"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/511 E., 2025/859 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/693 E., 2023/732 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından her iki dava yönünden; davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, reddedilen manevî tazminat talebi, maddî tazminat ve nafakanın miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine göre davacı-karşı davalı erkek vekilinin tüm, davalı-karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflarca açılan karşılıklı boşanma davalarından dolayı Mahkemece yapılan yargılama sonucu erkeğe, davalı eşine henüz hayatta olan babasından kalacak miras mallarına ilişkin psikolojik baskı yaptığı, bu baskıyı davalı kadının aile üyelerinin yanında da yaparak onu rencide ettiği, davalının babası olan tanık ... da devamlı bu konuda baskı yaparak "orayı mı yoksa burayı mı bana bırakacaksın'' diye sorduğu, bu hususta hem eşini hem de eşinin babasını bunalttığı ve bu baskısının son zamanlarda daha da arttığı, ayrı yaşadıkları dönemde de eşi ve çocuklarıyla ilgilenmediği, çocuklarını görmek için hiç gelmediği, kadının ailesi ile ilgili "Senin annenden, ailenden yeter artık, bana çok karşı çıkıyorsun, kendini çok müdafaa ediyorsun" şeklinde bağırarak cümleler sarf ettiği, bu sözleri alt komşularının duyabileceği kadar yüksek sesle bağırarak söylediği dolayısıyla eşini küçük düşürdüğü, davalı eşine ve çocuklara konuşurken sık sık'' lan'' şeklinde hitap ederek argo konuştuğu, aşağılayıcı küçük düşürücü sözler söylediği, kaba davrandığı, davalı eşine ailesinin yanında şerefsiz diyerek hakaret ettiği, agresif davranışlar sergilediği" erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kadının 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı açılan davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve kadın için yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminata, erkeğin karşı boşanma davasının reddine karar verilmiştir. Kararın erkek vekili tarafından her iki dava yönlerinden istinaf edilmesi ile Bölge Adliye Mahkemesince "kadının dava dilekçesinde iddiası olmamasına rağmen mahkemece erkeğe kusur olarak yüklenen 'senin annenden, ailenden yeter artık, bana çok karşı çıkıyorsun, kendini çok müdafaa ediyorsun' şeklinde bağırarak cümleler sarf ettiği, bu sözleri alt komşularının duyabileceği kadar yüksek sesle bağırarak söylediği dolayısıyla eşini küçük düşürdüğü, davalı eşine ve çocuklara konuşurken sık sık ''lan'' şeklinde hitap ederek argo konuştuğu, aşağılayıcı küçük düşürücü sözler söylediği, kaba davrandığı, davalı eşine ailesinin yanında "şerefsiz" diyerek hakaret ettiği, agresif davranışlar sergilediği şeklinde yüklenen kusurların yerinde olmadığı, tespit edilen erkeğin kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinin bulunmaması nedeniyle TMK 174/2 maddesi şartlarının olayda gerçekleşmediği" gerekçesiyle kusura ilişkin gerekçenin düzeltilmesine ve kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, davalı-karşı davacı kadının dava dilekçesi ile "erkeğin sürekli hakaret ettiği" vakasına dayandığı, erkeğin kadına ve ortak çocuklara hakaret ettiği vakasının dinlenen tanık beyanları ile de ispatlandığı anlaşılmıştır. Bu eylemin erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerekir. Bu eylem kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. Yine Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen erkeğin "kadına babasından kalacak miras mallarına ilişkin psikolojik baskı yaptığı, bu baskıyı davalı kadının aile üyelerinin yanında da yaparak onu rencide ettiği, davalının babası olan tanık ...'a da devamlı bu konuda baskı yaparak "orayı mı yoksa burayı mı bana bırakacaksın'' diye sorduğu, bu hususta hem eşini hem de eşinin babasını bunalttığı ve bu baskısının son zamanlarda daha da arttığı" kusurlu davranışlarınında kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder nitelikte olduğu anlaşılmaktadır. Kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası koşulları kadın yararına oluşmuştur. Hal böyle iken Bölge Adliye Mahkemesince kadın yararına uygun miktarda manevî tazminata karar verilmesi gerekirken, hatalı kusur değerlendirmesi ve hatalı gerekçe ile kadının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve manevî tazminat yönünden kadın yararına BOZULMASINA,
2.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı-karşı davalı erkek vekilinin tüm, davalı-karşı davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'e yükletilmesine,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatıran ...'ya geri verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.