"İçtihat Metni"
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.04.2019 tarihli, 2017/101 esas, 2019/172 sayılı kararı
TALEBE KONU İLGİLİ MAHKEME
KARARI : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 04.03.2020 tarihli, 2019/991 esas, 2020/313 sayılı kararı
TALEBE KONU HÜKÜM : TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddesi delaleti ile 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53... . maddeleri
uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 25.11.2024 tarih, 2022/5817 esas, 2024/15107 sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.07.2025 tarihli ve 3 - 2020/45812 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavılığı'nın itiraz yazısı üzerine dava dosyası incelenip gereği düşünüldü:
I- İTİRAZIN KONU VE KAPSAMI:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 09.07.2025 tarihli ve 3 - 2020/45812 sayılı yazısında:
"Dosya kapsamına göre;
Sanığın ... ilçesinde esnaflık yaptığı, örgütün yayın organı olan ... Gazetesi abonesi olduğu, 2007 yılından itibaren hem evine hem de iş yerine bu gazetenin geldiği, dijital inceleme raporuna göre sanıktan el konulan cep telefonunda örgüt elebaşına ait görüntülerin yer aldığı, sanığın 14.12.2015 tarihinde ... ilçesinde bulunan örgüte müzahir ... Özel Eğitim Bilgisayar Yayın Gıda İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. isimli şirkete ait 4 54... parselde kayıtlı taşınmazın 1/2 hissesi ile 4 54... parselde kayıtlı taşınmazın tamamını sırasıyla 20.000 TL ve 33.000 TL bedelle satın aldığı, Mahkememizce yaptırılan keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre taşınmazların suç tarihi itibariyle değerlerinin sırasıyla 217.774,57 TL ve 180.082,82 TL olarak belirlendiği, bahsi geçen tarihlerde örgüte müzahir şahıs ve şirketlerin devletin örgüte yönelik aldığı tedbirlerden korunmak maksadıyla üzerlerine kayıtlı taşınmazları düşük bedellerle örgütle irtibatı ve iltisakı bulunan kişiler aracılığıyla muvazaalı bir şekilde elden çıkarma yoluna gittiklerinin bilindiği, somut olayda örgütle irtibatı ve iltisakı bulunduğu anlaşılan sanığın söz konusu taşınmazları bu kapsamda muvazaalı bir şekilde satın aldığı nitekim tanık ...'in "...son dönemlerde bizim aidatlarımız ödenmeyince müdürümüz olan ... bana ...'ın üzerine olan bir arsa olduğunu, bunun satılınca bizim aidatlarımızın ödeneceğini söylemişti. Bu konuşma tahmini ... gazetesine kayyum atandıktan sonra gerçekleşmiştir" şeklindeki beyanı bir bütün olarak değerlendirildiğinde silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu oluşturacağı, ayrıca FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım ettiği hususunda ortada herhangi bir şüphe de söz konusu olmadığı, açıklanan bu nedenlerle silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan mahkumiyetine dair hükmün onanması gerektiği düşünüldüğünden, dosya kapsamına göre örgüt liderinin talimatı doğrultusunda terör örgütüne yardım etmek kastı ile örgütle iltisaklı bankaya para yatırdığına ve bankacılık işlemleri yaptığına dair bir iddianın veya kabulün bulunmadığı sanık hakkında yazılı gerekçe verilen Yüksek Dairenin bozma kararına karşı CMK'nın 308. maddesi uyarınca olağanüstü itiraz yasa yoluna başvurmak gerekmiştir.
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. İtirazımızın KABULÜ ile,
2. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 25.11.2024 tarihli 2022/5817 esas ve 2024/15107 sayılı BOZMA kararının KALDIRILMASI,
3. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi'nin 04.03.2020 gün ve 2019/991 esas, 2020/313 sayılı kararıyla ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmüne yönelik verdiği istinaf isteminin esastan reddine dair kararın ONANMASI,
4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi,
Arz ve talep olunur." denilmek suretiyle Daire kararının kaldırılması ile hükmün onanmasına ilişkindir.
II- GEREKÇE:
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Her ne kadar Dairemiz ilamında sehven ...'ya talimatla para yatırıldığına dair her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı bir delil bulunmaması nedeni ile hükmün bozulmasına dair karar verilmiş ise de; örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmadığı kabul edilen sanığın, oluş, iddia, mahkeme kabulü ve dosya kapsamına yansıyan eylemleri, sanığın söz konusu taşınmazları muvazaalı olarak satın aldığına dair her türlü şüpheden uzak kesin bir tespitin yapılamamış olması göz önünde bulundurulduğunda; sanığın aşamalardaki savunmalarının aksine, terör örgütüne yardım etmek kastı ile hareket ettiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III- KARAR:
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ üye Sn. ... ile üye Sn. ...'ın karşı oyu nedeniyle oy çokluğuyla REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 3. Ceza Dairesinin, 25.11.2024 tarih, 2022/5817 esas, 2024/15107 sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.05.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY;
Sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine dair kararına tarafımızca iştirak edilmemiş olup itirazın yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
İncelenen dosya kapsamında, sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf "sanığın dosya kapsamına yansıyan eyleminin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne yardım suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkindir.
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Yardım fiilini işleyen failin, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK'nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması ve yapılan yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir. Yardım fiilleri, örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir. Maddedeki suçun oluşması için genel kast yeterli olup, failin iç dünyasını ilgilendiren özel bir saik aranmaz. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, esas 9-242, karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım faaliyeti bir kez gerçekleşebileceği gibi birden fazla da gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise, sanığın hukuki durumunun, örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir.
Somut olaya gelince;
Oluş, mahkeme kabulü, sanık savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna yönelik tam olarak şüpheleri ortadan kaldıracak kanaat edinilemeyen, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile sempati düzeyinde bağlantısı olan sanığın, örgüte yapılabilecek olası operasyonların önüne geçmek maksatlı muvazaalı olarak örgüte ait taşınmazları üstüne alması şeklindeki eyleminin bu güne kadar Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi ve 3. Ceza Dairesinin istikrarlı ve süreklilik gösteren kararlarında da görüleceği üzere "silahlı terör örgütüne yardım etme" suçunu oluşturacağından sayın çoğunluğun "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine" karar verilmesi yönündeki düşüncesine iştirak edilmemiştir.