Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

2. Hukuk Dairesi

Dosya2025/7615 E. 2026/4127 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/511 E., 2025/900 K.

DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2024/445 E., 2025/59 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından duruşma istemli olarak erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat ve nafaka talepleri yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 14.04.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davalı-karşı davacı ... ile vekili Avukat ... ve karşı taraf davacı-karşı davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2-Somut olayda; İlk Derece Mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki boşanma davasının kabulüne, velayetin babaya tevdiine, çocuklar yararına 10.000,00'er TL tedbir ve iştirak nafakasına, tarafların maddî ve manevî tazminat, kadının ise tedbir ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine karar verilmiş, davalı karşı davacı kadının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ortak çocuklar lehine hükmedilen tedbir ve iştirak nafakasının miktarı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, hükmün bu yönden düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm tesisine, sair istinaf başvurusunun ise esastan reddine karar verilmiştir.

Karar yukarıda sınırlandırıldığı şekilde davalı-karşı davacı kadın vekilince temyiz edilmiştir.

Toplanan delillerden, erkeğin temyiz edilmeyerek kesinleşen kusurlarına göre eşine sözlü ve fiziksel şiddet uyguladığı, kök ailesinin evliliğe müdahalesine izin verdiği, buna karşılık kadının da erkeğin kök ailesi ile görüşmediği ve erkeğin de görüşmesine müdahale ettiği sabittir. Ne var ki kadının sözlü şiddetinin ispatlanmadığı gibi fiziki şiddetinden sonra evliliğin bir müddet devam ettiği, dolayısıyla bu eylemin affedildiği en azından hoşgörü ile karşılandığı anlaşılmakla şiddet vakıasının kadına kusur olarak yüklenmesi doğru görülmemiştir. O halde, gerçekleşen ve ispatlanan kusurlara göre boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyleyken yanılgılı kusur belirlemesi ve değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3- 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür.

Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı karşı davacı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken kadının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadının reddedilen tazminat talepleri yönünden BOZULMASINA,

2.Davalı-karşı davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının ise reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

40.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı-karşı davalı ...'dan alınarak kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren davalı-karşı davacı ... 'ya verilmesine,

Temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§