

Fazla alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu açık olmak üzere,13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§