Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Hukuk Dairesi

Dosya2026/516 E. 2026/3532 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1650 E., 2025/1603 K.

DAVA TÜRÜ : Çocukla Kişisel İlişkinin Kaldırılması

İLK DERECE MAHKEMESİ : Keşan Aile Mahkemesi

SAYISI : 2024/202 E., 2025/127 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Boşanma kararı ile birlikte velâyet hakkı verilen taraf bu yetkilerini tek başına kullanmaya başlarken, diğer taraf için velâyeti kullanma hak ve yetkisi sona erer. Ancak velâyeti kullanma yetkisi sona erse bile bu taraf hala çocuğun anası ya da babası olmaya devam etmektedir. Kişisel ilişki hakkı sayesinde çocuğundan ayrı kalan ana veya baba çocuğun yetişmesine katkıda bulunabilir, çocuğun gelişimi hakkında bilgi sahibi olabilir, çocuk ile ilişkilerini sürdürebilir. Bu sayede velâyet ilişkisi sona erse bile iki tarafın birbirlerine yabancılaşması önlenebilir. Kişisel ilişki kurulmasıyla, çocuk velâyet hakkı sona eren tarafın sevgisinden ve ilgisinden mahrum kalmadığı gibi ana babanın da analık veya babalık duyguları tatmin edilmiş olur. Ancak kişisel ilişki kurulması çocuğun üstün yararına aykırı ise kısıtlanabilir ve hatta tamemen kaldırılabilir. Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde de çocukların ana babalarıyla olan kişisel ilişki hakkı “ana babasından veya bunlardan birisinden mahkeme kararıyla ayrı yaşayan çocuğun kendi güvenliğine aykırı olmadıkça ana veya babası ile kurallara uygun biçimde kişisel ilişki kurma hakkına sahiptir.” şeklinde düzenlenmiştir (ÇHS md. 9). Kişisel ilişki konusunda karar verilirken çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından menfaati göz önünde bulundurulmalıdır. Kanun koyucu kişisel ilişkinin düzenlenmesinde hâkime, çocuğun menfaatini gözeterek en uygun bir kişisel ilişki nasıl olacaksa o şekilde karar verme imkânı tanımıştır (TMK md. 182).

Bütün bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlıkta; davacı baba, davalı anne ile ortak çocuk arasındaki kişisel ilişkinin kaldırılmasını talep etmiş, Mahkemece kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması talebinin reddine ancak kişisel ilişkinin yeniden düzenlenerek çocuk ile davalı anne arasında yaş ayrımı yapılarak 5 yaşına kadar yatısız ve 5 yaşından itibaren yatılı olacak şekilde kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiş olup dosyanın yapılan incelenmesinde dosya arasında bulunan sosyal inceleme raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, hakimin takdir yetkisine müdahalede bulunularak bilirkişi tarafından adeta hüküm kurulacak şekilde rapor tesis edildiği, çocuğun annesi ile yatılı kalmasının riskli olduğu belirtildikten sonra 5 yaşından itibaren yatılı kalmasında bu risk faktörünün ortadan kalkmasına yönelik bir açıklamada dahi bulunulmaksızın 5 yaşından itibaren yatılı kişisel ilişki kurulabileceğinin rapor edildiği, bu hali ile raporun çocuğun üstün yararını sağlamaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Bu halde Mahkemece yeniden tarafların yaşadıkları sosyal çevrenin de ayrıntılı şekilde araştırılarak kişisel ilişki noktasında sosyal inceleme raporu alınması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek çocuğun üstün yararının gereklerine uygun şekilde karar verilmesi gerekirken sosyal inceleme raporunun sonuç bölümünde belirtilen şekilde kişisel ilişki kararı verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

KARAR

Açıklanan sebeple;

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§