Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

3. Ceza Dairesi

Dosya2025/8656 E. 2026/1463 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/92 E., 2022/577 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2019/226 E., 2020/333 K.

SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma

HÜKÜM : CMK’nın 223/2-e maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince verilen beraat kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 13.10.2025 tarihli ve 2023/21008 esas, 2025/23809 sayılı tevdi kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.12.2025 tarihli ve KD-2022-89571 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ

İtiraza konusu, sanık ve müdafiinin istinaf talebi dikkate alınmaksızın sadece Cumhuriyet savcısının istinaf istemi inceleme konusu yapılarak bölge adliye mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararındaki hukuka aykırılığın ilgili Yargıtay Dairesince bozma kararı verilerek mi yoksa eksikliği gidermek üzere tevdii kararı verilerek mi çözüleceğinin belirlenmesine ilişkindir.

Konuya ilişkin yargısal içtihatlar incelendiğinde;

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 18.10.2023 tarihli ve 2023/3-205 esas, 2023/542 karar sayılı ilamında benzer bir olayla ilgili olarak; "ilk derece mahkemesince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne ilişkin sanığın da istinaf talebinde bulunması üzerine bölge adliye mahkemesince bu talep değerlendirilmeden karar verilmesinin hükmün kanun yolu incelemesi bakımından bütünlüğünü bozması, ilk derece mahkemesince verilen bir kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesi denetiminden geçmiş olmasının, söz konusu kararın olay tespiti bakımından hatasız olduğu konusunda kesin bir güvence oluşturmaması, Yargıtay'ın görevi olan hukuksal denetimi sağlıklı bir şekilde gerçekleştirebilmesi için somut olayın objektif bir bakış açısıyla, hukuksal açıdan duraksamaya yer bırakmayacak biçimde tespit edilmiş ve delil değerlendirmesinin hatasız şekilde gerçekleştirilmesine bağlı olması, sanık hakkında kurulan hükmün bir bütün teşkil etmesi ve herhangi bir noktadan kanun yoluna gidilmesi veya bozulması hâlinde diğer noktalarının kesinleşmesinin, diğer bir deyişle kısmi kesinleşmenin mümkün olmaması, sanık ve müdafii aynı hükme karşı istinaf yoluna başvurmuş olmalarına rağmen sadece müdafiinin talebi üzerine verilen esastan ret kararının usulüne uygun olarak istinaf yolu incelemesinin sonuçlandırılmış olduğunu göstermemesi, verilen bu esastan ret kararı hukuk aleminde varlığını sürdürürken bu kez sanığın istinaf talebi ayrıca değerlendirilerek aynı hüküm hakkında yeni bir istinaf kararı verilememesi, sanık hakkındaki hükme dair daha önce istinaf merciince karar verilmiş olması hâlinde merciin bu hükmü yeniden incelemesinin ancak daha önce verilmiş kararın bozularak ortadan kaldırılması hâliyle sınırlı bulunması hususları bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın istinaf isteminin bölge adliye mahkemesi tarafından değerlendirilmeksizin yalnızca sanık müdafiinin istemi incelenerek verilen esastan ret kararının bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması akabinde sanık ve müdafiinin istinaf talepleri birlikte değerlendirilerek yeniden karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir." görüşlerine yer vermiştir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi benzer bir konuda itiraz üzerine verdiği 29.02.2024 tarihli ve 2023/21317 esas, 2024/2761 karar sayılı ilamında özetle; "ceza yargılamasının konusunu, suç oluşturduğu iddia edilen iradi bir insan davranışı oluşturur. Kural olarak hukuki anlamda tek bir fiil ile ilgili olarak tek bir yargılamaya yapılır (non bis in idem) ve tek bir hüküm/karar tesis edilir. Hukuk güvenliği ve kesin hükmün otoritesinin korunma zarureti nedeniyle tesis edilen bu tek hüküm/karar, olağan ya da olağanüstü kanun yollarıyla kaldırılmadıkça yeni bir hüküm/karar kurulamaz. Zira hukuk düzeni infazda tereddüde yol açacak, belirsizliğe ve kaosa sebep olacak uygulamalara müsaade etmez." görüşlerine yer vermiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımızın itirazını kabul ederek müdafiinden ayrı istinaf talebi olan sanığın istinaf talebinin değerlendirilmemesini bozma sebebi olarak görmüş ve istinaf mahkemesi kararının bozulmasına hükmetmiştir.

Yine Yargıtay 3. Ceza Dairesi 19.12.2024 tarihli ve 2023/9501 esas, 2024/18861 karar sayılı ilamında ise özetle; istinaf incelemesi sırasında sanık müdafiinin istinaf talebi ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın sadece Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu incelenmek suretiyle karar verilmesini eksik inceleme yönünden bozma sebebi olarak kabul etmiş ve istinaf mahkemesi kararının bu nedenle bozulmasına karar vermiştir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Oluş ve dosya kapsamına göre; ilk derece mahkemesince verilen beraat hükmü yasal süresi içerisinde sanık ve müdafii ile Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edildiği halde, bölge adliye mahkemesince sanık ve müdafiinin istinaf istemleri incelemeye konu edilmeden sadece Cumhuriyet savcısının istinaf istemi incelemeye konu edilerek esastan ret kararı verilmiştir. Yukarıda belirtilen yargısal içtihatlardan da anlaşıldığı üzere, bir sanık hakkında bir hükme ilişkin verilen istinaf mahkemesi kararı bir bütündür. Dolayısıyla aynı sanığın aynı suçuna ilişkin farklı kişiler tarafından yapılan istinaf istemlerinin, istinaf mahkemesince ayrı kararlarda incelemeye konu edinmesi durumunda aynı sanığın aynı suçuna ilişkin birden fazla karar oluşacak hatta bu kararlar birbirinden farklı olabilecek ve bu da temyiz incelemesinde, kesinleşmede ve infazda sorunlara yol açabileceğinden, bölge adliye mahkemesince sanık ve müdafiinin istinaf istemi incelemeye konu edilmeden sadece Cumhuriyet savcısının istinaf istemi incelemeye konu edilerek verdiği esastan ret kararının Yüksek Dairece bozulmasına karar verilmesi gerekirken tevdii kararı vermesinin hukuka aykırı olduğu düşünüldüğünden, Yüksek dairenin tevdii kararına karşı 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü itiraz kanun yoluna başvurmak gerekmiştir.

II. GEREKÇE

Sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hüküm, ilk derece Cumhuriyet savcısı tarafından 14.10.2020 tarihli, sanık tarafından 15.10.2020 tarihli ve sanık müdafii tarafından 19.10.2020 tarihli dilekçeleri ile istinaf edilmesine karşın, bölge adliye mahkemesi tarafından gerçekleştirilen istinaf incelemesi sırasında sanık ve müdafiinin istinaf talepleriyle ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, yalnızca Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu incelenerek hüküm kurulduğu, bu şekilde sanığın adalete erişim hakkının da doğal bir sonucu olan kanun yoluna başvuru hakkının elinden alındığı, sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunu değerlendirmeden karar verilmesi şeklinde gerçekleşen usulü eksiklik Dairemizce verilen tevdi kararı üzerine, bölge adliye mahkemesi tarafından eksik bırakılan taleplerle ilgili verilecek bir kararla giderilebileceği, dosyada sanık dışında başka bir tarafın bulunmaması nedeniyle taraf teşkili, temyizin kanun yolu denetiminin sınırlarının belirlenmesi, kesinleşme ve infazda sorun yaşanması ihtimalinin bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.07.2018 gün ve 2018/19-181-2018/349 sayılı, 04.02.2021 gün ve 2019/16-493-2021/25 sayılı kararlarında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından da benzer nitelikteki usuli eksikliklerin giderilmesine yönelik tevdii kararı verilmesi yönteminin benimsendiği anlaşıldığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

III. KARAR

1. Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE,

2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 13.10.2025 tarihli ve 2023/21008 esas, 2025/23809 sayılı tevdii kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§