"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1289 E., 2025/1251 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 9. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/193 E., 2025/202 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafındanile davanın kabulü, kusur belirlemesi, tedbir ve yoksulluk nafakası miktarları ile maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddi yönünden; davacı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi, aleyhine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı kadın vekilinin tüm, davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı erkek tarafından açılan evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı boşanma davasının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı kadının tam kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiştir. Kararın davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilerek erkeğin tazminat taleplerinin reddine, kadın lehine yoksulluk nafakasına, kadının sair istinaf istemlerinin ise esastan reddine karar verilmiştir. Karar taraflarca yukarıda sınırlandırıldığı şekilde temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar "eşi ile ilgilenmeyen, evlilik birliğinin yüklediği yükümlülükleri yerine getirmeyen ve erkeği yalnız bırakıp sık sık müşterek konuttan ayrılan" kadın ile, "depremden korkan kadını evden kovan ve kadının ablasını arayarak kadının müşterek konuta dönmesini istemediğini söyleyen" erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit derecede kusurlu oldukları kabul edilmiş ise de, tarafların Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları değerlendirildiğinde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadın ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden hatalı değerlendirme sonucu boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, aynı zamanda kadının kusurlu eylemlerinin erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak erkek yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir..
4.Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı kadın ağır kusurlu olup lehine yoksulluk nafakası verilmesi koşulları oluşmamıştır. O halde kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı kusur belirlemesi sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararını, kusur belirlemesi, erkeğin reddedilen tazminat talepleri ile kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden davacı erkek yararına BOZULMASINA,
2.Davalı kadın vekilinin tüm, davacı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıran davacıya iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.1.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.