"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/778 E., 2025/987 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 17. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/407 E., 2024/84 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, asıl davanın reddi, karşı davanın kabulü, kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile nafakalar, kadının kabul edilen ziynet alacağı davası ve mehir alacağı hesabının yapılması yönlerinden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Davacı-karşı davalı erkek vekilinin kadının kabul edilen ziynet alacağı davasına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz yoluna başvurulamaz. Temyize konu edilen miktarın, kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine ve özellikle 25.12.2023 tarihli bilirkişi raporu ile davalı-karşı davacı kadın vekilinin bu bilirkişi raporuna karşı sunduğu 08.01.2024 tarihli dilekçe içeriğine nazaran davalı-karşı davacı kadın vekilinin talebini münhasıran ziynet alacağı olarak sınırladığının anlaşılmasına göre davacı-karşı davalı erkek vekilinin, temyizine konu kadının kabul edilen ziynet alacağı miktarı (74.226,00 TL) dava tarihi (2022 yılı) itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu hale göre davacı-karşı davalı erkek vekilinin kadının kabul edilen ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekir.
Davacı-karşı davalı erkek vekilinin reddedilen yön dışında gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı-karşı davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 175 inci maddesine göre, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 4721 sayılı Kanun'un 176 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, yoksulluk nafakasının toptan ve durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Yoksulluk nafakasının toptan yada irat biçiminde ödenebilmesine karar verilebilmesi için, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile ödeme gücü ve isteklerinin göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır. Somut olayda İlk Derece Mahkemesince kadın lehine yoksulluk nafakası takdir edilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de düzenli ve sürekli geliri bulunmayan, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılan ve boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olmayan kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile erkeğin yoksulluk nafakasına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Her ne kadar sosyal ve ekonomik durum araştırma raporunda kadının çalışmadığı belirtilmiş ise de; davacı-karşı davalı erkek tarafından kadının çalıştığı hususunun bildirildiği anlaşılmakla; Mahkemece yeniden usulünce tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını etraflıca araştırılarak, kadının sürekli ve düzenli bir işte çalışıp çalışmadığının, çalıştığının tespit edilmesi halinde, çalışması karşılığında elde ettiği gelirin düzenli ve sürekli olup olmadığının, kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde bulunup bulunmadığının, işten ayrılmış ise, işten kendi isteği ile ayrılıp ayrılmadığının, tarafların gelir durumlarının birbirlerine yakın veya denk olup olmadığının araştırılarak ve gerekirse tarafların ekonomik ve sosyal durumları, evlilikte geçen süre ve ortak çocuklarının olmaması da dikkate alınarak "hakimin takdir yetkisi" çerçevesinde yoksulluk nafakası yönünden bir defaya mahsus olmak üzere "toptan ödeme" yönünde karar verilip verilemeyeceği hususu da değerlendirilmeden eksik inceleme ile yazılı şeklide karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı-karşı davalı erkek vekilinin, kadının kabul edilen ziynet alacağı davasına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Davacı-karşı davalı erkek vekilinin diğer hususlara yönelik temyizinin incelenmesine gelince;
a)Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA,
b)İlk Derece Mahkemesi kararının kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden yönünden BOZULMASINA, bozma sebebine göre yoksulluk nafakası yönünden belirlenen ÜFE oranında artışının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
c)Davacı-karşı davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.