"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, arsa sahibi müvekkili ile yüklenici davalı arasında akdedilen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre müvekkiline ait bağımsız bölümlerin öngörülen süre ve şekilde teslim edilmediğini, iskan ruhsatının halen alınmadığını, sözleşmede kararlaştırılan kira alacağının davalı tarafından ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, iki bağımsız bölüm için toplam 32.000,00 TL gecikme tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmeye konu taşınmaz üzerinde davacının borçları için konulmuş hacizler bulunduğundan kat irtifakına geçilemediğini ve iskan ruhsatının da alınamadığını, bu nedenle Ocak 2009 tarihinde teslim edildiğini, alacak talebinin fahiş olduğunu, davacının talebine karşılık olarak müvekkili tarafından 29.000,00 TL bedelli senet verildiğini, o senedin de müvekkili aleyhine takibe konulduğunu, bu hususun dikkate alınması gerektiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşmede anahtar tesliminin öngörüldüğü, halen iskan ruhsatının alınmamış olması sebebiyle sözleşmeye göre teslimin gerçekleşmemiş olduğu, yapıda eksiklikler bulunduğundan davacının kira alacağına hak kazandığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 28.276,08 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2) Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan gecikme tazminatı istemine ilişkindir. Davacı, gecikme tazminatı talebine esas olan bütün dönem için aylık sabit daire başına 600,00 TL üzerinden istemde bulunmuştur. Ne var ki, mahkemece hükme esas alınan hesaplamada bir kısım dönem için daha fazla aylık bedel tespit edilmek suretiyle daire başına azami aylık 600,00 TL talep edilmiş olması gözden kaçırılarak hükme varılması, HMK’nun 26. ( HUMK 74. ) maddesine aykırı olmuştur.
Bunun yanında davalı gecikme tazminatı alacağına mahsuben 29.000,00 TL bedelli bono verdiğini savunmuş ise de bahsi geçen bononun gecikme tazminatına karşılık olarak verildiğini diğer delillerle kanıtlayamamıştır. Ancak davalının cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayandığı görülmektedir. Bu nedenle, 14.10.2008 düzenleme tarihli 29.000,00 TL bedelli bononun gecikme tazminatına karşılık olarak verilip verilmediğinin ispatı yönünde davalının davacıya yemin teklif etme hakkı olduğu hatırlatarak, sonucuna göre bir hükme varılması gerekirken bu hususun gözden kaçırılması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
İzah edilen sebeplerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 08.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.